BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ali Binbir ve poğaçalar...

Ali Binbir ve poğaçalar...

“Adamcağız sözünde samimiydi. Ve her akşam o saatte gider, duruma göre 10, bazen 20 bazen 5, her ne kadar poğaça kalmışsa alır yurda gelirdim... Tabii herkese dağıtılacak kadar olmadığı için samimi olduğum arkadaşlara haber verirdim...”



Şimdi bu anons da nereden çıkmıştı? “Ali Binbir... Ali Binbir...” Resmen benim ismim anons ediliyordu. Gecenin bir vaktinde hem de. Tamam da beni kim arar, kim sorardı? Benim bu akşam burada olacağımı kim bilebilirdi ki? Çünkü ben kimseye söylememiştim bu akşam bu öğrenci yurdunda misafir kalacağımı. “Ali Binbir... Ali Binbir...” “Hayırdır inşallah” diyerek aşağıya indim... Bir de ne göreyim, bir sürü öğrenci aşağıya toplanmış. Aklıma yıllar önceki poğaça günlerimiz geldi. Fakat aradan beş sene geçmişti. Benim ismim niçin hâlâ anons edilsindi ki? Anons yapan gence yaklaştım: -Beni mi aradınız? -Yok abi, aramadık... -Az önce ismimi anons ettiniz de? -Hayır abi, ben anons etmedim. -Ama az önce “Ali Binbir” diye anons etmediniz mi? -Şey, evet ama sizin isminizi anons etmedik ki? -Benim ismim Ali Binbir. Bu defa öğrenci gülümsedi. “Bırak abi şakayı” dedi... “Öyle bir isim mi var? Ali Binbir bir şifredir bizde...” -Ne şifresi? -Poğaça şifresi... Kimliğimi çıkartıp “İşte Ali Binbir benim” dediğimde orada bulunan herkes şaşırmıştı ama bir o kadar da ben şaşırmıştım. İyi de neydi bu Ali Binbir ismi ve poğaça şifresi? Dedim ki arkadaşlara: -Getirin şifreyle anons ettiğiniz poğaçaları... Ben de sizinle bir poğaça yiyeyim. Hem de bu efsaneleşen Ali Binbir şifresini anlatayım. 2005 yılıydı. Yatay geçişle Elazığ’dan Marmara Üniversitesi’ne gelmiştim. 3. sınıfa devam edecektim. İstanbul’da da Elazığ’da olduğu gibi İhlas Öğrenci Yurdunda kalmıştım. Yurdumuzun karşısındaki pastane sahibi öğrencileri sahipleniyordu. Demişti ki bana: “Gün içinde satılamayan poğaçalar ertesi gün müşteriye verilmez. Ama istiyorum ki bu poğaçalar israf olmasın. Gece saat 22:30’dan sonra uğra bana. Kalan poğaçaları parasız olarak al arkadaşlarınızla yersiniz.” Adamcağız sözünde samimiydi. Ve her akşam o saatte gider, duruma göre 10, bazen 20 bazen 5 her ne kadar poğaça kalmışsa alır yurda gelirdim. Tabii herkese dağıtılacak kadar olmadığı için kendi samimi olduğum arkadaşlara haber verirdim. Poğaça getirdiğimde arkadaşlara haber vermek için “Ali Binbir” anonsu yapardık. Bu anonsun ne olduğunu anlayanlar durumu öğrenir ve poğaça yemek için aşağıya inerdi. Tabii bir süre sonra ben olmasam da poğaça için anons yapıldığında “Ali Binbir” anonsu bir poğaça şifresi olarak yapılmaya devam etmişti. Yani artık öyle olmuştu ki “Ali Binbir” denildiğinde akla ben değil poğaçalar gelir olmuştu. Tabii bu durum ben üniversiteden mezun olana kadar böyle devam etmişti. Mezun olunca yurttan da ayrılmıştım. Meğer benden sonra da arkadaşlar poğaça alıp geldiklerinde şifre olarak “Ali Binbir” ismini söylemeye devam etmişler. Aslında etmek zorunda kalmışlar. Çünkü poğaça geldiğini başka hangi popüler bir şifreyle nasıl söyleyebilecekler ki? Ne var ki, aradan 5 yıl geçmiş. Beni tanıyan arkadaşlar da birer ikişer mezun olmuşlar... Ama akşamları yurda poğaça getirilme işi ve “Ali Binbir” şifresi ile anons edilmesi sürüp gitmiş. Tabii artık ne anons yapan biliyor “Ali Binbir’in” burada yıllar önce kalan bir öğrenci olduğunu, ne poğaça yemek için aşağıya inen öğrenciler... Durumu öğrenince dediler ki “Allah razı olsun abi. Sayenizde akşamları poğaça yiyoruz.” Ertesi gün oradan ayrılırken gerçekten çok sevinçliydim. Her gün ismimin anons edilmesi bir yana, adım bilinmese de sebep olandan diyerek şahsım için dua sebebiyle... Tabii asıl duayı hayır sahibi pastaneci alıyordu... Allah ondan razı olsun. Ali Binbir-İstanbul Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT