BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Kurbanı mı düşünüyorsunuz?

Kurbanı mı düşünüyorsunuz?

Sabah’tan Ahmet Vardar’ın bir yazısı vardı. Halkın genel şikayetlerini dile getirir içerikte özet olarak demişti ki yazısında: “-Kurbanıma dokunmayın.”



Sabah’tan Ahmet Vardar’ın bir yazısı vardı. Halkın genel şikayetlerini dile getirir içerikte özet olarak demişti ki yazısında: “-Kurbanıma dokunmayın.” Birçok şeyi tek cümleyle özetleyen mükemmel bir ifade ki, bu ifadeyi de ancak mesleğin duayenlerinden Ahmet Vardar söylerdi. Biliyorsunuz son günlerde bir tartışma daha başladı. Kurban ibadeti, “olmalı mı olmamalı mı, şöyle mi kesilmeli böyle mi?” açısından mercek altına alındı. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın komisyon kararı şöyleydi: “-1500 yıldan beri, yani İslamiyetin başından beri bütün islam aleminin, ulemanın ortak ittifakı şudur: Kurbandan maksat, kurban kesmektir.” Burada konu anlaşılmıştı. Peki anlaşılmayan veya tartışmaya halen açık olan ne vardı? “Kurban kesmek illa ki gerekiyorsa, hayvanı bayıltıp öyle keselim. İki türlü bayıltma şekli var. Biri mekanik şok bayıltma, diğeri elektrikle şok bayıltma.” diyordu kimileri de. “Bu da nerden çıktı?” derseniz, hayvanı en az eziyetle kurban edelim diyen hayvanseverlerin fikri. Ne yaparsınız onlar da karışıyorlardı. Galiba maksatları da, hayvanı kesmekten kurtaramıyorlar, bari eziyetsiz olsun. Bu konuda da ortaya şöyle bir sorun çıkıyordu. Bayıltma olsun diyen uzmanlar diyor ki, “Efendim tamam hayvan darbeyi alınca küt düşüyor. Ama kalbi henüz birbuçuk dakika çalışıyor. O birbuçuk dakikada zaten hemen kesiyorlar. Dolayısıyla ölü hayvanı değil, henüz canlı hayvanı kesmiş oluyorsunuz. Leş olmuyor. -Tamam da burada düştükten sonra hemen kesmek önemli değil. Önemli olan şu. Diyelim ki o şekilde bayıltıldı. Ama kesmekten vazgeçildi. Hayvan bir süre sonra tekrar ayağa kalkabilir mi? -Şey, kalkamaz elbet, ölür. -O halde bu mekanik bayıltma işi, bayıltma değil, sert bir darbeyle hayvanı öldürmek demektir ki, bu da hayvanın leş olması anlamına gelir. Olmaz. İkinci bir çeşit olan elektrikli bayıltmada eğer hayvan bir müddet sonra tekrar ayağa kalkabiliyorsa onu ayrıca tartışmak lazım. Neticede kurban ibadetini yerine getirmenin şimdilik en temiz ve şüphesiz yolu, bilinen ve gelenek sel olarak uygulanan şekli. İyi de, bu kez de şöyle bir şikayet var: -Efendim, kurbanlar sokak ortasında, mahalle aralarında orda burda rast gele kesiliyor. Kanıdır işkembesidir şudur budur... Ortalık kokudan geçilmiyor. 2000’li yıllara girerken halen bu tür görüntülere şahit olmamak lazım. Biraz daha derli toplu düzenli olmak gerekir. Eh, bu sözler de, söyleyenin kurban ibadetine bakışı açısından değerlendirildiğinde çok da masum bir niyetle söylenmiş gözükmemekle birlikte, sözleri bu işin, işin doğasında olması gereken bir davranış olduğu için “Elbette öyle olmalı. Ehil kişilerce kesilmeli. Öyle sokak ortasında şurda burda kesilmemeli tabii” diye cevap veriliyor. Neticeyi kelam... Ahmet Vardar, her ne kadar köşesinde “Kurbanıma dokunmayın!” diye yazsa da, öyle ya da böyle ordan olmazsa burdan bir yerden yakalayıp dokunuluyor. Sözü nereye getireceğim. Geçenlerde bir arkadaştan dinledim. Ona da Ragıp Karadayı anlatmış. Ragıp Karadayı, sonradan bu piyasaya girse de, “Artık sinema dünyasında ben de varım” anlamına gelen film çalışmalarıyla haşir neşir birisi. Bir de sinema dünyasıyla... Bir gün yine bu kurban konusu açıldığında bu mesleğin duayenlerinden bir sanatçı demiş ki ona: -Arkadaş elbette kurbanımı keseceğim. Ama şu son günlerde yapılan tartışmalar canımı sıkıyor. Eskiden çağırıyorduk bir kasap, evin önünde hallediyorduk. Şimdi tutup da birisi bir laf eder, benim de asabım bozulur kaldırır bir ters söz söylerim olmaz. Bizim çiçeği burnunda sinemacı gevrek gevrek güldükten sonra diyor ki: -Hem kurban kestirebileceğin, hem böylesi tasa çekmeyeceğin bir yer desem ne dersin? -Eyvallah derim. -Öyleyse al sana bir telefon numarası. Ara ve durumunu anlat. Sana hem teşekkür ederler, hem yardımcı olurlar... Sen de hem ibadetini layıkı vechile yapmış, hem binlerce öğrenciye yardımda bulunmuş, hem de stressiz bir bayram yaşamış olursun. Ragıp Karadayı’nın verdiği telefonu, siz zaten yıllardan beri Türkiye okuru olarak biliyorsunuz. İhlas Vakfı: (0212) 513 99 00 - 20 hat.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT