BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ROPÖRTAJ/ Adı Zerrin, soyadı Hüzün

ROPÖRTAJ/ Adı Zerrin, soyadı Hüzün

Zerrin Özer, feleğin tokadını bir değil birkaç kez yedi. Şimdi onu ayakta tutan hayranlarının sevgisi ... Şimdi uzaklardasın, hayallerdesin, rüyalardasın. Yalnız kendi derdinle, kendi halinde derinlerdesin...



Bu şarkının sözlerini gözyaşları içinde söyleyen, o iri yapısı içinde narin, incebir ruha sahip ve bir o kadar da duygusal olan Zerrin Özer’i farklı açıdan dinlediniz mi hiç? Şayet cevabınız hayırsa işte size fırsat. Onun gözyaşları içinde, “Hayatım” dediği bir avuç dost eylemine birlikte şahit olalım. Bazen bizlerin de derinliklerde dolaştığı anlar vardır. Hayatın daima düz bir yol olduğunu sanırım hiçbirimiz söyleyemeyiz. Kimi zaman çukurlar kimi zaman yokuşlar kimi zaman da keskin virajlarla karşılaşabiliriz. Hayallerde yaşayan, aslında yanımızdadır. Derinlerde olan, kalbimizin enginliğindedir. Bugün hüzünle ve gözyaşıyla sohbet ettim desem, belki çoğunuz şaşıracaksınız. Evet gülümseyen yüzde hüzün, parlak bir ışık yayan gözlerde gözyaşı vardı. Zerrin Özer’in hayatını yönlendiren, bir insanı insan yapan ve diğer canlılardan ayıran duygulardıydı.... O duygularını hayatının rotası olarak belirlemiş ve bırakmış kendisini duygularının akışına. Çevresinde bulunan-ları sımsıkı ve koklayarak öpen bir açlıkla sevmiş. Ve aynı açlığı çevresinden de beklemiş. Peki karşılık bulmuş mu? Bunun cevabını kendi ağzından dinliyoruz.... Zor günler geçirdiniz, hastalık , sevdiklerinizi kaybetmek. Şimdi nasılsınız? Z.Ö : Kortizon tedavisi ile çok zor günler geçirdim. Bana yanlış teşhis konuldu. Bu yanlışlıkla, adeta savaşmak zorunda kaldım. Bir de bu tedaviden sonra, kollarımda falan kaşınmalar başladı. Ayağa kalkamıyorum, oturamıyorum. Yani bütün işlevlerimi kaybettim, sonra Almanya’da vitamin takviyesi falan yapıldı şu anda çok iyiyim. Romatizmal bir hastalıkmış ama tabii yanlış teşhis konulunca, sonucu bu oldu. Şu anda mahkemelik olduk ama bendeki bu tahribata karşın mahkemeye veren doktor oldu. Ben hipokrat yemini etmiş bir insanın nasıl olupda yalan söylediğini anlamıyorum. Aslında ben bu savaşı mağdur durumda olan vatandaşlarımız için veriyorum. Hasta olunca insanın daha çok ilgiye muhtaç olduğu malum ya siz bu ilgiyi dostlarınızdan buldunuz mu? Z.Ö : Ben hastalığım boyunca çoğu zamanımı Almanya’da Bremen’de geçirdim. Benim oradaki yaşantım sanki rezervli bir yaşantı. Dinlenebildiğim, kendimi dinlediğim bir standartım var orda. O yüzden çok fazla kendimi ilgiye muhtaç olarak hissetmedim ve tabii ki yalnız kalmadım, Allah kimseyi yalnız bırakmasın, iradesinin dışında yalnız kalmak çok zor ben hiç böyle yalnızlık çekmedim. Nostalji kaseti Müzik çalışmalarınız hangi aşamada? Z.Ö : Bir nostalji kaseti yapmak istiyorum. Bu konuda çok yoğun istekler var. Benim kasetlerimdeki şarkılardan seçilen bir repertuar oluşturup böyle bir çalışma başlatacağız. Şu anda karşıda bir gece külubünde çalışıyorum, inanılmaz destek görüyorum dinleyenlerimden. Düşünebiliyor musun gece saat üçte beni ayakta alkışlıyorlar. Bu inanılmaz bir duygu. Sanata ve sanatçıya değer veren bir kitle var bu kitle beni arayıp buluyor. Yeni kasetimi dinleyenlerimin istekleri doğrultusunda hazırlamayı düşünüyorum. Ve bu arada ilk kez sana açıklıyorum; yeni kasetim Prestij’den çıkmayacak. Artık oradan ayrı çalışacağım. Bu asla yanlış anlaşılmasın, benim kişilerle hiçbir problemim yok sadece mukavelem bitti ve ben yenilemek istemiyorum. Mesela ben Mahsun’u çok severim insan olarak ama bu iş ayrı bir olay. Söz yazarı Seda Akay, Gülgün ve Anuş benim can dostlarımdı. Allah onlara ömür versin. Anuşum aramızdan madde olarak kayboldu. Kerim benim canımdı, hayatımdı. Kerim’le aramda birşeyler oldğunu yazdılar, keşke olsaydı. İnan bana keşke olsaydı da bu söylenenler, ben de, “Evet doğru” diyebilseydim. Anuş’um benim için çok önemliydi, Kerim ona keza ve böylesine delice sevdiğim insanları üst üste kaybettim bunun acısı hala yüreğimdedir. ( Zerrin Özer bunları anlatırken,sesinin tonu acıdan değişiyor ve gözyaşlarını akıtmamak için özel çaba harcıyordu) Evlilik yok Hayatınızın bundan sonraki kısmını yalnız mı yaşayacaksınız? Z.Ö: Ben evlenmeyi pek düşünmüyorum. Aslında bu manada yalnız da kalmış saymıyorum kendimi. Bir de kendimi geç kalmış gibi hissediyorum. Çocuk sahibi olmak, ailenin sorumluluğunu almak bana çok zor geliyor. (Hakettiğiniz sevgiyi bulamayacağınızı mı düşünüyorsunuz?) Bilakis fazlasıyla hakederek yaşadım. Her ilişkim yürekten yaşadığım ilişkilerdi. Bunu hissetmediğim yani yürekten hoşlanmadığım birisini kolay kolay sevmem. Artık kendimi sevmeye başladım ve bu aşamada kendime olan sevgimin ve kendimle ilgilenmemin azalmasını ya da başkasıyla paylaşılmasını istemiyorum. Ben hiçbir zaman birlikte olduğum insanı saklamadım, çünkü benim gizleyecek hiçbir şeyim yoktu ve birlikte olduğum insana saygı duyardım. Bu benim kendime olan saygımdan kaynaklanıyordu. İlişkilerimi hep bu çerçevede yaşadım ve artık kendimi hayatın akışına bıraktım diyebilirim. Zerrin Özer yüreğini bu denli açık bir şekilde ortaya koyuyor. Peki bu yüreğin içini kaplayan diğer hasletler neler? Z.Ö : Herşeyden önce iyi niyetliyim. Bu benim yaşam tarzım. İnsanları aşırı derecede seviyorum ve mümkün olduğunca fedakarlık yapıyorum. O kadar çok değer veriyorum ki karşımdaki insandan bunun karşılığını göremeyince otomatik olarak kendimi insanlardan çekiyorum. Yani bu çoğu insanda olur, hayata inanır güvenirsiniz. Dolu dolu yaşamaya çalışır ve bu doluluğu paylaşmak istersiniz, siz dolu olan yüreğinizi karşınızdakine sunduğunuz anda, karşıdaki sizin kalbinizi, yüreğinizi boşaltmaya kalkar. İşte o zaman siz boşalmış bir yürekle ortada kala kalırsınız. Bir de ben çok duygusal bir insanım. Benim diğer adım hüzündür adeta. Tek kişilik oyun Şimdilerde, “Ah keşke şunu yapsaydım” dediğiniz neler var? Z.Ö: Opera ve Şan. Operacı olmak isterdim. Bir de tiyatro. Şimdiki planlarımız arasında Sarışın Yalnız Kadın adında tek kişilik bir oyun planımız var. Doktor olmayı çok isterdim. İnsanlara sağlık verebilmek ve ölümden korkmamak. Çünkü ben hastahaneye ve camiye gidemezdim, sonra annem hastalanınca bir hemşire kadar bilgili oldum. İnsan hayatında gerçek acının varolduğunu annemi kaybedince öğrendim. Herkesi koklayarak öpüyorum çünkü iki dakika sonra ne olacağımızı bilemiyoruz. Mesela Ebru beni kahretti. Onda bütün güzellikler mevcuttu. Ama hepimiz ona dua ettik ve tüm Türkiye dua etti, hep o dualar kazandırdı Ebru’yu bize . Ben duaya çok inanan bir insanım. Unutulmayacak Sizin tam gelişme çağında, tazecik hayalleriniz var iken uğradığınız tecavüz olayını düşününce neler hissediyorsunuz? Üzerinden yıllar geçsede bunun sizin üzerinizdeki etki nasıl? Z.Ö : Tabii ki kader konusunda düşüncelerimiz aynı. Ancak bana yapılan o tecavüz olayı sanıyorum ömrüm boyunca hazmedemediğim bir olay. Hayatımın akışı değişti. Düşünsenize, yıllarca ailem için bunu sakladım. Senelerce yorganların altında gözyaşı döktüm. Senelerce bunu içime sindire sindire yaşamaya çalıştım. Benim hayata bakış açımı, hayattan beklentilerimi herşeyimi değiştirdi. Düşünsenize benim “ağbi” dediğim bir insandan böylesine bir zarar görüyorsunuz ... (Gözyaşları) İnsanın aldığı kültür, alt yapısı çok önemlidir. Ben herzaman o anı evlendiğim insanla paylaşmayı düşünen bir insandım, böyle olması beni kahretti. Çok isterdim sevdiğim bir insanla bu duyguları paylaşayım. Olayı ablama söylesem Tülay onu vururdu, annem de kalpten giderdi. Çok acı günlerdi çook...... Burada açıklamadan geçemeyeceğim; ben “Ağbi gibi gördüğüm,sevdiğim saydığım biriydi” deyince çok yakınımda olan Esin Engin( Allah Rahmet eylesin) ağbim ve canım Orhan Gencebay hakkında yorumlar yapılmış. Asla ve asla Her ikisi de benim candan, yürekten sevdiğim, daima bana iyiliklerini gördüğüm kişiler,kesinlikle onları kastetmemiştim. Çikolata krizi Yıllarca biz sizi kilo probleminizle tanıdık, acaba Zerrin Özer bu konuya nasıl yaklaşıyor? Z.Ö : “Kesinlikle yemiyorum kilo alıyorum” diyenlere inanmıyorum. Ben çikolatayla yatardım ve krizim geldiği zaman evde aramadığım yer kalmazdı. Ben fizikten ziyade sanatçı yönümü ön planda tutuyorum. Benim amacım hep halka ulaşmaktı, bunda da başarılı oldum sanıyorum çünkü halkım beni böyle sevdi ve benimsedi. Trilyonlar harcasam böylesine bir sevgiyi oluşturamaz insan..... “Sen başıma gelen en az en çok hatalarım, ah sen her şeye rağmen bana sevap günahlarım. Sen geceler boyu buram buram yandığım, ah sen kokuna hasret uykularla dalaştığım...” Şarkılarda hayatını yaşatan sanatçılar, öylesine doludur ki sevdayla. Onun sevdasını elinden aldığında hayatını söküp atmış olursun. Zerrin Özer bir sevda kadını. Sevda sadece aşk anlamında konu edilmesin onun hayatında. O insanlığa sevdalı. O annesine sevdalı. O dostlarına sevdalı. O güzelliğe ve gülümsemeye sevdalı.....Zerrin’in, gözyaşlarında gülümsemenin sıcaklığı saklı, sarılmasında dostluğunun sıcaklığı farklı. Ve Türk halkının yanında onun yeri apayrı......
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91445
    % -1.5
  • 5.4513
    % -0.73
  • 6.1428
    % -1.25
  • 7.0355
    % -0.45
  • 211.13
    % -0.42
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT