BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beşiktaş’ın masalları ve bazı gerçekleri!

Beşiktaş’ın masalları ve bazı gerçekleri!

Serdal Adalı patlayıverdi. Neymiş, Abitoğlu takımı yakmış... Olmaz Sayın Adalı! Hakem sizi o gün, hem de gelecek maç için kurtardı.



Serdal Adalı patlayıverdi. Neymiş, Abitoğlu takımı yakmış... Olmaz Sayın Adalı! Hakem sizi o gün, hem de gelecek maç için kurtardı. Toraman‘la Hakan atılsaydı, bu hafta stoperde kimler oynardı ki? Rüştü‘nün yedeği kim olurdu ki? Haaa, soyunma odası baskınları ve en fazla gündüz maçı oynamanız yakınmalarına ben de imza atarım... Sergen neden kaçtı? İnsanların ağzı torba değil ki... Sergen, TRT’deki endamına karşılık 1 milyon dolar alıyormuş. Bana ne de, ama yorumculuk yapmak durumunda olmasına rağmen, taraftar protestosu yüzünden görevine gelmemesine ne demeli? Maç, Beşiktaş-Gaziantep Bld maçı... Kulağıma gelen yorumcu sesi Yılmaz Vural‘ın... Sergen, “Beşiktaş taraftarı bana küfür ediyor, gelmeyeceğim” demesi üzerine TRT görevlilerinin paniğe kapılıp sarıldığı Vural... Devletin televizyonu ne halde anlayın! Türkiye vergi kaçırma cenneti mi? Oh ne ala memleket! Beşiktaş’la Galatasaray’ın toplam 162 milyonluk vergi borcu ince bir Ankara ziyaretinden sonra yine, toplam 6.8 milyona inivermiş. Eeee bizim faal olarak çalışıp, daha cebimize inmeden içinden yarısından çoğu kesilen aylıklarımız ne olacak? Ben de geri isterim arkadaş! Hakkım değil mi? Sen devlet olarak benim “Özal kesintilerimi” de iade etmedin emekli olduğumda... Çok borçlusun bana çooook! Ne olana kadar Alex’le! Aziz Bey kulübün dergisinde “ölünceye kadar başkanım” anlamına gelecek laflar etmişler... Ben böyle algıladım. Başka türlü algılayan varsa, doktora görünsün derim. Eh 1955 model oyuncu Alex‘in, “Geleceğimi düşünmek zorundayım, ailemle görüşeceğim... Kasım oldu hâlâ benimle görüşülmedi. Artık teklifleri gözden geçirmek istiyorum” çanağına küt diye düşen Fenerbahçe, böylece dünya kulübü olma yolunda da önemli bir adım daha attı. Rijkaard izliyor mu? Acaba diyorum, Frank Rijkaard, Stancu, Kazım, Culio, Zapata ve belki de yarın için Yekta, transferlerini gördükçe, geçtiğimiz haziranda ve de daha önceki alış verişlerinden utanıyor mu? Tabii kendisine o facia transferler için onay veren ve devreye girenler için de aynı duygu sorgulanmalıdır. Ah şu hocalar! Ertuğrul Hocam; Son Sivasspor maçının 68 dakikası ile sonrasını bir dikkatli izlesen derim. Bak bakalım, Volkan oyuna girdikten sonra Sivasspor’un yerleşim planları nasıl bir arızaya uğradı... Şota kardeş; Ankaragücü’ne karşı beş önde-beş arkada oynatarak Selim‘i ne hale soktuğunu görebildin mi? Selim acaba gece yattığı yeri bildi mi? Fenerbahçe’ye de aynı kafayla çık, üç gol avans veririm... Var mısın? Şenol Hocam, inat en kötü huylardan biridir. Nasıl olur da, Fenerbahçe karşısında dağılan aynı orta alan, aynı takımla Antalyaspor’a karşı oynadın? On, on beş yüksek topun dışında hiç pozisyona girebildin mi? Daha doğru bir deyişle Colman‘a 86 dakika dayanabildiğin için tebrik ederim... Brezilya’da hayal kırıklığı! Gazetenin biri manşet atmış... Alex, Fenerbahçe’de kalınca, Brezilya’da hayal kırıklığı yaşanmış. Destur! Bunu yazan, bu manşeti atanlar bir gitsin bakalım bu Alex‘i kaç kişi tanıyor kendi ülkesinde? Az kalsın Ronaldinho‘nun karşılanışı ile falan eş değer tutacaklar... Vah vah vah! Aaaa milli takım hocasıymış! Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımı, Galatasaray’ı mideye o kadar indirdi ki, sormayın... Oysa Galatasaray takımında da ABD’den falan gelenler vardı. Hatta bir de devşirme... Ama hoca yoktu... Bir de bu bizim yerlinin milli takımın hocası olduğunu öğrenmez miyim? Fenerbahçe’ye finale doğru hayırlı yolculuk da, Galatasaray ve Milli Takım’a vahlar! Yapma be Selçuk Yula! Efendim; Selçuk Yula muhteremleri, sözüm ona spor yazarı olmaktan nefret ediyormuş, bundan dolayı midesi bulanıyormuş... Gördünüz mü ne hale gelmiş benim mesleğim? Sen kimsin yahu? Tabii gene bir tek ben yazdım... Olsun, sonuna kadar savaş... Tek başına kalsam da... Çünkü ben gazeteciyim, benim mesleğim bu... Ekmek param 43 yıldır bundan... Ne dükkân açtım, ne de... Neyse... Özat’la Schuster’in farkı ne? Hemen cevaplayayım... Schuster Alman, biraz da İspanyol... Ümit ise bizim toprak mahsulü... Bu biiir... İkincisi Schuster büyük firmanın patronu, Ümit ise özellikle son yılları karışıklıklarla geçmiş, zamanında düşmüş, general marifetiyle çıkarılmış bir takımın hocası... Eh, fotoğraf Ümit‘e beş, Schuster‘e önce üç sonra iki maç verecek kadar net değil mi? Peki, bunu reva görenler hangi memleketten?
Reklamı Geç
KAPAT