BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seçim ve sivil itaatsizlik

Seçim ve sivil itaatsizlik

BDP ve Ahmet Türk’ün eş başkanı olduğu demokratik toplum kongresi ‘sivil itaatsizlik’ eylemlerine başladıklarını açıkladı.



BDP ve Ahmet Türk’ün eş başkanı olduğu demokratik toplum kongresi ‘sivil itaatsizlik’ eylemlerine başladıklarını açıkladı. TBMM’nin dört yıl süren yasama döneminin sona ermesine ve seçime 2.5 ay kala böyle bir eylemle neyi hedefliyorlar anlamadık. Eğer amaç Kürt sorununa dikkat çekmek ise bunun için eylem yapmaya gerek yok. Seçim çalışmalarında ve seçim propagandalarında bunu yapmak mümkün. Seçime katılan siyasi partiler bu soruna ilgi göstermeden Kürt kökenli vatandaşlarımızdan oy alamazlar. Bu konuda en katı politikalara sahip olan ana muhalefet partisi CHP’nin bile ciddi bir politika değişikliğine gitmeye çalıştığı açık. Diğer taraftan iktidar partisinin bu sorunun çözümü konusunda son derece istekli olduğu, bugüne kadar ‘tüm engellemelere rağmen’ attığı adımlar ortada. Ayrıca bu sorunun kalıcı çözümünün ancak ‘yeni bir anayasa’ ile mümkün olacağı aşikâr. İktidar partisinin seçimlerdeki en önemli taahhüdü yeni bir anayasa. BDP ve DTK’nın amacı üzüm mü yemek yoksa bağcıyı mı dövmek? Eğer amaç üzüm yemek ise, çıkarsınız meydanlara, bu sorunun çözümüne ilişkin önerilerinizi halka duyurursunuz. Bu sorunun çözümüne ilişkin ortaya somut öneri koymayan siyasi partilere oy verilmemesini talep edersiniz. Kürt kökenli vatandaşlarımız sizin gibi düşünüyorsa oylarını kullanırken uyarılarınızı ve önerilerinizi dikkate alırlar. Bu tutum da sandığa yansır. Ne diyorsunuz parlamentonun kapanmasına bir hafta kala: “Ana dilde eğitim imkânı verilmez ise, KCK sanıkları serbest bırakılmaz ise, yüzde 10 seçim barajı kaldırılmaz ise, askeri ve siyasi operasyonlara son verilmez ise sivil itaatsizlik eylemlerine devam edeceğiz. Hükümet somut bir adım atana kadar meydanlardayız.” Eyvallah, demokratik yöntemlerin dışına çıkmadığınız ve hukuku çiğnemediğiniz sürece bu en tabii hakkınız. Peki Meclis’in kapanmasına bir hafta kala sizce herhangi bir hükümet sıraladığınız bu talepleri şu anda yerine getirebilir mi? Diyelim ki talepleriniz makul ama, seçim ortamına fiilen girildiği bir dönemde bunun istense de yapılamayacağını bilmiyor musunuz? Bal gibi biliyorsunuz ama amacınız bence bağcı dövmek. Seçimin huzur içinde, gürültüsüz-patırtısız bir ortamda gerçekleşmesi sizi rahatsız mı eder? Oyunuzu mu düşürür? Seçim atmosferinde tansiyonu yükseltmek, gerginliği artırmak, bu sorunu gerçekten çözmek isteyen bir iradenin seçeceği bir yöntem olabilir mi? Ahmet Türk “eylemleri demokratik barışçıl yöntemlerle gerçekleştireceğiz” demiş. Tunceli’de olanı gördük. Polis karakoluna saldırmak, güvenlik güçlerine taşla, sopayla, molotofla saldırmak demokratik barışçıl bir yöntem mi? Polisi kışkırtacaksın, çoluğu-çocuğu öne sürüp taşlatacaksın, polis su ve biber gazı sıkınca da dokunulmazlık zırhının arkasına saklanıp polisi tokatlayacaksın! Bunlar mı barışçıl yöntemler? Oysa bu taleplerinizin tamamının; ortalığı germeden, kimseyi tahrik etmeden tartışılmasını sağlayabilirsiniz. Tabii amacınız üzüm yemekse. Sizin gibi düşünmeyenleri tahrik ederek bu sorunun çözümünü engellerseniz, çözüm isteyenlerin elini-kolunu bağlarsınız. Herhalde zaten amacınız da bu, çünkü bu sorunun varlığından nemalanıyorsunuz. TBMM’de grubunuz olmasa, kendinizi milletin meclisinde ifade etmek imkânından yoksun olsanız yaptığınızı makul görebiliriz, sesini duyurmaya çalışıyor deriz. Ama bu imkânınız var ve Türkiye bu sorunu her mecrada tartışıyor. Tartışmayı gerginliğe dönüştürme gayretiniz bu sorunun çözümüne zarar veriyor. Ama amacınız çözüm değil de, oy almak ise ona bir şey diyemem. Bakınız, ‘ana dilde eğitim talebi’ ancak yeni anayasa ile karşılanabilir. ‘Siyasi tutukluları serbest bırakın’ derken iktidarın yargıya müdahale etmesini istiyorsunuz. Bu ‘kuvvetler ayrılığı’ ilkesine aykırı değil mi? Yüzde 10 barajı ile ilgili talebi zaten toplum makul karşılıyor, sorun yok. Kimse durup dururken operasyona çıkmıyor. Dağlarda ve yerleşim birimleri çevresinde eli silahlı insanlar dolaşırken güvenlik güçlerinin onları izlemesini bekleyemezsiniz. Benim güvenlik güçlerine tavsiyem tahriklere kapılmamaları. İsteyen istediği kadar eylem yapsın. Yeter ki hukuku çiğnemesin.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT