BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bugün, Mîlâdî 2010 senesinin son günü

Bugün, Mîlâdî 2010 senesinin son günü

Hristiyânlıkta; Îsâ aleyhisselâmın doğumu zannedilen yıla sıfır, O’ndan öncesine “mîlâttan önce”, sonrasına da “mîlâttan sonra” denilmiştir...



Bugün, bir mîlâdî sene [2010 senesi] bitiyor ve yarın da yeni bir mîlâdî yıl [2011 yılı] başlıyor. Bu münâsebetle, konuyla ilgili bir-iki kelime yazmak istiyoruz... Takvîmler için, mühim bir hâdise “târîh başı” olarak ele alınır. Meselâ Romalılar, Roma şehrinin kuruluşu olan M. Ö. 753 senesini; Eski Yunanlılar, ilk olimpiyat oyunlarının yapıldığı M. Ö. 776 senesini başlangıç olarak kabûl etmişlerdir. Hristiyânlıkta bu başlangıç, Îsâ aleyhisselâmın doğumu zannedilen târîhtir. O’nun doğduğu yıla sıfır, O’ndan öncesine “mîlâttan önce”, sonrasına da “mîlâttan sonra” denilmiştir. BİR MUHASEBE YAPALIM!.. Bilindiği gibi târîhler, takvîmler: Hicrî (Kamerî, Şemsî), Rûmî, Mâlî, Efrencî, Mîlâdî, Roma [Julien], Gregoryan Takvîmi... gibi isimler alırlar. [Son olarak zikrettiğimiz “Gregoryan takvîmi”ni Fransa ve İtalya 1582’de, Almanya 1700’de, İngiltere 1751’de, Bulgaristan 1917’de, Sovyetler Birliği 1918’de, Yunanistan 1923’te, Türkiye ise 1926’da kabûl etti.] Hicrî takvîmin başlangıcı da, Peygamber Efendimizin Mekke-i Mükerreme’den Medîne-i Münevvere’ye hicretidir... *** Bildiğiniz gibi, 06 Aralık Pazartesi günü, bir Hicrî-kamerî sene (1431 yılı) bitti; 07 Aralık 2010 Salı günü yeni bir Hicrî-kamerî yıl başladı (1 Muharrem 1432). Bugün de mîlâdî 2010 yılı bitip yarın [01 Ocak’ta] 2011 yılı başlıyor. Akıp giden zamân içerisinde, bize emânet edilen ömrümüzü tamâmlamaktayız. Şüphe yok ki, günümüz şartlarında takrîbî 60-70 senelik bir insan ömrü içerisinde, 1 sene çok mühim bir zamân dilimidir [Son istatistiklere göre, Türkiye’de yaş ortalaması 74’e yükselmiş bulunmaktadır]. Çünkü bir “Gün”: 24 sâat, 1.440 dakîka, 86.400 sâniye’dir. Bir mîlâdî yılın kaç sâat, kaç dakika, kaç sâniye ettiğini bulmak için, bu rakamları 365’le, bir hicrî yılın ne kadar ettiğini bulmak için de, 354 ile çarpmak lâzım. Ama sizi rakamlara boğmayalım; sâdece şu kadarını söyleyelim ki bir yıl: 4 mevsim, 12 ay, 52 hafta, 365 gün ve 8.760 sâat [ya’nî 525.600 dakîka]dır. Bizler yeni bir yıla girerken, bir yılımızın muhâsebe ve murâkabesini yapmalıyız; geçen bir sene boyunca, kendimiz ve âilemiz adına; milletimiz ve devletimiz için; insanlık ve Müslümânlık uğruna ne gibi hizmetler, iyilikler, güzellikler, hayırlar, fedakârlıklar yaptığımıza bakmamız lâzım. BAZI ÖNEMLİ HUSÛSLAR Ma’lûm olduğu üzere, İslâmiyette, güneş yılının ayları içinde sayılı herhangi bir mübârek gün yoktur. Meselâ, Martın (20.) Nevrûz denilen günü ve Mayısın (6.) Hıdrellez (Hıdırellez) günü ve Eylülün (20.) Mihricân günü, ba’zı ülkelerde mübârek sayılıyorsa da, Müslümânlıkta bu günlerin diğer günlerden farklı bir değeri yoktur. Noel günü ve gecesi de böyledir. Doğum günü ve mübârek geceler, hep hicrî yıl ile kutlanır. Bütün ibâdetlerde ve dînî faâliyetlerde kamerî aylar esâs alınır. Hac, oruç, kurbân ve bayram günleri, hep kamerî aylara göre tesbît edilir. Haccı, Allahü teâlânın bildirdiği Zilhicce ayında yapmayıp da, mîlâdî bir ayda, meselâ Ocakta yapmak; orucu, Ramazân ayında değil de, Şubâtta tutmak; Cuma namazını Cuma günü değil de Pazar günü kılmak dîni değiştirmek olur. O şekilde yapılan ibâdetler sahîh olmaz. İslâm dîninde, kâfirlerden her kavmin, her memleketin âdeti olarak yaptıkları ve kullandıkları şeylerden, harâm olmayıp, insanlara faydalı olanları yapmak ve kullanmak günâh değildir; onların kullanılmasında herhangi bir mahzûr yoktur. Fakat İslâmiyet, Müslümânların, îmânlarında ve ibâdetlerinde, Müslümân olmayanları taklit etmelerini, onlara benzemelerini, onların dînlerinin ve ibâdetlerinin alâmeti olan şeyleri yapmalarını ve kullanmalarını yasak etmiştir. Kezâ Hindûların bayram günlerine, Mecûsîlerin (ateşe tapanların) kutsal günlerine ve Hristiyanların Noel gecelerine ve diğer paskalyalarına hürmet etmek ve o zamanlarda, onların âdetlerini, onlar gibi yapmak, bu günleri Müslümân bayramı zannederek, onlar gibi birbirine hediye göndermek, eşyâlarını ve sofralarını, onların yaptığı gibi süslemek, o geceleri başka gecelerden ayırt etmek büyük günâh olmaktadır. Fakat “Noel” ile “Yılbaşı” farklı şeylerdir. Yeni yılı tebrîk etmekte, hayırlı olmasını temennî etmekte dînen mahzûr yoktur...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT