BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İclal ağabeyine açılıyor...

İclal ağabeyine açılıyor...

İclal telaşlı tavırlarla girdi evden içeriye. Hemen seslendi mutfağa doğru: - Anne, ben geldim...



İclal telaşlı tavırlarla girdi evden içeriye. Hemen seslendi mutfağa doğru: - Anne, ben geldim... Cevap veren olmadı. Merakla uzattı kafasını. Kimse yoktu. Üzerini çıkarttı. “Herhalde evde yok annem” diye düşündü. Odasına gitti. Elini yüzünü yıkayıp salona geldi. O anda bir çığlık attı korkuyla. Koltukların en diptekinde ağabeyi Ferhat oturuyor, gülerek bakıyordu kardeşine: - Ay, aşk olsun ağabey, aklım başımdan gitti. Ne kadar fenasın! Kahkahalar atıyordu Ferhat. Oldukça yakışıklı bir adamdı. Top bir sakalı vardı biçimli çenesinin üzerinde. Tıpkı kardeşi gibi yemyeşil gözleri zekice parlıyordu. Sarılıp öptü İclal’i: - Özledim kız seni, neredeydin? - Annem yok mu, nasıl girdin içeri? - Bacadan. Benim anahtarım yok mu kız, açıp girdim... Annem yok. Hepiniz gezenti olmuş çıkmışsınız. Bir saattir oturuyorum tek başıma. Kendime kahve yaptım, bir şeyler yedim... İclal kendini koltuklardan birine attı: - İyi ki geldin, ben de seninle konuşacaktım zaten. Hazır ikimiz yalnızken... Ferhat koltuğuna döndü, iyice yerleşti, ayak ayaküstüne atarak kardeşine gülümsedi: - Konuş bakalım, hayırdır.... İclal yutkundu. Gözlerini yere çevirdi. Ağabeyinin yüzüne bakmadan konuşuyordu: - Bir genç var. Benimle çok yakından ilgileniyor. Bu gün onun evindeydim. Annesiyle tanıştırdı beni. Daha önce de babasıyla tanışmıştım. İyi bir genç. Bizim sınıftan. Önceden de tanıyordum ama bu kadar samimi değildik. Nasıl oldu ben de anlamadım. Bir anda arkadaş olduk. Ama ben bir şeyler sezinliyorum... Ferhat güldü: - İşte o müthiş içgüdü!. Kadınlarda en hayran olduğum şey bu işte. İçgüdüleri... İclal kaşlarını çattı: - Dalga geçme de dinle... ben de seninle tanıştırmak istiyorum. Bana en güzel sen bir şeyler söyleyebilirsin. Genç avukat ciddi bir şekilde eğildi kardeşine doğru: - Aranızda açıklanmış bir şey var mı? - Hayır, hiçbir şey... İçgüdülerim bana farklı olduğunu söylüyor. Yalnız birkaç kere onun için özel bir insan olduğumu söyledi. Ferhat arkasına yaslandı tekrar. Kardeşini süzdü yukarıdan aşağıya: - Biliyor musun, senin büyüdüğünü bir türlü kabullenemiyorum. Böyle insanlar çıktı mı ortaya kızıyorum onlara elimde olmadan. Seni çok sevdiğim için paylaşmak istememek herhalde. Ne kadar fena bir duygu... Tamam güzelim. Ne zaman istersen ben bu gençle tanışmaya hazırım. Ailesi ne iş yapıyor beyimizin? - Babası doktor. Doğan Serdaroğlu... Ferhat gözlerini kıstı. Düşündü birkaç saniye. Dudak büktü: - Hiç yabancı değil bana bu isim. Tanınmış bir isim olsa gerek. Delikanlının adı ne? - Oktay... Oktay Serdaroğlu... Sevgiyle baktı kardeşine. Başını salladı “tamam” der gibi. O sırada kapının açıldığını duydular. Muazzez hanım telaşla girdi içeriye. Oğlunu ve kızını bir arada görünce hayretle bağırdı: - Aaaa, siz burada mıydınız? Hoş geldin Ferhat, Ece nerede? - Ece Ankara’ya gitti anne görevle. Ben yalnızım. Buraya geldim. Sizde kalacağım birkaç gün. İclal bir çığlık atarak atıldı ağabeysine. Ferhat kaçıyor, o kovalıyordu. Bir yandan da bağırıyordu arkasından: - Aşk olsun sana, bana söylemedin kalacağını, alacağın olsun senin! * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT