BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk izleri siliniyor

Türk izleri siliniyor

Rumlar, dev kiliselerle Osmanlı eserlerini perdeliyor. Türkler de bilmeden kendi tarihini yok ediyor.



ÖZEL HABER FATİH SELEK TARİHİ YOK ETME ORTAKLIĞI! Kıbrıslı Kimya Mühendisi Kemal Atay, 29 yıl sonra Rum tarafına geçti ve Türk eserlerinin son durumunu fotoğrafladı. Bakımsız durumdaki birçok yapı, çöplüğe dönmüş. (Büyük fotoğraf) Kuzey’in incisi Girne Kalesi’ndeki kitabeler de yerlerde. Kemal Atay, bugün Rum sınırlarında kalan Limasol’da doğup büyümüş bir Kıbrıslı. Aslen kimya mühendisi. Ama birçok tarihçinin yapamadığını yapıp, Güney’deki Osmanlı Türk eserlerini yalnız başına kayıt altına aldı. Küçük yaştan beri tarihe ilgi duyan Kemal Atay, yıllarca, Kıbrıs’ta bulunan eski Osmanlı -Türk eserleri ile ilgili dokümanları, broşürleri, kitapları ve fotoğrafları toplamış. Bu arada Kıbrıs’taki tarihi eserlerimizle ilgili detaylı bilgiler içeren herhangi bir kitabın bulunmadığını görmüş. Yıllarca Kıbrıs’ın güneyinde kalan Türk köylerini ve tarihi eserleri görememenin ezikliğini yaşamış. Gelene gidene “Hala Sultan Külliyesi nasıl, Ömeriye Camii ayakta mı?” diye sormuş. Fakat kimseden en ufak bir bilgi edinememiş. 30 YIL SONRA GÖRDÜ Kemal Atay, 2003 yılında iki kesim arasında karşılıklı geçişlerin serbest bırakılmasının ardından soluğu Güney’de almış. Doğup büyüdüğü toprakları 29 yıl sonra görebilen Atay, 8 yılda Güney Kesimi karış karış gezerek buralardaki Türk eserlerini fotoğraflamış. Yılların özlemini “Güney Kıbrıs’ta Türk Mührü Silinmeden” isimli kitapta toplayan Atay, Rumların nasıl bir oyun sergilediğini de ortaya koyuyor. İstanbul Üniversitesinde öğrenciyken ülkesine dönüp savaşa katılan ve 1974 yılında 105 gün esir kampında kalan Atay, “Kuzey’e geçen insanların bir kısmı, doğdukları yeri görmek istedikleri halde bir kez bile göremeden vefat etti” dedi. KİLİSELER DİYARI OLMUŞ 24 Nisan 2003 tarihinde sınır kapıları açılınca hemen hemen her hafta Güney Kıbrıs’ta değişik bir yere gittiğini anlatan Atay şöyle devam etti: “Sınır kapısını yüzlerce defa geçtim. Çocukluğumun geçtiği yerleri buldum. 1974 öncesiyle şimdiki Güney Kıbrıs”ı karşılaştırdım. İlk dikkatimi çeken, Kıbrıs’ın güneyinin neredeyse bir kiliseler diyarına dönüştürülmesi oldu. Toplam kilise sayısı hakkında kesin bir bilgim yok. Ama sadece köyler dikkate alındığında, ortalama her köye yaklaşık iki-üç kilisenin düştüğünü rahatça söyleyebilirim. Eski, tarihi değere sahip kiliselerin yanı sıra, küçücük köylerde devasa boyutlarda 2-3, hatta 4 yeni kiliseyi yan yana görmek insanın tuhafına gidiyor. Kaldı ki bu kiliselerden biri bile bulunduğu köyün nüfusunun tamamını alabilecek büyüklükte görünüyor. Belli ki kiliseler ihtiyaçtan kaynaklanmıyor; “dini propaganda” ve “hedef gösterme” amaçlı yapıldıkları kesin.” GÜNEY, EOKA MİLİTANLARININ HEYKELİYLE DOLU Osmanlı eserlerinin varlığı yabancılardan gizleniyor! Kiliseler ön plana çıkarılıp, Hala Sultan Tekkesi, Larnaka’daki Ulu Cami, Limasol’daki Ulu Cami ve Ömerye Camisi dışında kalan diğer tarihî Türk eserleri gizleniyor. Kemal Atay, Rumların Türk izini silmek için neler yaptığını şöyle anlatıyor: “Otoyollar, anayollar veya tali asfalt yollar; ismi “Agios (Ayos)” veya “Agia (Aya) ...”ön eki ile başlayan bir köye veya kiliseye giden yolu gösteren levhalardan geçilmiyor. Kıbrıs’ta adı”Agios”ile başlayan 65 köyün bulunduğunu belirledim. Bu köylerin içinde, bir tek Rum’un bile yaşamadığı eski Türk köyleri de bulunuyor. Trodos’un “kuş uçmaz, kervan geçmez” şeklinde tanımlayabileceğimiz; köylerinde, EOKA militanlarının saklandığı mağaralara giden toprak yollar, turistlerin rahatça gidip görebilmeleri için asfaltlanmış ve hepsine de tanıtıcı levhalar konulmuş. Sokaklar, caddeler, bulvarlar, meydanlar; militanların adlarını taşıyor, ya da kutsal bir azizin. Öldürülen EOKA üyesi tüm militanların heykelleri dikilmiş. Eskiden Afrodit’in sadece taşı, hamamları ve çeşmesi vardı. Şimdilerde ortaya “Afrodit Tepeleri”, “Afrodit Vadileri” de çıktı. Her kayaya, her ormana dini veya ulusal kimlikli bir isim konulmuş. Güney komşularımız kendilerine ait her şeyi koruyarak, onları yücelterek, adayı ziyarete gelen milyonlarca turiste “bu adanın bir Rum adası olduğunu” ve tamamının kendilerine ait olduğunu her şeyleriyle kanıtlamaya çalışıyorlar. SAKLAMALARI İMKANSIZ Hala Sultan Tekkesi, Larnaka’daki Ulu Cami, Limasol’daki Ulu Cami ve Ömerye Camisi dışında kalan diğer tarihi Türk eserlerinin varlığı ise yabancılardan adeta gizleniyor. Larnaka Havaalanının hemen yanında bulunan Hala Sultan Tekkesi’ni ve camileri saklamaları imkansız. Üç cami, uluslararası bir kuruluş olan “İslama Çağrı” derneğinin verdiği paralarla sürekli onarım görüyor.” 600 ESERİMİZ VAR! “Bu kitabı hazırlarken devletten de hiçbir destek almadım. Kendi imkanlarımla bastırdım. Ben istedim ki bir zaman Güney’de yaşadığımız unutulmasın” diyen Kemal Atay, mevcut durumu şöyle özetliyor: “Rum tarafında 153 Türk köyü, 600 civarında da Osmanlı Türk eseri var. İçinde insan yaşayabilecek köy kalmamış. Bazı köylerin evleri ahır olarak kullanılıyor.” Baf Ulu Cami, Türk varlığının göstergelerinden. Güney Kıbrıs’ta kendi haline terk edilen Osmanlı eserlerinden biri... Yazar Kemal Atay, “Kuzeyde o kadar kilise var ki güneydeki camilerin elli katı. Bin nüfuslu bir köy biliyorum tam 40 kilisesi var” diyor. BİZİMKİLER VEFASIZ! Medrese kereste deposu, çeşme ise tuvalet! Kemal Atay, Türklerin kuzeyde kendi eserlerini tahrip ederek Rumların ekmeğine yağ sürdüğünü söylüyor Kemal Atay, Rumların Türk izini gölgelemek için elinden geleni yaptığını belirtirken, Türk tarafının ise duyarsızlığı ile bu amaca katkıda bulunduğunu söylüyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarında kalan kültür varlıklarımıza sahip çıkılmadığını belirten Atay, şunları söylüyor: “Kuzey’de bizim ortadan kaldırdığımız veya viraneye çevirdiğimiz Türk eserleri, güneyde yok edilenlerden çok fazla. Kimseye bir zararı dokunmayan Yeni Cami avlusundaki güzelim şadırvanı bir gecede biz ortadan kaldırdık. Turunçlu Cami’nin yarım şadırvanı avluya duvar yapılacak diye ortadan kaldırıldı. Aynı caminin kitabeli çeşmesi yok edildi? Geriye kitabelerinden başka bir şey kalmayan Büyük Medrese binası yıkılarak kereste deposu yapıldı. Lefkoşa’daki tarihi çeşmelerin tamamının “çöplük” olarak kullanıldığını herkes görüyor da yetkililer görmüyor mu? BİR KÖYE 40 KİLİSE Girne’deki Osmanlı yapısı Esseyit Emin Efendi Çeşmesi tuvalet amaçlı kullanılıyor. Yine Girne’de St. Andrew Kilisesi’nin kuzeydoğusunda bulunan Osmanlı çeşmesini İngiliz bile önemsemiş ve tamir etmişti. Şimdilerde durumunu bilen var mı? Hangi Osmanlı eserine, onu tanıtan tanıtıcı bir levha koyduk ki? Halbuki onlar bizim geçmişimizin izlerini taşıyan kültür miraslarımızdı. Allah’tan 2003 yılında Avrupa Birliği projesiyle iki kesim arasındaki tarihi eserler karşılıklı olarak bakıma alındı. Bu çalışmayla Türk eserleri son anda kurtarıldı. Kuzeyde o kadar kilise var ki güneydeki camilerin elli katı. Bin nüfuslu bir köy biliyorum tam 40 kilisesi var. Ama bizim memleket babasının annesinin doğduğu köyün adını bilmeyen, sınır kapısı açıldığı halde gitmeyen insanlarla dolu.” PEYGAMBERİMİZİN SÜT HALASI BURADA GÜNEY KIBRIS’TAKİ en ünlü varlıklarımızdan biri Hala Sultan Türbesi. Burada Peygamber  Efendimizin süt halası Ümmü Haram binti Milhan (radıyallahu anha) medfun... İlk deniz seferine katılan ve şehitlik özlemiyle yanan Ümmü Haram, Hala Sultan ismiyle meşhurdu. Kıbrıs’ta şehit oldu ve Larnaka’ya defnedildi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT