BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çankaya Yolları-6-

Çankaya Yolları-6-

“Bir sivilin buraya gelebileceğini göstermemiz lazımdı” diyen Turgut Özal, 31 Ocak 1989’da yapılan ve 285 milletvekilinin katıldığı üçüncü tur seçimde, 283 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı oldu. Özal, 9 Kasım 1989’da da görevi Kenan Evren’den devraldı.



Ozal-Demirel yarışı Turgut Özal ile Süleyman Demirel, sadece Türk ekonomisine verdikleri yön ve Türkiye’ye kazandırdıklarıyla değil; aynı zamanda, Türk siyasetinde oynadıkları rol ve mücadeleleriyle de dikkate değer. 12 Eylül 1980’e kadar devam eden “usta-çırak” ilişkisi; bu tarihten sonra, önce denk kuvvetlerin yarışı, sonra da kavgası şeklinde yansır siyaset arenasına. BAŞBAKANLIĞA HAZIRDI 1980 öncesinde, Demirel hükümetlerinde ekonomiye yön veren Turgut Özal, özellikle Dünya Bankası’nda görev yaptığı yıllarda dünyayı ve dünyanın Türkiye’ye bakışını da yakından tanır. Bir gün Türkiye Cumhuriyeti’nde etkili ve yetkili bir makama gelecek olursa yapacakları kafasında şekillenir bir bir. 12 Eylül askeri müdahalesinin ardından bu şans doğar kendisine. Önce, zorlu pazarlıkların ardından askeri yönetimin ekonomi şefliğini, sonra da kurduğu Anavatan Partisi (ANAP) ile Türkiye’nin başbakanlığını alır. Kendi deyimi ile “Türkiye’ye çağ atlatan” icraatlara imza atar. Sıra cumhurbaşkanlığına gelmiştir. ÇANKAYA’YA GİDEN YOL 1980 Anayasası’nın oylandığı referandumla doğrudan cumhurbaşkanı seçilen Kenan Evren’in süresi dolmak üzeredir. Turgut Özal, Türkiye’de TBMM’nin inisiyatifi ile sivil bir cumhurbaşkanı seçilebileceğini ispat amacındadır. Önceleri niyetini açıkça ifade etmese de her konuda olduğu gibi adı üzerinde başlayan tartışmaları dikkatle takip eder. Sadece çok yakınlarının bildiği cumhurbaşkanı olma niyetini, 1987’de yapılan genel erken seçimlerin ardından Halil Şıvgın açıklar. Şıvgın, Meclis’te önemli bir çoğunluğu elde etmesinin ardından, “Bundan sonra Özal tartışmasız Cumhurbaşkanıdır” der. Muhalefetin “Seçtirmeyiz, Meclis’i boykot ederiz, Çankaya’dan indiririz” tehditlerine aldırmayan Başbakan Turgut Özal, 17 Ekim 1987’de ANAP grubunda yaptığı konuşmada, cumhurbaşkanlığına aday olduğunu resmen açıklar. ANAP’lılar tarafından ayakta alkışlanan karar, içte ve dışta büyük yankı uyandırır. ÖZAL YOLUNDAN DÖNMÜYOR DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel, Özal’a en sert tepkiyi gösterenlerdendir. Demirel, “226 oyu bulur istediğimiz kişiyi Çankaya’ya oturturuz demek yanlıştır... Böyle seçerseniz, grup başkanı seçmekten ne farkı olur”der. SHP Merkez Yürütme Kurulu da, Erdal İnönü başkanlığındaki toplantısında bir bildiri yayınlar. Bildirideki şu cümleler dikkat çekicidir: “Özal veya dikte ettirdiği bir kişi Cumhurbaşkanı olmakta direnirse SHP, çıktığı yerden onursuz bir şekilde indirmekte kararlıdır.” Ancak tepkiler Turgut Özal’ı yolundan döndürmez. Bu arada Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimine yabancıların da ilgisi büyüktür. Dönemin ABD Ankara Büyükelçisi Robert Strausz Hupe, gazeteci Ufuk Güldemir’in bir sorusu üzerine, bugüne kadar Özal’ın görevini devralıp da ondan daha iyi yapan birini görmediğini söyleyerek, övgülerini dile getirir. ABD ve Avrupa’nın önde gelen basın-yayın organları da, Özal’ın cumhurbaşkanlığının kesin olduğunu vurgulayan haber-yorumlarla doludur. 1993’te Gazeteci Etuğrul Özkök’e, “Bir sivilin buraya gelebileceğini göstermemiz lazımdı” diyen Turgut Özal, 31 Ocak 1989’da yapılan ve 285 milletvekilinin katıldığı üçüncü tur seçimde 283 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı olur. 9 Kasım 1989’da da görevi Kenan Evren’den devralır. Türk Cumhuriyetlerine yaptığı gezinin dönüşünde çok yorgun olan Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 17 Nisan 1993 sabahı spor yaparken kalp krizi sonucu vefat eder. Yeni bir Cumhurbaşkanlığı seçimi gündemdedir. Bu iş için DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel en kuvvetli adaydır. KÖŞK İÇİN BASKI Demirel, 181 milletvekiline ve kendisine destek veren partilere güvenerek kolları sıvar. “Galiba bu iş benim üzerime kalacak. Üzerimde müthiş baskı var” sözleriyle aday olduğunu açıklayan Süleyman Demirel, tepki ve destek gürültüleri arasında Köşk’e doğru koşmaktadır. 16 Mayıs 1993’te yapılan oylamada, SHP ve MHP’nin de desteğini alan Demirel, 244 rakamına ulaşır ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı olur. Seçimden önce, “Süleyman çok yoruldu. Dinlenmeyi hak etti” diye görüş belirten Nazmiye hanımı dinlemeyen Süleyman Demirel, durup dinlenmeden çalışmalarını sürdürüyor. Hem de görev süresinin uzatılması konusundaki “ricalar” eşliğinde. Bakalım Türkiye Cumhuriyeti’nin 2000’li yıllarına damgasını vuracak 10. Cumhurbaşkanı kim olacak? Tarihî hataya Gürsoy’dan açıklama Yazı dizimizin ikinci bölümünün üçüncü paragrafındaki; “Türkiye’nin havası birden bire değişmişti. Ancak, Celal Bayar’ın içi yine de rahat değildi. Seçim zaferinden sonra İsmet İnönü’yü ziyaret ederek “Hayatım emniyette midir?” diye sorma gereği duydu” ifadesinde çok önemli bir hata yapılmıştır. “Hayatım emniyette midir?” sözleri, Merhum Celal Bayar’a değil; tam tersi, merhum İsmet İnönü’ye aittir. Bu durum, Tercüman Gazetesi’nde yayınlanan “Atatürk Döneminde İsmet Paşa” adlı yazı dizisinin 4. bölümünde (21 Aralık 1992) şu sözlerle anlatılıyordu: Nitekim İnönü, devlet başkanı olunca başvekilliği yine Bayar’a tevdi etti. Fakat sonra eski husumetler canlandı. 1950’de Demokrat Parti iktidara gelince Bayar, İnönü’yü ziyaret etti. Ona ilk sorusu şöyle oldu: “Hayatım emniyette midir?” Bu tarihi hatanın düzeltilmesi için bizzat arayarak ikaz eden, merhum Bayar’ın kızı Nilüfer Gürsoy hanımefendiye teşekkür ediyor, okuyucularımızdan özür diliyorum. Nilüfer hanımın iki itiraz noktası daha var. Bunlardan biri, merhum Bayar’ın İnönü’ye “Devri sabık oluşturmayacağız” demediği yönünde. Ancak, yine Tercüman Gazetesi’ndeki sözkonusu dizinin anılan bölümünde şu ifadeler yer alıyor: Demokrat Parti’nin iktidarında 1946 seçimlerindeki seçim hilelerinden dolayı tahkikat açtırılacağı bekleniyordu. Fakat Bayar “Devri sabık oluşturmayacağız” diye görüşünü açıklamış ve parti de bu görüşe uymuştu. İtiraz edilen ikinci husus ise, cumhurbaşkanı adaylığı için Ord. Prof. Sıddık Sami Onar’ın adının geçiyor olması. Hikmet Özdemir’in “Devlet Krizi” adlı kitabında yer alan “(...) ilk günlerde cumhurbaşkanı adayı olarak Halil Özyörük, Ali Fuat Cebesoy, Nihat Reşat Belger, Sadri Maksudi Arsal, Hamdullah Suphi Tanrıöver, hatta bir kaynağa göre de Celal Bayar tarafından Ord. Prof. Sıddık Sami Onar’ın adları ortaya atılmıştır.” (Sayfa: 79-80) Konuya açıklık getiren 10 numaralı dip notta ise, kaynak şu şekilde belirtiliyor; Mehmet Aygen, “Cumhuriyetten Buyana Cumhurbaşkanlığı Seçimleri”, Günaydın, 12 Mart 1973. Önemine inandığım bu hususların okuyucularımız tarafından bilinmesini istedim. D.E. BİTTİ
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT