BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Sporumuzun “asıl” karası!..

Sporumuzun “asıl” karası!..

Bunlar nasıl insanlarmış böyle; birbirlerine telefonlardaki hitapları, başka yöneticiler, hatta başkanlar için söyledikleri, her gün sütün sütun ortalığa saçılıyor; okudukça şaşkına dönüyorum!..



Bunlar nasıl insanlarmış böyle; birbirlerine telefonlardaki hitapları, başka yöneticiler, hatta başkanlar için söyledikleri, her gün sütün sütun ortalığa saçılıyor; okudukça şaşkına dönüyorum!.. “Kulüp ve federasyon başkan ve yöneticileri” olarak telefonlarda “birbirleri hakkında öyle şeyler söylemişler” ki, insan, aynı kişilerin nasıl yüz yüze bakıp, birbirlerinin ellerini sıkabildiklerini, daha da önemlisi, bundan sonra nasıl yan yana gelip el sıkışabileceklerini, nasıl oturup konuşacaklarını, nasıl ortak kararlar alabileceklerini merak ediyor!... “Birilerini kurtarma ya da kuyuya gömme” gayretlerinin toz duman ettiği bir ortamda, kimse “bu rezalete dönüp bakmıyor” ve sporumuzun “asıl sorununun” bu sözlerin altındaki zihniyet olduğunu görmek istemiyor!.. Ben, onların “birbirleri için” neler söylediklerini, “telefon dinlemelerinin gazetelere düşen” haberlerinde okurken utanıyorum, yüzüm kızarıyor!.. TV’lerde ve filmlerle, sinemalarda “çocuklar ve gençler için”, dahası “toplumun genel ahlâkı için” konulan “ 18” sınırlaması bile yetmez, bu hitaplara, bu lâflara, deyimlere; tek kelime ile “iğrenç!..” Savcılık, “şike, teşvik, falan filan dosyalarından önce”, sadece “İşte bunlar Türk Sporu’nu yönetiyor” diye “telefon konuşmalarını kamuoyuna aktaracak bir broşür bastırsa” ve futbolseverlere dağıtsa, bu “anlı ve de şanlı” zatların “nasıl bir üslûp ile nelerin peşinde olduğunu” çok iyi anlayacak olan milyonlarca taraftarın önemli bir bölümü “Böyleleri için değmez” diyerek, “kulüp aidiyeti ve sevgilerini” istismar edip, kendilerini şiddet çemberinin içine itenlerin hegemonyasından kurtulacaktır!.. “Spor” demek; “Fair play” demek, “Terbiye” demek, “Sevgi-Saygı” demek, “İyi ahlâk” demek; öyle mi; bu sözleri “günlük konuşmalarının üslûbu hâline getirmiş olanlar” ile mi?.. *** Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav “Biriz, birlik ve beraberlik içindeyiz” diyor; aslında “gerçeğin tam tersini” söylüyor; liglerin hemen başlaması ve paracıkların bir an önce kasalara girmesi için!.. “İşin aslının ne olduğunu” ise, Şike soruşturması sırasında “dinlemelere takılan” konuşmaların, gazetelere intikal edebilenlerinin içinden seçeceğimiz sadece ve “sıradan” bir tanesi bile ortaya koyuyor: “- Adnan Polat: (Beşiktaş’ın Fenerbahçe’ye İnönü stadında 4-2 yenildiği maçla ilgili olarak yaptığı değerlendirme) Maçı da istediğin gibi aldın, eğer üç olsa maç dönmezdi. - Aziz Yıldırım: Bu üç büyüklerden birinin şampiyon olması lazım, olamazsak bu Anadolu ile baş edemeyiz, haberiniz olsun. - Adnan Polat: Ama bu federasyondan ben memnun değilim. - Aziz Yıldırım: Tamam da bu Trabzon’un falan g..... kalktı. - Adnan Polat: Ama federasyon bunlara yol veriyor. - Aziz Yıldırım: Yarın Kayseri de kalkar, ötekide kalkar, hepsi kalkar.” Sadece “futbolumuzda değil”, sporumuzda her şey, “federasyonlarından, liglerine, talimatlarına kadar” İstanbul’un “Üç Büyükleri”nin arzu ve isteklerine, beklentilerine göre dizayn edilmişken, kırk yılda bir “bir Anadolu takımının şampiyon olmasını bile tehlike olarak gören” zihniyete bakın siz!.. İşte Cavcav’ın “birlik ve beraberlik içindeyiz” dediği “kara tablo” bu; ve hâl⠓Anadolu Kulüpleri için bu sözleri söyleyen” zat, Kulüpler Birliği Başkanı; “bu sözlere itiraz etmeyen” kankası da zamanın Galatasaray Başkanı!.. Balık, Federasyon Başkanları ve yöneticilerinden, Kulüp Başkanları ve yöneticilerinden, Kulüpler Birliği Başkanları ve yöneticilerinde başlayarak kokmuş ve koku kuyruğa kadar gelmiş, Türkiye bugün bu koku ile” uğraşıyor!.. Şike soruşturmasını “20 yıl geriye de götürüp, 120 başkan ve yöneticiyi daha Metris’e gönderseniz” ne değişecek, sporumuzu bu üslûbun ve bu zihniyetin elinden kurtaramadıktan sonra?.. 120’si gider, 120’si gelir ve bu “rezillik” yirmi yıl daha devam eder!.. Şike-mike, bu “ayrımcı” zihniyetin, bu “çirkin” üslûbun yanında “çırak” çıkar, zira şike-mike “gelip geçiçi” bir süreç, bu zihniyet ve üslûp ise spor yönetimimizde “kalıcı” ve “değiştirilemeyen” bir süreçtir ve de sporumuzdaki her türlü çarpık sapmanın da kaynağıdır!..
Reklamı Geç
KAPAT