BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her gün işini kaybetmenin korkusuyla yaşamanın ne demek olduğunu biliyor musunuz?

Her gün işini kaybetmenin korkusuyla yaşamanın ne demek olduğunu biliyor musunuz?

Kamudaki en mağdur kesim, özelleştirme sonucu 4/C’ye mecbur edilen bizleriz.



Sayın Nuh Albayrak’ın yazısında, Başbakan Sayın Erdoğan’a atfen, “KİT’lerdeki sözleşmelilerin problemini çözmek için çalışma yapıldığı, ücretler açısından adil olmayan durumlar olduğu ve bunları gidermek için bazı çalışmalar yapıldığı, gerekirse kanuni düzenleme yapılacağı” dile getirildi. Kamudaki en mağdur kesim, özelleştirme sonucu 4/C’ye mecbur edilen bizleriz. Ortada ücretler açısından, iş güvencesi ve birçok sosyal haklar bakımından adil olmayan bir durum varsa, bu da 657’ye tabi 4/C’li geçici personel adı altında istihdam edilen biz “Özelleştirme Mağdurları”yız. Kamuda kadrolu işçi statüsünde çalışırken, özelleştirme sonucu tazminatlarımız ödenerek, 4/C denen güvencesiz çalışma şekline mecbur edildik. Memurlar gibi bütün haklarımızla diğer devlet kurumlarına geçme hakkı bizlere verilmedi. Onların da çalıştıkları kurumları özelleşti, bizlerin de; neden onlar bütün haklarıyla geçiş yaptı da bizlere 4/C reva görüldü? Ortada adil olmayan bir durum varsa, işte işçi ve memur arasındaki durumdur. Seçim öncesi 4/B denen sözleşmeliler kadroya alındı. Üstelik bunlar bu sözleşmeli statülere kendi istekleri ile girdiler. Hem yüksek ücret alıyorlardı hem de hiç çıkış yaşamıyorlardı. Buna rağmen kadroyla ödüllendirildiler. Seçimden sonra bazı sendika yöneticileri Belediye, İl Özel İdare ve TRT’de çalışan sözleşmelilerin de kadroya alınması için Maliye ve Başbakanlık Müsteşarlarıyla görüşme yaptılar ve bu görüşmelerin olumlu geçtiğine dair açıklamalar yaptılar. Burada herkesin elini vicdanına koymasını istiyorum. Devletin kadrolu işçisinin kadrosunu elinden alacaksın, sonra da önüne 4/C‘den başka hiçbir seçenek sunmayacaksın. Sonra da diyeceksin ki, nankörlük etmeyin sizleri sokağa atmadık kamuda iş verdik. Çok güzel de gelelim bu 4/C denen çalışma şekli nasıl bir şeymiş. Yılda 11 ay çalışıp 1 ay ücretsiz izne gönderiliyoruz. Her yıl Bakanlar Kurulu Kararıyla sözleşme imzalıyoruz. Hiçbir şekilde iş güvencemiz yok. Eğitim durumuna göre 850, 950, 1000 TL gibi ücretler almaktayız. Ek ödeme, mesai, döner sermaye gibi herhangi bir ad altında hiçbir ödeme yapılmamaktadır. Memurlara yapılan yıllık zam oranı haricinde, seyyanen verilen zamlardan bile faydalanamıyoruz. Bir aile yardımını bile bizlere çok görülüyor. Bizler gibi ailelerimiz de yok sayılıyor. Daha doğrusu bu 4/C’nin ne olduğunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Memur mu, işçi mi ne olduğu belli olmayan bir çalışma şekli ama memur sendikalarına üye olabiliyoruz. Fakat memurlara verilen hiçbir haktan faydalanamıyoruz. Çalıştığımız kurumlarda adımız 4/C’liler. Özelleştirmeden geldiğimiz için en angarya işler bizlere veriliyor. İnanın ikinci sınıf insan muamelesi görüyoruz. Aynı işi yaptığımız insanlarla aramızda ücret açısından çok fark var. Hepsinden önemlisi iş güvencesi. Bu 1 aylık çıkışlar bizleri perişan ediyor. Zaten zar zor geçimimizi sürdürürken, bu ücretsiz çıkışlar da tuz biber oluyor. Her gün işini kaybetme korkusuyla yaşamanın ne demek olduğunu sizin takdirinize bırakıyorum. Sayın Başbakanımıza sesleniyorum; Ortada bir problem varsa, ücretler ve iş güvencesi açısından bir haksızlık varsa, en mağdurlar 4/C’lilerdir. Hedefi vizyonu 2023 olan bir Hükümet, öncelikle kamuda güvencesiz çalışma meselesini çözsün. 4/C’li bir vatandaş Eğitim Müfettişleri Yönetmeliği faydalı oldu Sayın Milli Eğitim Bakanlığının Dikkatine; Bilindiği üzere 24/06/2011 tarihinde, 14 Mayıs 2010’da yürürlüğe giren Eğitim Müfettişleri Kanununa göre Eğitim Müfettişliği Yönetmeliği yayınlandı. Bu yönetmeliğe uygun olarak ‘2011 Yılı Eğitim Müfettişleri Yer Değiştirme Kılavuzu’ yayınlandı. Bu kılavuz doğrultusunda eğitim müfettişlerinin; 1- Sıra Tayini. 2- Aynı İlde Kesintisiz 8 Yıl Görev Yapan Eğitim Müfettişlerinin Tayini. 3- Bölge Hizmetini Dolduranların Tayini. 4- İstek Tayini, olmak üzere, 4 başlıkta tayin yapılması öngörülmektedir. Ancak her ne hikmetse bazılarına göre sadece 8 yılını dolduran eğitim müfettişleri tayin ediliyormuş gibi kamuoyuna yanlış bilgilendirme yapılmaktadır. Bu Yönetmeliğin hazırlanmasındaki amaç, Türkiye genelinde Eğitim Müfettişlerinin eşit şekilde her bölgede görev yapmasının sağlanmasıdır. Yani bahsedildiği gibi sadece 8 yıl olayı değildir. Bu yönetmelikle, mağdur edilen Eğitim Müfettişi kesinlikle olmadığı gibi, eşit ve adaletli atamayı sağlayan düzenleme yapılmıştır. Kaldı ki aynı okulda 5 yılını dolduran okul müdürlerinin de görev yerleri değiştirildi. Bu atamalar başarıyla uygulandı. Bu okul müdürleri içinde de aynı okulda 25-30 yılını dolduranlar vardı. Bunlar mağdur olmadı da eğitim müfettişleri mi mağdur olacak? Yine Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 10 yıldır 15 yıldır tayin isteyen ve tayini çıkmayan 100’lerce eğitim müfettişi vardır. Kısacası ‘2011 Yılı Eğitim Müfettişleri Yer Değiştirme Kılavuzu’ eğitim müfettişleri arasında eşitliği ve adaleti sağlayıcı olan mükemmel bir tayin uygulaması getirdiğinden dolayı Milli Eğitim Bakanlığı’nı kutluyoruz. Eğitimciler Sağlığımız böyle mi korunacak? Sağlık Bakanlığı’na; İzmir Menderes-Özdere Mahallesinde (Menderes’e 50 km mesafede) kışın 8 bin kişi yaşarken yaz aylarında nüfus 60-70 bin kişiyi geçiyor. Kışın 8 bin kişi için 2 adet aile hekimi görev yapıyor. Mantıken yaz aylarında bunun nüfusa orantılı olarak artırılması beklenirken, genelde birisi izinli oluyor ve tek hekimle 60-70 bin kişiye hizmet veril(me)meye çalışılıyor. Hastalar bir ilaç yazdırabilmek için 2-3 gün gelip gidiyorlar. Tatile dinlenmeye gelen insanların tatili adeta zehir oluyor. Hemen her konuda çağ atlayan ülkemize bu görüntüler yakışmıyor. Lütfen ilgileniniz. Bir vatandaş Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/ İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT