BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Aynadaki sensin

Aynadaki sensin

O algı yanlıştır, doğrusu öğretilmedi. TBMM, 3 Mart 1924’te Hilafeti kaldırmamış, temsilinde değişiklik yapmıştır. Hal edilen hilafet makamı değil, halifedir. 431 No’lu Kanun, ‘Hilafet, Hükûmet ve Cumhuriyet mânâ ve mefhumunda esasen mündemiç’tir diyor.



> Suriye’deki zulüm de Somali’deki aç da Bangladeş’teki yoksul da Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri de Türkiye’nin meselesidir. O algı yanlıştır, doğrusu öğretilmedi. TBMM, 3 Mart 1924’te Hilafeti kaldırmamış, temsilinde değişiklik yapmıştır. Hal edilen hilafet makamı değil, halifedir. 431 No’lu Kanun, ‘Hilafet, Hükûmet ve Cumhuriyet mânâ ve mefhumunda esasen mündemiç’tir diyor. Dikkat edilirse sadece mündemiç/ihtiva eder denmiyor, ‘esasen mündemiçtir’ deniyor. Kanun metninde tek başına hükümet ve tek başına cumhuriyet vurgusu yapılmamakta. Kanun lafzıyla ve ruhuyla tefsir edilir. Lafzı kanun metninde yazılı. Ruhu yani niyeti ise ifade ettiğimiz cümle. O kadar ki bunu belki kanun koyucu o ân sarahaten düşünmemiş olabilir. Fakat metin, onun şuuraltını, şuuraltı ikrarını ve belki de özrünü çok açık bir şekilde göstermekte: -Bugün, elimiz mahkûm olduğu için mecburen böyle hareket ediyoruz ama, aslında müesseseye var gücümüzle sahibiz. Devrin ve devrim kargaşasında bir temsil, irade ve nüfuz makamı olan Hilafet, TBMM’nin tüzel kişiliğine alınmıştır. Bir kısım hukukçular maddeyi böylece yorumlamaktalar. Hükümet ve Cumhuriyet birlikte mütalaa olunca buna TBMM de denebilir, T.C. devleti de denebilir. Şayanı dikkat olan, kanun metninde icra makamının daha evvel sayılmış olmasıdır. Hadise sembolik olarak görülmüyor. Öyle görülmediği diğer vurgudan da çıkartılabilir. Hem manaya işaret edilmekte ve hem de mefhuma. Kanun dilinden bir parça anlayan görür ki Hazreti Peygamberin -aleyhisselam- vekilliği bugün de Türk milletindedir. Millet adına da onun devletindedir. TBMM sağduyunun hakim olduğu uygun bir zamanda temsil keyfiyetini devletin mânevî kişiliğinden ayırarak bir gerçek kişiyle temsil yaptırabilir. Veya şöyle diyelim. Bir ülke, hilafet kurumunu ilan iddiasına kalkışsa Türkiye, buna müdahale ederek engeller. Bir kişi, ecdadından kalan tarlayı sürmeyebilir. Ancak, bu tehir üçüncü kişilere, o mülk üzerinde hak sahibi olma iddiasını vermez. O halde Suriye’deki zulüm de Somali’deki aç da Bangladeş’teki yoksul da Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri de Türkiye’nin meselesidir. Bunu derken sağa sola taarruz edelim gibi sorumsuz bir teklifte bulunmuyoruz. İdeolojik bir hilafetçilik de kastetmiyoruz. Bizde halife, Katoliğin papası, Şianın imamı değildir. Padişah, Yavuz Selim’den itibaren aynı zamanda halifedir. Fakat hilafetin idari tarafını padişah temsil ederken şer’i tarafını meşayih makamı temsil etmiştir. Hakan Halife ferman çıkartmış fakat fetva vermemiştir. Aksine fetvaya/hukuka riayet etmiştir. Haklarımıza ve yetkilerimize dikkat çekiyoruz. Bunların ilmî planda konuşulması bir şey kaybettirmez. Hadiseler, tahminlerden öte hızlı gelişmekte. Dev siyasi ve sosyal değişim dalgaları geliyor. Hazır olmayan kaybeder. Büyük devlet, evrensel müesseselere sahip olan devlettir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT