BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Hacı Bayram-ı Velî ve Akbıyık Sultan

Hacı Bayram-ı Velî ve Akbıyık Sultan

Akbıyık Sultan buyurdu ki: “Bu dünyâ fânîdir. Malı mülkü elde kalmaz. Ne kadar malın olsa murâd alamazsın. Âhiretten gâfil olmayın. Zîrâ gidişin dönüşü yoktur...”



Akbıyık Sultan, İkinci Murâd Han ve Fâtih Sultan Mehmed devrinde yaşayan büyük velîlerdendir. Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin sohbetinde yetişti. Onun feyz ve bereketi ile kemâle erişti. Akbıyık Sultan bir taraftan hocasının sohbeti ile bereketlenirken diğer taraftan İkinci Murâd Han’ın Haçlılar ve diğer din düşmanlarına karşı giriştiği cihâd hareketine de katıldı. Gazâlarda gösterdiği başarılardan birinin sonunda İkinci Murâd Han tarafından Yenişehir köylerinden bir tanesi kendisine temlik edildi. Bu parayı ticarette kullanan Akbıyık Sultan kısa zamanda malının hesâbını yapamayacak kadar zenginleşti. Mal, mülk meşgûliyeti az zaman içinde, hocasının sohbetinden daha az istifâde etmesine yolaçtı. Bu sebeple bir gün hocası Hacı Bayram-ı Velî hazretleri, Akbıyık Sultan’a; “Evlâdım Allahü teâlâdan gayri işlere tutulmaktan kurtul. Devamlı bâki kalan işlerle meşgul ol” buyurdu. Hocasının bu sözleri üzerine Akbıyık Sultan; “Hocam! Peygamber efendimiz; (Dünyâ, âhiretin tarlasıdır) buyuruyor. Bu sebeple dünyâ malı ile de meşgul olmak gerekmez mi?” dedi. Hacı Bayram-ı Velî hazretleri uzun bir sükûttan sonra; “Evlâdım! Mâdemki dünyâyı terk edemiyorsun, öyle ise bizi terk et!” buyurdu... YİNE HOCASINA DÖNDÜ... Akbıyık Sultan’ın bundan sonra topladığı altın ve gümüş para sayılamayacak ölçüde arttı. Ancak gönlünü hiçbir zaman para ve pula kaptırmadı. Eline geçen para da hiçbir zaman kendisinde kalmadı. Fakir, fukarâ, kimsesiz, öksüz, yetim, dul, borçlu ve gariplerin sığınağı oldu. O dağıttıkça parası artıyor, parası arttıkça o da dağıtmaya devâm ediyordu... Yine şeyhi ve üstâdı Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin eşiğine yüz sürdü. Mübârek sohbetlerine tekrar kabûl olunarak tasavvuf yolunda ilerledi. Hocasının sekiz halîfesinden biri olma şerefine kavuştu... Akbıyık Sultan ömrünün son yıllarını Bursa’da talebe yetiştirmek, zikir, tâat ve ibâdetle meşgûl olmak ve yine fakir fukaraya yardımda bulunmak sûretiyle geçirdi. 1455 (H.860)’de âhirete göçtü. Arkasında pekçok hayır müesseseleri bıraktı. Vefat etmeden kısa bir zaman önce buyurdu ki: “Bu dünyâ fânîdir. Malı mülkü elde kalmaz. Ne kadar malın olsa murâd alamazsın. Âhiretten gâfil olmayın. Zîrâ gidişin dönüşü yoktur...”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT