BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Politik şov gibi

Politik şov gibi

Türk halkının hassasiyetini dile getiren Altan Öymen, resmi muhataplarından önce HADEP ve İHD gibi kuruluşları ziyaret edenlerin iyi niyetli hareket etmelerini istedi.



Avrupalı sosyal demokrat partilerin bünyesinde toplandığı Avrupa Sosyalist Partisi’nin başkanlık grubuna katılan CHP Genel Başkanı Altan Öymen, temaslarını gazetemize değerlendirdi. CHP’nin Avrupa Parlamentosu’na ortak üye olarak kabul edilmesinin son derece sevindirici bir olay olduğunu söyleyen Öymen, bundan böyle Türkiye’nin sesinin Brüksel’de daha fazla duyurulacağına dikkat çekti. Brüksel’de bir temsilcilik açmaya hazırlandıklarını belirten Öymen, Türk yasalarının da zaten buna imkân tanıdığını kaydetti. CHP, Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup toplantılarında, Genel Başkan Yardımcısı İnal Batu veya Genel Sekreter Yardımcısı Şule Bucak tarafından temsil edilecek. TERS ETKİ YAPAR Öymen, “Her gelen Leyla Zana’yı ziyaret etmek istiyor. Daha Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile görüşmeden veya kardeş partisi CHP’yi ziyaret etmeden HADEP’le veya İHD yöneticileri ile görüşüyorlar. Bu davranışlarıyla Türkiye’nin tepkisini çekip, adaylık sürecine darbe mi indirmek istiyorlar?” şeklindeki sorumuz üzerine şunları söyledi: “Bu ters bir durum. Politik mesaj vermeyi hedefleyen bir şov gibi. Avrupalılar, böyle şeylerden kaçınmalıdırlar. Ben niyetler üzerinde konuşmak istemiyorum. İyi niyetli de olsalar sonuç bu. Hapisteki teröristlerin haklarını savunma durumunda olan cemiyetle konuşuyorlar, sonra gidip Dışişleri Bakanı’nı görüyorlar. Bu, ‘benim asıl Türkiye’de önem verdiğim mesele, bu teröristlerin durumu’ demek olur. ‘İlk önceliğim budur’ demek olur ki ters etki yapar. Verimli bir davranış olmaz. Üstelik Avrupa Birliği, Hıristiyan bir kulüp değildir. Bunu Hıristiyan Demokratlar savunuyorlar. Sosyal demokratların asla benimsememeleri gereken bir anlayıştır bu.” Demokraside, insanları veya toplumları dini konumlarından dolayı dışlayan veya ayıran bir tavır olmadığına dikkat çeken Öymen, “Avrupa Birliği Anayasasında da bu böyledir. Avrupa Birliği’ne sadece halkı Hıristiyan olanlar üye olabilir demez. Bu durumda Avrupalı sosyal demokratların Türkiye’ye bakarken, Türkiye’deki din farkını, kültür farkını gözetmeden baktıklarını varsaymak durumundayız” dedi. DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ Öymen, iğneyi Avrupalılara batırırken, çuvaldızı da koalisyon ortağı partilere dokundurdu. CHP’nin sunduğu demokratikleşme paketine itiraz edenlerin, şimdi AB üyeliği için çaba gösterdiklerini ancak fazla hızlı ilerleyemediklerini savunan Öylen, “Bu durum Sayın Başbakan Ecevit’in ‘2004 tarihinde Avrupa’da oluruz’ sözleriyle çelişkili bir durum” diye konuştu. Yine idam cezası Avrupa Parlamentosu, AB üyesi ve adayı ülkelerde insan hakları konusunu ele alan yıllık rapor ile dünya genelinde insan haklarını inceleyen raporları kapsamlı bir şekilde tartışacak. Raporda, Helsinki Zirvesi’nde AB adaylığı tanınan Türkiye’de insan hakları ihlallerinin devam ettiği ve idam cezasının kalkması gerektiği belirtiliyor. * * * Avrupa Parlamentosu Dışişleri ve İnsan Hakları Komisyonu’nun “Dünyada İnsan Hakları” konulu raporu, Fransa’nın Strassbourg şehrinde bu hafta yapılacak genel kurul çalışmalarında ele alacak. Raporda, Helsinki Zirvesi’nde AB adaylığı tanınan Türkiye’de insan hakları ihlallerinin devam ettiğine dikkat çekiliyor. Avrupa Parlamentosu, AB üyesi ve adayı ülkelerde insan hakları konusunu ele alan yıllık rapor ile dünya genelinde insan haklarını inceleyen raporları kapsamlı bir şekilde tartışılacak. Dışişleri ve İnsan Hakları Komisyonu üyesi Danimarkalı Bertel Haarder tarafından hazırlanan raporda, 1998-1999 döneminde, AB üyesi ve aday ülkelerde insan hakları alanındaki gelişmeler ortaya konuluyor. AB’ye aday ülkeler arasında en endişe verici durumunun Türkiye’de gözlendiği belirtiliyor. Ankara’nın aday olmasına rağmen insan hakları ihlâlinin sürdüğünü savunan Haarder, AB adayı ülkelere “Tam üyeliğe ulaşmak için, insan hakları konusunda yükümlülüklerinizi yerine getirin” çağrısını yaptı. İsveçli Liberal Parlamenter Cecilia Malmström tarafından hazırlanan “Dünyada İnsan Hakları” raporunda, Güneydoğu meselesi geniş bir şekilde işleniyor. Terörle Mücadele Yasası’nın değiştirilmesi, Leyla Zana’nın serbest bırakılması isteniyor. “Türkiye’nin, AB ile müzakere sürecine girmek istiyorsa, azınlıklara karşı yaptığı muameleyi değiştirmesi gerektiği” görüşünü dile getiren Malmström, idam cezasını uygulayan hiç bir adayın AB’ye tam üye olamayacağını hatırlatıyor. Raporda, temel insan haklarından biri ve demokrasinin en belirgin işaretinin ise düşünce ve ifade özgürlüğü olduğu belirtiliyor. Türkiye, Çin, Etiyopya ve Suriye’nin basın özgürlüğünü ihlal eden ülkeler olduğunun vurgulandığı raporda, söz konusu ülkelere basın özgürlüğünü garanti altına almaları ve gazetecileri korumaları çağrısında bulunuluyor. Olumlu gelişmeler Helsinki’de Türkiye’ye adaylık statüsü tanınıp, genişleme sürecine alınmasından sonra Brüksel’deki olumlu gelişmeler süregeliyor. Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grubu, Türkiye’yi de diğer 12 aday ülkenin konumuna yükseltti. Sosyalist Enternasyonel üyesi CHP’yi gözlemci statüsünden ortak üyeliğe terfi ettirdi. Batı Avrupa Birliği’ne ortak üye olan Türkiye’ye, Avrupa Savunma ve Güvenlik Kimliği’nde de özel bir yer ve hak verme çabaları devam ediyor. Portekiz Dönem Başkanlığı’nın hazırladığı bir formüle göre, Türkiye, Batı Avrupa Birliği’ndeki kazanılmış haklarını koruduğu gibi, yeni bir takım ayrıcalıklara da sahip kılınıyor. Türkiye’nin Kıbrıslı Rumlarla aynı masaya oturup, kendi ordu ve güvenliğini ilgilendiren konuları görüşmeme doğrultusunda yaptığı itiraz da yerinde bulundu. Türkiye dahil altı ortak üye için ayrı bir grup oluşturuldu. Bu grupta Norveç, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Türkiye, İzlanda yer alıyor. Avrupa Birliği ülkeleri kendi aralarında toplandıktan sonra bu altılı özel grupla bir araya gelecekler ve planlama çalışmalarına devam edecekler. Ancak Lizbon’un geliştirdiği bu formülün, Temmuz başına kadar hayata geçirilmesi şansı az gözüküyor. Fransa kendi dönem başkanlığında bir netice almak istiyor. Üstelik Paris’in, bu formülle ilgili bazı itirazları da bulunuyor. Konuyu yakından izleyen Batılı bir diplomat, bu yeni formül sayesinde Türkiye’ye oy hakkı dışında her türlü kolaylığın sağlanmış olunacağını söyledi. Aynı diplomat “Zaten Avrupa Birliği’ne üye olmayan bir ülkeye, alınacak kararlarda söz söyleme dışında ‘veto’ hakkı verilmesi beklenemezdi. Bu Avrupa Birliği Anayasasını delmek olurdu” diye konuştu.
Reklamı Geç
KAPAT