BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > RÖPORTAJ/ Futbolun üvey evlatları

RÖPORTAJ/ Futbolun üvey evlatları

Hakemler... Kazananın da kaybedenin de hedef tahtası seçtiği, yerden yere vurduğu şansız insanlar... Ancak son yıllarda hakemler de kabuk değiştirdi. Yıllarca “kara gömlekliler” olarak anılan hakemler, artık seslerini daha gür çıkarıyor. Değişim rüzgârlarından onlar da nasibini aldı



Hakemler... Kazananın da kaybedenin de hedef tahtası seçtiği, yerden yere vurduğu şansız insanlar... Ancak son yıllarda hakemler de kabuk değiştirdi. Yıllarca “kara gömlekliler” olarak anılan hakemler, artık seslerini daha gür çıkarıyor. Değişim rüzgârlarından onlar da nasibini aldı. Bu değişimin en büyük mimarı ise; hiç kuşkusuz son iki yıldır Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği’nin Genel Başkanlığı’nı yapan Serdar Çakır. Müthiş iç çekişmelerin yaşandığı, adeta “kaynayan kazan” haline gelen hakem camiasında, uzlaşmacı kişiliği ve yöneticilik anlayışı ile liderlik karizmasını birleştiren Serdar Çakır, Türk hakemliğinin “kişilik ve itibar” kazanmasında en büyük pay sahibi olanların başında geliyor. Uzun yıllar geri plana itilen hakem müessesesine, “şahsiyet” kazandıran Serdar Çakır’ı daha yakından tanımak için evine misafir olduk. Cüneyt babasının yolunda... Gayet “sıcakkanlı” bir şekilde bizi ağırlayan Çakır ailesi, gördük ki; futbolla içiçe... Serdar-Vildan Çakır çiftinin Cüneyt ve Fatma isimli iki evladı var. Cüneyt, üniversite, Fatma ise Anadolu Lisesi’nde okuyor. Cüneyt, babası gibi hakemliği seçmiş. 1993 yılında babasının “hoca” olarak görev yaptığı kursu bitirip, camiaya girmiş. Genç yaşına rağmen, kısa sürede gösterdiği başarı sonucu “aranan” isimlerden biri olmuş. Ziyaretlerine gittiğimiz akşamın ertesi günü, 3. Lig 7. Grup’ta lider Sahrayıcedit ile takipçisi Beykoz’un maçını yönetecekti Cüneyt... Ev halkı, genç delikanlıyı “kampa” almış. Vildan hanım, çok başarılı olmasını istediği oğlunun üstüne titriyor. Yediğinden, içtiğine, yatış saatinden, kahvaltı listesine kadar herşeyiyle ilgileniyor hatta oğlunun çantasını dahi, elleriyle hazırlıyor. “Hakem olması için oğlumu ben teşvik ettim” itirafında bulunan Vildan hanım, “Serdar’a ve hakemlere yönelik ağır eleştirileri görünce önceleri oğlumun hakem olmasına karşı çıkıyordum. Ancak, daha sonra yanlış düşündüğümü anladım ve elimden geldiğince destekledim” diyor. Kayınçoya yanlış Eşinin uzun yıllar Samsunspor ve değişik kulüplerde futbol oynayan “kel” Zafer’le amca çocukları olduklarını söyleyen Serdar Çakır, “Çok enteresandır o zamanlar yardımcı hakem olarak görev yaptığım iki Samsun maçında da büyük hatalarım oldu. Hem de kayınbiraderimin takımına karşı... İzmir’deki bir Karşıyaka maçında ofsaytı atladım ve Samsunspor yediği o gol sonrası sahadan mağlup ayrıldı. Bir kere de Zafer’in attırdığı bir golü iptal ettirdim, akşam televizyonda izleyince; yine hatalı olduğumu gördüm” itirafında bulunuyor. Hakem eşi “Hakem eşi olmak sizi nasıl etkiliyor?” diye soruyoruz Vildan Çakır’a... “Çok zor” diyor ve ekliyor: “Zaman zaman acımasızca eleştiriliyorlar. Eleştiri tabii ki olacak ama kişiliğe dönük eleştiriler asla ve asla olmamalı. İnanın, Serdar maç tebligatı aldığı zaman, ben ondan çok heyecanlanıyorum. Aman hata yapmasın, inşallah bir tatsızlık olmaz, evimin huzuru bozulmasın diye sürekli dua ediyorum. Kötü yönettiği bir maç sonrası, kendimizi toparlamak haftalar alıyor. Niye bu stres, niye bu gerginlik bir türlü anlam veremiyorum. Neticede bir spor müsabakası oynanıyor”. Eleştiriler önce aileden... “Serdar’a en ağır eleştiriler benden gelir” diyen Vildan hanım, çok iyi bir futbol izleyicisi olduğu konusunda bir hayli iddialı. Araya girip, “Asıl Futbol Mahkemesi evde kuruluyor” şeklinde esprili bir yaklaşımda bulunan Serdar hoca, maçta yaptığı hataların hesabını ilk olarak evinde veriyormuş! “İyi ve hatasız biten maç sonrası, dünyalar benim oluyor” şeklinde konuşan Vildan hanım, böyle durumlarda mutluluktan uçtuğunu söylüyor. Hakemliği “nankör bir meslek” olarak yorumlayan Çakır ailesi, yine de bu camiada olmaktan gurur duyduklarını üstüne basa basa vurguluyor. Hayatlarının “başarıya” endeksli olmasına alışmışlar artık! Vildan hanım sohbetimizin sonunda kısa bir cümleyle, “Mutluluk çok kısa, üzüntümüz ise günlerce sürüyor” diyerek yaşantılarındaki acı gerçeği ortaya koyan can alıcı sözleri sarfediyor... Ve, günün birinde futbolun sadece “spor” olduğunun farkına varılmasını temenni ediyor! Saha dışında ne iş yapıyor? ğ Futbol sahalarının tek hakimi hakemler hayatlarını kazanmak için birbirinden değişik mesleklerde çalışıyorlar. İşte Türkiye’nin belli başlı hakemlerinin yeşil sahaların dışındaki işleri. Metin Tokat: Tapu Kadastro’da bilgisayar uzmanı İlhami Kaplan: Tüccar-İthalat, ihracat Muhittin Boşat: Personel müdürü Orhan Erdemir: Sigortacı Oğuz Sarvan: Öğretim görevlisi Erol Ersoy: Astsubay Mustafa Çulcu: Subay Ayhan Yücebilgiç: Memur Murat Ilgaz: Bilgisayar mühendisi (Emekli subay) Ali Uluyol: Astsubay Yılnur Önen: Tıp doktoru Mustafa Arslan: Subay İsmet Arzuman: Astsubay Zafer Önder İpek: Memur Kâzım Erçakır: Memur Sabahattin Şahin: Astsubay Erdal Güleç: Subay Metin Karaaslan: Beden eğitimi öğretmeni Sadık İlhan: Astsubay Selçuk Dereli: Beden eğitimi öğretmeni Hamdi Köse: Sağlık memuru Cem Tosyalı: Tıp doktoru Musa Eryılmaz: Beden eğitimi öğretmeni Kadir Tozlu: Öğretmen Serdar Çakır: Özel şirkette şef Mustafa Kalkandelen: Migros yönetim kurulu üyesi, genel müdür yardımcısı İsmet Cengiz: Öğretmen Metin Seval: Eczacı Levent Yardımcı: Mühendis Bülent Uzun: Astsubay Ünsal Çimen: Serbest ticaret Sebahattin Bitirim: Astsubay Çetin Maksut Sarıgül: Serbest ticaret Şahin Taşkınsoy: Astsubay İbrahim Aksoy: Serbest ticaret Mutlu Çelik: Serbest ticaret Ali Aydın: Fabrikatör Sabit Hacıömeroğlu: Öğretmen Serdar Tatlı: Beden Terbiyesi İl Md. Yrd. Namık Kemal Demiroğlu: Memur erdar hocaya ilk sorumuz, “Neden hakemlik?” oldu... “Amatör Küme’de uzun yıllar futbol oynadım. Genç, heyecanlı ve fedakârca görev yapmaya çalışan hakemleri görünce, bu camiaya sempati duyduğumu anladım. Ve 1982 yılında kursu bitirip, sahalara ilk adımımı attım. 18 yıldır, tam sayısını bilmiyorum ama 1000’in üzerinde maç yönettim” Tribünler yıkıldı Uzel Makine Sanayi İnsan Kaynakları Bölümü Sosyal Hizmetler Sorumlusu olarak görev yapan Serdar hoca, hakemlikte 18 yıl boyunca acı, tatlı bir çok anısı olduğunu vurguluyor. Kuşadası’nda yönettiği Kuşadası-Aydın maçını ise asla unutamayacağını söylüyor. “Oyunun en heyecanlı bölümleriydi. Kuşadalı bir futbolcunun attığı sert bir şut direkte patladı, o an müthiş bir gürültü oldu. Direkten dönen topun bu kadar gürültüye neden olamayacağını bildiğim için, arkama dönüp bir baktım ki; portatif tribünler çökmüş. Birçok yaralı var. Hemen maçı tatil edip, ambulansları sahaya aldırdım. Yaralılar hastaneye taşındı, maç yarıda kaldı”...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT