BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Formaya göre formatlanmak

Formaya göre formatlanmak

Hepimiz forma giymiş gibiyiz. Ne düşündüğümüzün önemi yok. Formamız hangi renk ise o renge göre hazır düşünce kalıpları var.. Onu zihnimize otomatik olarak şarj ediyorlar. Hani askerî tatbikatlarda askerleri ikiye ayırıp mavi dost kuvvetler, kırmızı düşman kuvvetler yaparlar ya.. Onun gibi.



Hepimiz forma giymiş gibiyiz. Ne düşündüğümüzün önemi yok. Formamız hangi renk ise o renge göre hazır düşünce kalıpları var.. Onu zihnimize otomatik olarak şarj ediyorlar. Hani askerî tatbikatlarda askerleri ikiye ayırıp mavi dost kuvvetler, kırmızı düşman kuvvetler yaparlar ya.. Onun gibi. Buradaki tek fark, hangi taraftaysanız karşı tarafı kırmızı zannediyorsunuz. Ben maviyim ama yok.. Mavi isen hangi konuda ne düşünüp ne söylemen gerektiği belli. Ayrıca seçme hakkın yok. İşin garibi oranlar da yıllardır değişmiyor. 65-35... Eskiden seçmenin yüzde 65’i dağınık da olsa sağ partilere oy verirdi. Yüzde 35 sol partilere.. Şimdi bakın yüzde 65 geleneği aynen devam ediyor. Toplumun yüzde 65’i Ergenekon diye bir yapılanmanın olduğuna ve tasfiye edilmesi gerektiğine inanıyor. Yüzde 35’i bunu siyasi ve zorlama bir dava olarak görüyor. Yüzde 65’i Balyozun doğruluğuna inanıyor.. Yüzde 35’i inanmıyor. Yüzde 65’i son dalgada içeri alınan gazetecilerin gazetecilik dışında organize bir şeyler yaptığına inanıyor.. Yüzde 35’i inanmıyor. Bu yüzde 65, eskinin muhafazakâr damarından gelen insanlar değil. Eski tasnifte yüzde 65’in içinde olup yeni tasnifte 35’in içinde yer alan da var.. Tersi de var. At izi it izine karışmış halde.. Ben hep toplumu her halükârda böyle temel konularda ikiye ayıran becerikli bir mekanizmanın olduğuna inanmışımdır. Önce altyapı hazırlanıyor, sonra işaret düdüğü çalınıyor.. Hepimiz koşar adımlarla yerimize geçip iki ayrı grup oluyoruz. Sonra bizi tasnif edenlerin işleri kolaylaşıyor. Hepimize tek tek dert anlatmak zorunda kalmıyorlar. Bir olay duyduğumuz zaman (ki çoğu kurgudur) ne tarafta yer alacağımızı zorlanmadan biliyoruz. Arada kalan yok gibi. İkna ile saf değiştirme ihtimali de yok denecek kadar az. Her ne amaçla tasnif edilmişsek iş bitince bizi tekrar harmanlayıp yeni proje için yeni kriterlerle bir kere daha ayırıyorlar. Yuvarlanıp gidiyoruz diyeceğim ama pek yuvarlanıyor gibi değiliz.. Savruluyoruz. .... İran Irak savaşı yıllarında ( 985-86) Irak’a gidenler derdi ki: Sadece cepheye gidince savaş olduğu anlaşılıyor. Cepheyi görmezseniz şehirlerde yiyip içip eğlenenlerin halinden savaş olduğunu tahmin edemezsiniz.. İşin bir de bu yönü var.. Ekranlar ve internet siteleri olmasa biz de savaşın farkında olmayacağız.. Bizimkinin farkı bize bilmemiz gerektiği kadarını bilmemiz gereken şekilde duyuruyorlar. Kulaklarımız kendi kampımızdan gelen mesajlara açık olduğu için sık sık formatlanmamız kolay oluyor. Kaldı ki bu işin karşı tarafı yok.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT