BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Buhar olup uçtular sanki!..”

“Buhar olup uçtular sanki!..”

Müzeyyen hanım kaşlarını kaldırdı. Şüpheli bir ses tonuyla: - Karakol bir şey olsa haber verirdi, buranın adresi var poliste... dedi.



Müzeyyen hanım kaşlarını kaldırdı. Şüpheli bir ses tonuyla: - Karakol bir şey olsa haber verirdi, buranın adresi var poliste... dedi. - Kendim gidip sorayım abla, ne olur, içim içime sığmıyor yoksa, hem kendimi de iyi hissediyorum, oturdukça bunalıyorum. Boyun büktü yaşlı kadın. Yine de gönülsüz bir sesle: - İyi ya, Nafiz kızmaz inşallah... diye mırıldandı. - Kızmaz kızmaz, neden kızsın ki, sonra geleceğim yine... hemen kalktı sofradan. Yeni doğmuş bir bebek gibiydi aslında. Tedirgin, korkak, şaşkın, pardösüsünü giydi, eski çantasını aldı: - Şimdilik Allahaısmarladık abla, akşama görüşürüz. Dışarıya çıkınca yıllardır dört duvar arasında kalmış gibi irkildi. Güneş ışıkları gözünü almıştı. - Allah kimseyi hapse düşürmesin... diye mırıldandı. Utandı sonra düşüncelerinden. Bu yaşlı insanlar onun sağlığı, iyiliği için alıp getirmişlerdi kendi evlerine. Orayı bir hapishane gibi değerlendirmesinden mahcup olmuştu. - Nankörlük ediyorum, Allah affetsin... diye geçirdi içinden. Aşağıya doğru yürümeye başladı. Önce karakola uğrayacaktı, belki bir ip ucu bulmuş olabilirlerdi. Komiser Vedat onu görünce heyecanla fırladı masasından: - Vay, Seher teyze, geçmiş olsun yahu, korkuttun bizi. - Sağ ol komiser bey oğlum, teşekküre geldim size. Yardımlarınız için. Genç komiser başını eğdi yana doğru: - Sağolasın teyzeciğim, biz mahcubuz esas sana karşı, bir gelip soramadık hatırını, ama o akraban olan amca hep haber verdi bize. Gülümsedi kadın. Yorulmuştu. Hemen oracıktaki sandalyeye çöktü: - Verir, Allah razı olsunlar, iyi insanlar. Onların yanındayım şimdi. - Tabii ya, evde tek başına olmazdı zaten. Neyse, gelmiş geçmiş olsun, bir çay söyleyeyim sana... Kadın elini kaldırdı: - Zahmet etme oğul, içmem. Yeni kahvaltı ettim. Ben şeyi soracaktım.... Korkuyla dikti gözlerini komiserin yüzüne. Sanki kötü bir haber almaktan korkuyor gibiydi: - Bir gelişme var mı acep? Vedat arkasına yaslandı, acıyarak baktı saçları ağarmış kadına: - Sana güzel haberler vermeyi çok isterdim teyze ama yok. Buhar olup uçtular sanki... Yıkılmıştı kadın. Aslında çok da umutlu gelmemişti buraya ama yine de bir ışıktı beklediği. Çaresiz büktü boynunu: - Anlıyorum oğlum, ne yapalım... - Biz sana hemen haber veririz Seher teyze, korkma ama eninde sonunda bulacağız kızını. - İnşallah oğlum, inşallah, Rabbimden dileğim de o zaten. Fazla oyalanmadı karakolda. İzin isteyip çıktı. Yavaş yavaş yürüyerek yokuşun başına geldi, birazcık soluklandı, sonra bir gayretle tırmanmaya başladı. Kezban’ın büyük oğlu yokuşun yarısına geldiği zaman gördü onu. Koşarak geldi yanına. Koluna girdi. Şefkatle gülümsedi ona Seher. Eve varabildikleri zaman nefes nefese kalmıştı. Kezban ise sevinçle koştu yanına. Sarıldı boynuna, iki yanağından öptü. Yaşadığı ve paylaştığı acılar, bu iki gurbet kuşunu yakınlaştırmıştı birbirine: - Çok şükür Seher abla, seni ayakta gördüm nihayet... Hemen bir sandalye çıkardı kapının önüne. O çekingen, ürkek Kezban gitmişti. Sevgisini bu güne kadar göstermediği, hep çekingen davrandığı komşusunu gördüğüne samimiyetle memnun olduğu her halinden belliydi: - Bir soğuk ayran yapayım, iyi gelir abla... - İstemez kızım, zahmet etme. Öylesine geldim, bırakmıyor beni Nafiz dayılar. Göndermiyorlar evime. Halbuki ben burada olsam daha rahat edeceğim. Kendi halimde olacağım... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95614
    % 1.63
  • 4.7605
    % -0.68
  • 5.568
    % -0.79
  • 6.2417
    % -0.76
  • 188.172
    % -0.92
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT