BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Arife tarif

Arife tarif

Hastane koridoru... Hiiç hâlim yok, gözlem falan yapamayacağım desem de şartlar zorluyor.



Hastanede muayene sırası... “Acaba niye gelmiş, derdi tasası ne ola ki?” sorularının uçuştuğu yirmi metrekarelik bir koridor. Bekleyenlerin ise hepsi yaşlı teyze. Ben hariç tabii, yanlış anlaşılmasın!.. “Hiiç hâlim yok, gözlem falan yapamayacağım“ desem de şartlar zorluyor! Gel de inceleme; idrarını reçel kavanozuna koyup getiren bir teyze... reçete veren doktora “bir teeeeselli verrr!” diyesiymiş gibi duran depresif bakışlı teyze... “Benim gelin örgütlüyüü bunları” diye torunlarını çekiştiren teyze... Arada yan gözle bana baksalar da hiç oralı olmuyorum. Biliyorum çünkü bu tarz teyzeler kendilerine bir dinleyici buldular mı bitti! Hele de o ölümcül “nasılsın?” soruldu muydu? of oof... “İyi diyelim iyi olalım”dan sonraki akış şeması belli. En son nüksedenden başlanarak sırayla ve de sektirmeden hastalıklar dökülecek; “Şekerim var evladım, yüksek bir de, kolesterolüm var, kalbim var, romatizma desen bir yandan...” Kayıtsız kalıyor, canımın derdiyle uğraşıyordum ki... Dibimdeki teyze dirseğiyle dürttü beni! “Ah yavrım, gafanı da şişirdim. Öksürüğüm çok olur benim. Bakanım da yok, çekiyorum bu zalım derdi!” dedi. “Kesin çoluk çocuğu pervanedir ha” siniriyle başımı çevirecektim ki... “Nefesimi şööle alttan alıp geri çeviremiyom! çok hayın ağrıyo!” dedi. O, o ne biçim tarif yavv! O nasıl bir betimleme?! Tikliler gibi “Nasssı yanee?” dememe kalmadan şov başlamıştı bile... “Şöyyle şuramdan (bağrını döverek) bööyle sanki bi şiş giriyo, buramdan çıkıyo.” Karşısındaki atladı: “Havalardan! Romatizmam var benim de yavrum... artık yürütmez oldu! (Eteği hafifçe sıyırıyor) Aha şu bacakları gördün mü yavrum? Şiş! Yağmurda kalmış tezek gibi!” Tasvirin dehşetiyle sarsılmış, ayak bileğinin az üzerinde koca bir yumru halinde kıvrılıp bırakılmış çoraplara takılı kalmışım... Resmen “Hadi oradan! En baba hastalık benimkisi!” kapışması yaşanıyor. Bir de hepsi bana anlatıp soruyor... Allahtan ninemden biraz tecrübem var; Kafamda yarasalar döneniyo: Yüksek tansiyona, içim sallanıyor; düşük tansiyona tekabül ediyor. Lakin “Tansiyonim ha böle düşiir kalhiir düşiir kalkiiir” ne ola bilemedim... “Yanlarıma bıçaklar saplanıyor... Göğsümde bir serçe pır pır pır pırr... o ilaçlar nassı kabız yapıyor, balta kesmez!.. ağrı önce kolumda, hoop dizime atlıyor sonra. Zımm zımm oyuyor belime kadar... kulaklarım ha böle huuuuvvvv huuvv, kuş sürüsü geçiyor!” Onlar konuşmaya devam ede dursun, ben usulca muayene sıramı bekliyor, bu nevi tasvirlerle edebi coşkunluk, taşkınlık ve şaşkınlık yaşıyorum. Çok yaşayın emi... > Ninem diyor ki; Dert bilmeyen, dert kıymetini bilemez.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT