BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ufak at, civcivler de yesin!

Ufak at, civcivler de yesin!

Hayretle izliyorum.. Anlaşılan, atış serbest! Bütçe görüşmeleri dolayısıyla vaziyeti değerlendiren bir fenni iktisatçı, küresel resesyon öncesinde de işlerin iyi gitmediğini, ekonominin 2003’ten bu yana sürekli kan kaybettiğini söylüyor. Cari açığın tohumlarının 2003-2007 döneminde atıldığını, bugünlere böyle gelindiğini, ballandıra ballandıra anlatıyor.



Hayretle izliyorum.. Anlaşılan, atış serbest! Bütçe görüşmeleri dolayısıyla vaziyeti değerlendiren bir fenni iktisatçı, küresel resesyon öncesinde de işlerin iyi gitmediğini, ekonominin 2003’ten bu yana sürekli kan kaybettiğini söylüyor. Cari açığın tohumlarının 2003-2007 döneminde atıldığını, bugünlere böyle gelindiğini, ballandıra ballandıra anlatıyor. Bir ara soruyor: -Peki.. 2003-2007 yılları arasında, olumlu seyreden hiçbir makro gösterge yok muydu? Cevabı yine kendisi veriyor: -Maalesef yoktu! Ekonomi, borç batağına saplanmış durumdaydı. *** Ne demişler? -Ufak at, civcivler de yesin! Gelelim konumuza.. 2003-2007 döneminde: -Yıllık ortalama büyüme, yüzde 6.9 olmuş. -Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 4.6’sı oranında, “kamu faiz dışı fazlası” verilmiş. -Toplam kamu açığının GSYH içindeki payı, yüzde 10’dan yüzde 0.1’e düşmüş. -AB tanımlı genel yönetim nominal borç stokunun GSYH’ya oranı, yüzde 73.7’den yüzde 39.4’e inmiş. -Borçlanmanın vadesi uzamış. -Tüketici fiyatları yıllık enflasyonu, yüzde 39’dan yüzde 8.4’e gerilemiş. Dahası.. -Söz konusu zaman diliminde, cari açığın finansman kalitesi düzelmiş, açığın finansmanında sıcak paranın payı nispi olarak azalmış. Özetlemek gerekirse.. “Mali disiplin ve düşen enflasyona eşlik eden güçlü büyüme” sürdürülebilmiş, ithal enerji fiyatlarındaki muazzam artışlara rağmen, cari açığın finansmanında sıkıntı yaşanmamış. *** İsterseniz, madalyonun diğer yüzünü de şöyle bir hatırlayalım. Şubat 2001 krizinden sonra ne diyorduk? Sabrınızı zorlamadan söyleyelim: “Yol engebeli, merkep topal, yük züccaciye!” diyorduk. Neden mi? -1990-2001 arasında ortalama büyüme, yüzde 3.2’ye gerilerken, enflasyon yüzde 75’e tırmanmıştı. -Ekonomi, 1994, 1999 ve 2001 yıllarında (sırasıyla-6.1,-6.4,-9.5 olmak üzere) üç defa negatif büyümüştü. -Borç/GSMH oranı çıldırmıştı. -Kısa vadeye yoğunlaşan borç stokunu, çok yüksek bir reel faizle, “konsolidasyon ve moratoryum” dedikodularının gölgesinde döndürmek zorundaydık. -Kamu borçlanmasının sığ bir mali sistem içindeki payı, dehşet verici boyutlara tırmanmıştı. -İç borçlanmaya aracılık eden bankacılık sektörünün bilançolarında, bir dizi finansal mayın göz kırpıyordu. -Çökertilen sosyal güvenlik sisteminin, batan bankaların ve kamu bankalarının görev zararlarının getirdiği yük de cabasıydı. Netice itibariyle.. Geçmişin siyasi iktidarları, ekonomiyi ve özellikle de kamu maliyesini, deşifre edilmesi neredeyse imkânsız bir kara kutuya dönüştürmüşlerdi. *** Velhasıl.. Gerektiğinde eleştirelim, ama kara gözlükleri çıkaralım, bardağın dolu tarafını da görelim. Kasvet yapmayalım. Çok mu zor, be hemşo!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT