BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ah bu reyting yayıncılığı!

Ah bu reyting yayıncılığı!

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öncülüğünde gerçekleştirilen İletişim Kongresi’nde iletişimin dünü ve bugünü masaya yatırıldı



“Cep telefonları ile gelişen bu dünyada artık klasik görüşlerin önemi kalmadı. Bu yüzden reyting yayıncılığı ön plana çıktı. Bizler eleştirsek de toplum bunu istiyor. Klasik gazetecilikte insanlar haber vererek, yorum yaparak toplumda kendilerine yer edinirlerdi. Şimdi reyting yayıncılığında kişi verdiği haberin, yaptığı yorumun önüne geçti... Zorla kabul ettirilen karizmatik insanların egemenliği altında bunaldık. Şikayet edenler ise çözüm üretemiyor. Yarışı sürdürenler ise her gün yeni konularla karşımıza çıkıyor. Bunların çoğu fındık kabuğunu doldurmayacak konular ama psikolojik baskıyı aşamayınca teslim oluverdik... Artık gazeteler de tarihçilere belge sunmuyor. Akıllarına ne gelirse onu yazıyor, büyütüyorlar. Günlük olaylara ulaşmakta güçlük çeken okurlar da aynı yöntemle yükselen köşe yazarlarının hayranı oluverdiler...” Biz yazarsak böyle yazarız İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öncülüğünde gerçekleştirilen İletişim Kongresi’nde iletişimin dünü ve bugünü masaya yatırılırken, bir medya büyüğünün çizdiği tablo yaklaşık bu ifadeleri taşıyordu. Ve zaman zaman bu köşede yaptığımız özeleştirilere yakınlığı nedeniyle aktarmadan geçemedik. Geçen haftanın yayınlarına bakınca reyting gazeteciliği cephesinden oldukça bereketli bir süreç geçirildiği belli oluyordu. Artık gazetelerimizin ana malzemeleri haline gelmeye başlayan polemik habercilik konusunda ise, bir büyük gazetemizin, “Biz yazarsak böyle yazarız” şişinmesi gerçekten ilginçti ve meteorolojik bir öngörünün nasıl bir gazetecilik başarısına dönüşebileceğinin en güzel örneği idi. İstanbul’a yağan oniki saatlik mart karı, Türk yayıncılık tarihine bembeyaz bir sayfa açtı. Ne mutlu. Medya medya nereye? Bu arada, bir tiyatro oyununun medyada meydana getirdiği tepki dalgası ise, reyting yayıncılığının bir başka yüzünü sergilemesi bakımından manidardı. Kandemir Konduk’un “Medya medya nereye” adlı oyunu, akılalmaz bir sarsıntıya neden oldu. Ya da en azından, mizah sınırları içinde bile olsa, eleştiriye ne kadar da kapalı olduğumuzu tescil etti. Üstelik her şeyi ve her kavramı eleştirmeye bu kadar hevesli iken. Medyada neler oluyor? Zentürk’ün dönüşü Kanal 6’daki yönetim değişikliğinden sonra kanaldan ayrılan Ardan Zentürk, yeniden Genel Koordinatörlük görevine geri döndü. Ardan’dan sonra bu görevi üstlenen Aydın Özdalga, ekibi ile birlikte Star’a transfer olunca, Zentürk de geri çağrıldı. Kanal 6’nın haber koordinatörlüğüne ise Can Okanar getirilmişti. Tecrübeli spikerlerden Mesut Mertcan’ın Kanal 6’ya geçtiğini ise daha önce duyurmuştuk. Zeybek mola verdi Eski Devlet Bakanlarından Namık Kemal Zeybek’in sahibi olduğu Ayyıldız Gazetesi, geçen hafta yayınına ara vermişti. Teknik imkansızlıklar ve dağıtımda yaşanan sorunlar nedeniyle verilen aranın birkaç ay süreceği, gazetenin dört ana bölgede basılıp dağıtılabilmesi için fizibilite çalışmaları yapıldığı ve yepyeni bir formatla tekrar yayın hayatına devam edileceği belirtiliyor. Kongre 30 Mart’ta Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin iki yılda bir yapılan Genel Kurulu 30-31 Mart günleri gerçekleştirilecek. Yönetim kurulu için iki listenin kapışması bekleniyor. Kavganın yine Taşan-Güreli arasında geçeceği tahmin ediliyor. Show Basın’ın atağı Show Televizyonu’nun Çukurova’ya satılmasından sonra Show Basın’ın da Doğuş Grubu’na satıldığı yolundaki söylentilerin aslı çıkmadı. Show Basın’ın önümüzdeki günlerde atılıma hazırlandığı belli oldu. Grup daha önce kapattığı bir erkek ve iki kadın dergisini yeniden çıkarmaya hazırlanıyor. Aynı şekilde “Espas 2000 “ projesi ile de bir dekorasyon kataloğu hazırlığı yapılıyor. Grup, bazı yabancı dergiler için de dış ülkelerle temasta imiş. Bir transfer, iki yaşgünü Radikal Dergisi yazarlarından Bilal Çetin geçen hafta gazetesini bırakarak Yeni Binyıl’a transfer oldu. Çetin aynı zamanda gazetenin Ankara Temsilciliğini de üstlendi. Hafta başında ise, Show TV 9. yaşgününü kutladı. Dünya gazetesi ise 19 yaşını bitirip yirminci yıla başladı. Bilgin’den iki hamle Sabah gazetesi ile ATV’nin sahibi Dinç Bilgin’in, biri internet servisi yapacak diğeri ise sinema alanında faaliyet gösterecek iki yeni şirket kurduğu öğrenildi. Her türlü internet servis ve içerik sağlayıcılığı yapacak olan 1 trilyon lira sermayeli “Bilgin İletişim ve Bilişim Hizmetleri Film Prodüksiyon Sanayi ve Ticaret A.Ş.” şirketinde Bilgin Holding’in 750 milyar, Dinç Bilgin’in 205 milyar, Önay Şevket Bilgin ile Esra Bilgin Polley’in 20’şer milyar, Zafer Mutlu’nun 2 milyar, Şükrü Karahasanoğlu, Mustafa Dinçer ile Ali Cüneyt Ortan’ın ise 1’er milyar liralık pay edindiği kaydedildi. TYB’den yazar okulu Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı, 3 aylık kurstan oluşan bir Yazar Okulu açıyormuş. Temel dersleri Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, Prof. Dr. Şahin Uçar, Prof. Dr. Halis Albayrak, Doç. Dr. Şükrü Karatepe, Doç. Dr. Hakan Poyraz ve Dr. Mehmet Önal’ın vereceği belirtilen kursun derslerine ayrıca Gazeteci Nuriye Akman, İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, FP Milletvekili, Gazeteci-Yazar Nazlı Ilıcak, Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, politikacı Hasan Celal Güzel, ANAP milletvekili, Yazar Yılmaz Karakoyunlu, Prof. Dr. İlber Ortaylı, LDP Genel Başkanı Besim Tibuk, Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu ve Merkez Valisi Recep Yazıcıoğlu’nun katılacağı kaydedildi. MEDYA VE ŞİDDET Aşağıdaki araştırma aslında Amerika’da gerçekleştirilmiş ve Amerikan halkının görüşlerini yansıtıyor. Ama Amerikan filmleri ve onları aratmayan yerli reyting yayın anlayışımızla, toplumumuzun da en az Amerikalılar kadar medya şiddeti ile karşı karşıya olduğu gözönüne alınınca, araştırma sonuçları ihtimal bizim için de bir anlam ifade eder gibi geldi. Bakın sonuçlara: Araştırmalara göre halkın yüzde 82’si sinema filmlerinde, yüzde 72’si televizyondaki eğlence programlarında çok fazla şiddete yer verildiğini düşünüyor. Televizyon haberlerinde şiddet içeren suçlara fazlaca yer verildiğini düşünenlerin oranı ise yüzde 57. Herhalde bu oran bizim ülkemizde beş on puan daha yüksek çıkar. Araştırmaya katılanların yüzde 82’si filmlerdeki şiddetin toplum açısından ciddi bir problem oluşturduğu kanaatinde. Televizyondaki şiddetin çok zararlı olduğu konusunda hemfikir olanların oranı ise 1983’ten 1993’e neredeyse iki kat artmış. Yetişkinlerin yüzde 93’lük bölümü medyadaki şiddetin ülkedeki suç oranlarını artırdığını düşünüyor. Medyanın şiddeti eğlenceli ve makbul bir şeymiş gibi gösterdiğini düşünenlerin sayısı da oldukça yüksek. Araştırmaya katılanlar arasında 8-13 yaş arası çocukları olanlar, televizyon haberlerinde şiddet görüntülerine rastladıklarında, çocuklarının görmesini istemedikleri için televizyonları kapattıklarını ya da kanal değiştirdiklerini açıklamışlar. Acaba ülkemizde kaç aile kumanda aletini elinde tutabiliyor dersiniz? Televizyoncu gözüyle Kendi ifadesi ile, canı biraz ortalığı karıştırmak isteyen, televizyon habercisi Hakan Aygün, Takvim’deki köşesinde “İşin içindeki kişi” olarak, haber bültenlerini değerlendirince, ortalığı gerçekten karıştırdı. En çok izlenen haber bültenlerinin analizini yapan Aygün “Yanlış olmasın diye hiç ilişkim olmayan kanalları değerlendirdim” dese de, hemen her kanala bir kulp takmış. Aygün’ün en ilgi çekici tesbitleri, başlıbaşına bir kanal, Show TV’nin karizmatik habercisi Reha Muhtar’la ilgili olanlar. Aygün’e göre Muhtar’ın sırrı reklamlarda. Normal haber süresinin üstünde, bir saat onbeş dakika süren bir bülten hazırlayan Muhtar, diğer üç kanalda haberler bitip, reklamlar başlayınca reytingi kapıyormuş. Bu bakımdan Muhtar’ın haberlerinin ilk yarım saati biraz gürültüye gidiyormuş. Ama sonra tutabilene aşkolsun. Aygün “Muhtar uzatmaları oynuyor” diyesi. Kanal D haberleri konusunda ise, Aygün’ün teşhisi “Biraz polis bültenine benziyor” şeklinde. Bu durumu haber müdürünün eski bir polis muhabiri olmasına bağlayan televizyoncu Defne Samyeli’ni de derin konulara hakim olamamakla tarif ediyor. Hele polisiye haberler Samyeli’nin ağzına hiç mi hiç yakışmıyormuş. Star’ın bültenlerini izleyenlerin iyice azaldığı ve Gülgün Feyman’ın “magazin kraliçesi”ne döndüğü Aygün’ün bir diğer tesbiti. Starcılar magazin ve realiteye sarılarak reyting uğruna hata üstüne hata yapmakta imişler. Özellikle haber bültenlerindeki magazinciliği eleştiren Aygün “Reha Muhtar bile usulen de olsa araya ülkenin ciddi gündemini de sokuşturarak durumu kurtarıyor” diye yazıyor. Aygün, Star’cıların, karnı burnunda Kibariye’yi ana haber bültenine konuk etmelerini ise “Canlı reyting paniği” diye nitelemiş. Birçok programı ile büyük sıçrayış yapan TGRT’nin haber bültenlerinde gerekli değişikliği yapmadığı da Aygün’ün bir başka iddiası. Evet, televizyoncu gözü ile TV haber bültenleri böyle değerlendirilmiş. Bakalım bu eleştirilere, haberciler, ekranlarını kullanarak cevap verecekler mi? Haftanın incisi Ulusal Bilgi Güvenliği Hakim “save as kızım” dedi: “... nickiyle tanınan sanığın, uygunsuz bağlantıları ve resimleriyle sanal devletimizin manevi şahsiyetini alenen tezyif ve tagyir ettiği sabit görüldüğünden, Sanal Ceza Kanunu’na (SCK) göre: Sitesinin 20 yıl süreyle www.bayrampasa.com/kogus 2.html adresindeki sunucuya atılmasına, bilgisayarında mevcut bulunan faresinin sağ tuşunun iptal edilmesine ve klavyesinden “w” tuşunun çıkarılmasına, 4. Sanal Güvenlik Mahkemesi (SGM) tarafından oybirliği ile karar verilmiştir...” Yukarıdaki bölüm, Tutkun Akbaş’ın, hükümetin çıkarmaya hazırlandığı Ulusal Bilgi Güvenliği Teşkilat yasa tasarısını irdeleyen yazısında yer verdiği bir fanteziden alınmıştır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT