BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Fazilette devinim

Fazilette devinim

Yıllar öncesinin bir büyük kongresini hatırlıyorum. Erbakan liderliğindeki Milli Selamet Partisi Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nda genel kurulunu yapıyordu. Tek liste çıkarmak “milli görüş” geleneğinin bir ilkesiydi. Yine öyle olacaktı.



Yıllar öncesinin bir büyük kongresini hatırlıyorum. Erbakan liderliğindeki Milli Selamet Partisi Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nda genel kurulunu yapıyordu. Tek liste çıkarmak “milli görüş” geleneğinin bir ilkesiydi. Yine öyle olacaktı. Ancak “tartışılması gereken sorunlar” olduğunu ileri süren bir yenilikçi grup, genel idare kurulu’na alınacağını öğrendikleri bazı isimlere şiddetle muhalefet etti. “Mahut medya” da bu ekibi tutuyordu. Mithatpaşa Caddesi üzerindeki ofiste çalışmalar başlatıldı. Ve Erbakan’ın listesi delinerek Korkut Özal, Kadir Mısıroğlu ve Mustafa Yazgan yönetime girdi. Yeniden değerlendirilmesini istedikleri konuların çoğunda genelde haklı gibi görünseler de, “Güvenlik Çalışma Grubu” (o günlerde Prof. Necmettin Erbakan A. Ayrancı, Güvenlik Caddesi’nde oturuyordu) bunu kesinlikle tasvip etmedi. Ve bu üç isme soğuk durdu. Siyasi hayatları da beklenenin altında hitama erdi. Daha önce böyle bir muhalefet içinde bulunan Kahramanmaraş Senatörü Ahmet Tevfik Paksu ve Gündüz Sevilgen ile arkadaşları da aynı sonuçla karşılaşmışlardı. Şimdi Abdullah Gül’ün genel başkanlığa adaylığını açıklaması bana bunları hatırlattı. Yenilikçi denilen grubun aktardıkları kamuoyunda genel bir kabul görüyor ama, Balgat Çalışma Grubu BÇG’de görmüyor. Gül’ün ismi sürekli aylardır dolaşıyordu. Ancak 14 Mayıs’ta yapılacak FP Büyük Kongresi yaklaştıkça netleşti. Adaylardan Bülent Arınç, Gül lehine çekilerek, Abdullah Bey’i yarışta Recai Kutan ile başbaşa bıraktı. ASKİ’ye bunun için 50 kadar milletvekili davet edildi. Veysel Candan ve Lütfü Esengün gibi Balgat’a aşırı yakın isimler de Gül’ün davetine icabet etmişlerdi. Ayrıca FP yönetiminde de görevliydiler. Ancak her ikisi de Gül’ü destekleyen Abdüllatif Şener ve Bülent Arınç’a “o zaman görevinizden istifa edin” falan biçiminde bir şey söylemediler. Fakat böyle bir açıklama ikinci gün hemen yapıldı. Zaten medyatik olan Abdullah Gül’e mahut medya hemencecik sahip çıktı. Manşetler ve ekranlar konuk etti. Sayın Gül’ün daha önce Balgat’tan istediği randevu talebi hemen kabul edildi, ancak başka konuklar olduğu için konuşulamadı. İkinci bir buluşmada ise talebe sıcak bakılmadığı görüldü. Necmettin Erbakan’ın Diyarbakır DGM’since çarptırıldığı bir yıllık cezaya geçmiş olsun ziyaretinde de aynı soğukluk gözlendi. Erken bayrak açma, bazı geleneklere karşı çıkma gibi gerekçeler tartışılır ama, Balgat’a yakın bir kurmayın söyledikleri dikkat çekici: -Abdullah Bey genç ve tecrübesiz. Nitekim bakanlığı sırasında kamu radyo-televizyonundan ve Türk Cumhuriyetlerinden sorumluydu. Kalıcı hiçbir şey yapmadı. Seçim bölgesi olan Kayseri’de milletvekili sayısını üçten ikiye indirdi. Amerika’daki tanıtım kampanyasında görev aldı, beklenen neticeye ulaşılamadı. Çankaya’da kurulan Politik Araştırmalar Merkezi’nin yöneticiliğini üstlendi, bugüne kadar yansıyan önemli bir üretim, proje ortaya çıkmadı. Sosyal gibi görünmesine rağmen birebir ilişkilerinde vasat. Dolayısıyla kendisini sıkıntılı günler bekliyor. 14 Mayıs yaklaşırkan 62 il kongresinin listesine Ahmet Tekdal, Oğuzhan Asiltürk ve Lütfü Esengün’ün katkılarının çok olduğu düşünülürse, Gül’ün rakam olarak gerçekten işi zor. A. Gül’ün önemli avantajı ise yansıdığı kadarıyla halen Londra’da bulunan Recep Tayyip Erdoğan’ın desteğini alması. Buna karşılık da mahut medyanın arka çıkması bu artıyı silip süpürüyor. Üstelik Hoca’nın “mağdur fotoğrafları” da Sayın Gül’ün lehine olmayacak. Blair okuyan Abdullah Gül “eski lideri Erbakan’ın artık rüştünü ispat edenleri gözleyeceğine” inanıyor ve “Bir babayı düşünün. Çocukları ne kadar büyük de olsa onları bir işbirliğiyle devamlı korumak, onlara devamlı müdahale etmek isteyecektir. Böyle bir duygu tabiidir. Eminim ki, kendisi uzakta da olsa Fazilet Partisi’nin büyük bir parti haline gelmesine Erbakan da sevinecek” diyor. Diyor ama programını, projesini soran bir gazeteciye “biz yeni parti kurmuyoruz” biçiminde cevap ihtiyacı bir “yenilikçi”nin ağzından mı çıktı diye düşündürüyor. Recai Kutan’a gelince babacanlığı, uzlaşmacılığı, sempatikliği, birikimi olduğu kadar küskünler hareketinden bu yana zikzakları da fazla. Ana Muhalefet Partisi arıyor insanlar. Kendini bu kadar eleştirten lider de doğrusu az bulunur. Recai Bey’in halini belki “damdan düşen” insan daha iyi anlar. Sürekli demoklesin kılıcı asılı başucunda. Ancak görevler de kimseye zorla tevdi edilmiyor. Türk siyasi hayatına bu tür bir gelişme nasıl katkıda bulunur araştırmaya değer doğrusu. Gerçekten geç kalınmış bir çıkış mı, yoksa “liderlerin her hal ve şartta dediği olur”un yeni bir tescili mi? Yoksa bir başka yeni aday ile tek bir listenin ayak sesleri mi? Recai Kutan bu ara 312 için yeni bir liderler turunun ön çalışmasını yapıyor. Dokuz günlük Bayram tatili siyaseti hiç mi hiç tatile sokmuyor. Tarihten hiç ders alınsa tekerrür eder miydi acaba?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT