BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Büyük şair Hafız-ı Şirazi

Büyük şair Hafız-ı Şirazi

Timur Han, Şiraz halkına altından kalkamayacakları yeni vergiler yükler. Şirazlılar da Hafız-ı Şirazi’yi vergilerin azaltılması için Timur Hana gönderir...



Hafız-ı Şirazi Büyük İslam şairidir. Asıl adı Şemseddin bin Kemaleddin’dir. 1318 (H. 720)’de İran’da, Şiraz’da doğdu. Küçük yaşta Kur’an-ı kerim okumayı öğrendi. Çeşitli kıraatlara göre okuduğu rivayet edilir. Tefsir ve nahv ilmiyle meşgul olmuş, Mevakıf adlı eseri iyice incelemiş ve zamanının medrese tahsilini tamamlamıştır. Yazdığı şiirler, Seyid Kasım Envar tarafından toplanmış ve Divan halinde basılmıştır. Şiirlerinde Allahü tealaya, Peygamberimize sallallahü aleyhi ve sellem, evliyaya ve İslamiyete karşı duyduğu derin muhabbet ve sevgiyi halisane bir dil ile anlatmıştır. Divan çeşitli dillere çevrilmiştir. Türkçeye de çevirilmiş ve şerhleri yapılmıştır. Hafız-ı Şirazi, Timur Han ile görüşmüştür. Bu hususta şöyle bir hikâye nakledilmiştir: Timur Han, Şiraz halkına altından kalkamayacakları yeni vergiler salmıştı. Şirazlılar, Hafız-ı Şirazi’yi vergilerin azaltılması için Timur Hana gönderdiler. Timur Han da, Hafız-ı Şirazi’nin şu beytini okur: Eger ân Türk-i Şirâzî bedest âred dil-i mârâ/Behâl-i hindûyeş bahşem, Semerkand ü Buhârâ-râ...“Eğer o Şirazlı Türk güzeli gönlümüzü tutsak ederse; yanağındaki siyah ben için Semerkand ve Buhara’yı bağışlardım...” Sonra der ki; “Sen ki sevgilisinin yüzündeki bir ben için Semerkand ve Buhara’yı bağışlayacak kadar zenginsin de/Ya nice yoksulluktan söz eder ve saldığımız vergiyi ödemezsin?!.” Hafız’ın Timur Han’a cevabı müthiştir: “İşte ey Han’ım, bu ölçüsüz cömertliğimiz yüzünden, vere vere bu hallere düştük!.” GECE YAPILAN DUA... Divan’ındaki bir Farisi beyit şöyledir: “Dilâ be sûz ki sûz-i tû kârhâ be küned/Niyâz-ı nîm-şebî def-i sed belâ be küned” (Gönül yan, senin yanışın nice işler halleder/Gece yarısı bir dua nice yüz belayı defeder...) Bu büyük İslam şairi doğduğu yer olan ve şiirlerinde çok methettiği Şiraz’da 1389 (H. 791)’da vefat etti ve oraya defnedildi. Daha sonra kabri üzerine mükemmel bir türbe yaptırılmıştır. Vefatına yakın söylediği bir beyt şöyledir: “Mâ hâsili hûd der seri hemhâne nihadîm/Mahsûl-ü duâ der reh-i cânâne nihadîm” (Biz her şeyimizi aşk yolunda bağışladık/Duadan elimize geçeni sevgiliye bağışladık...)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT