BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hisar 50 yaşında

Hisar 50 yaşında

Türk edebiyatının zirve dergisi Hisar’ın yayınlanışının üzerinden tam 50 yıl geçti. Hisar’ın uzun yıllar yazıişleri müdürlüğünü yapan şair İlhan Geçer, Hisar’ın yıkıcı şiire karşı milli edebiyatın temsilciliğini yaptığını söylüyor.



Ekol dergiler, mektep mecmualar vardır. Dergilerinin adıyla anılagelen şair ve yazarlar ile edebî akımlar hepimizin mâlumu. Servet-i Fünuncular, Dergâhçılar, Varlık çevresi... Hisar da bir dergi olmanın ötesinde, çevresindeki şair ve yazarlarla bir edebiyat cereyanının kalesi olmuştur. 50 yıl önce ilk sayısı Mart 1950’de yayınlanan ve edebiyatımızda bir ekolun başlatıcısı olan Hisar’ın uzun yıllar yazıişleri müdürlüğünü yürüten İlhan Geçer’den, derginin yarım asır önce başlayan hikâyesini anlatmasını istedik. Aralık 1980’de son sayısı yayınlanan Hisar’da ilk yazıları yayınlanan bir çok imza, bugün edebiyatımızın usta şair ve yazarı olarak anılıyor. İSTANBUL PASTA SALONU İlhan Geçer o günleri şöyle anlatıyor: “Ankara’nın şairleri İstanbul Pasta Salonu mekânında toplanıyorlardı. Burası özel bir yerdi. Sabah akşam açıktı. Oyun oynanmazdı burda. Gelen müşterilere de garson gelip bir şey sormaz, eğer isterlerse servis yapardı. Değişik bir yerdi. Mehmet Çınarlı, hatıralarında uzun uzadıya anlattı burasını. Burda yavaş yavaş Ankaralı genç şairlerle tanışmaya başladık. Osman Atilla, Halil Soyuer, Mehmet Çakırtaş, Ayhan Hünalp gibi arkadaşları tanıdım. Yavaş yavaş bunlar arasında Çınarlı’yla tanıştım. Bir çok genç şairle olduğu gibi onunla da orda tanıştım. Daha sonra asker şairlerle de tanıştık bu mekânda. Gültekin Samanoğlu, Mustafa Necati Karaer ve Bekir Sıtkı Erdoğan’la burada görüşmeye başladık. Şiirden edebiyattan dem vuruluyor, herkes düşüncelerini açıklıyordu. Hisar’ı kuracak olanların sanat görüşü ve fikirleri hemen hemen aynıydı. O zaman Ankara’da halkevlerinde, fakültelerde şiir günleri yapılırdı. Buraya gider, şiirler okurduk. Büyük rağbet görürdü bu toplantılar. Bizim amacımız Orhan Veli ve arkadaşlarının şiir anlayışına karşı çıkmaktı.” GARİPÇİLER’E KARŞI... Geçer, Orhan Veli’nin yıkıcı şiirine, şiiri alaya alışına karşı çıktıkları için böyle bir harekete giriştiklerini söylüyor: “Şiirin seviyesini yükseltmek istiyorduk. Eski şiire bağlı kalarak ona yeni sesler, yeni biçimler, yeni hareketler getirmek üzere biraraya gelmiştik. Arkadaşlarla sohbetlerimiz devam ederken bir dergi çıkarmaya karar verdik. Bu işte Munis Faik Ozansoy abimiz öncümüzdü, adeta hareketin hâmisi oldu. Kendi imkanlarımızla dergiyi çıkarmaya başladık. İsim meselesine gelince derginin ismi uzun zaman tartışıldı ve Hisar’da karar kılındı. Mehmet Çınarlı’yı sahipliğine, beni de yazıişleri müdürlüğüne getirdi arkadaşlar. Bu kurucular, Mehmet Çınarlı, bendeniz İlhan Geçer, Gültekin Samanoğlu, Mustafa Necati Karaer, Nevzat Yalçın, Hasan İzzet Arolat (Bir Gemi Yelken Açtı şiirinin şairi Ali Mümtaz Arolat’ın oğludur) ve o vakit lise son sınıf öğrencisi olan Osman Fehmi Özçelik. Birinci dönemin sonunda da Yahya Benekal ve Fikret Sezgin isimli iki mülkiyeli katıldı aramıza. Hisar’ın yazıişleri müdürü bendim, ama yazı kurulumuz vardı. Her hafta Munis Faik Ozansoy’un evinde toplanırdık. Dergimizin İstanbul Pasta Salonu’ndan başka mekânı yoktu. Sonra birinci sayıyı hazırladık. Hisar’ın ilk sayısı çıktıktan sonra Çınarlı’nın bekâr evinin bir odasını derginin yazıhanesi yaptık. Ben de bir sokak ötede oturuyordum. Ondan sonra Hisar toplantılarını Çınarlı’nın evinde yapmaya başladık. Ama Munis Faik Ozansoy’un evine de ayda bir giderdik.” Hisar’ın ilk dönem yayını 1950’den başlar 1964’e kadar devam eder. Sahibi konumundaki Mehmet Çınarlı askere gidince, mali sebepler yüzünden ara vermek zorunda kalır Hisarcılar. 1957’den 64’e kadar, tam 7 yıl yayınlanmaz dergi. 64’ten sonra tekrar 80’in sonuna kadar devam eder. 64- 80 arasında dergi daha da inkişaf eder ve daha geniş topluluklara ulaşmaya başlar. Geçer, o günleri mutlulukla anıyor: YAZIHANESİZ DERGİ “Hisar’ın tirajı 5 bine kadar çıkmıştı. O aralar edebiyat dergilerinin tirajı 2 -3 bini geçmezdi. Yazıhane tuttuk, elemanlar tuttuk. Müesseleştik yani. Ama Çınarlı Anayasa Mahkemesi üyesi olunca, başyazıları yazamaz oldu, eskisi gibi meşgul olamadı. Derginin sahipliğini de Çınarlı’nın kız kardeşine verdik. Hisar’ın ‘milliyetçi’ bir çizgi takip ettiği için 1974’ten sonraki çalkantılarda Kültür Bakanlığı tarafından aboneleri kesildi. Okullara, kütüphanelere gönderilmez oldu. Ancak, bu cezalandırmaya rağmen, dergi ilkelerinden taviz vermedi.” “Hisar’ın umdelerinden biri de ideolojiyi sanata karıştırmamaktı” diyen Geçer, “30 yıla yakın yayın hayatımızda yabancı ve milletimize aykırı düşüncelerle mücadele ettik. Meselâ Nüzhet Erman takma adla polemik yazıları yazdı. Yalnız 75’ten sonra durumumuz kritikleşti. Munis Faik bey de eski gücünde olmadığı için Hisar’a eskisi gibi yardım edemiyordu. Kültür Bakanı Talat Sait Halman bize destek oluyordu.” Hisar dergisi bugün yayınlanmasa da Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Tarihi’nde kendine has yerini almış durumda. Derginin sanat anlayışı a) Sanatçının dili yaşayan dil olmalıdır. Aksi takdirde, ister eski olsun ister yeni olsun, ölü kelimelerden doğan her eser nesilleri birbirinden ayırır, Türk sanatına ve kültürüne olumlu katkıda bulunamaz. b) Sanatçı bağımsız olmalıdır. Zira onun eseri, siyasî sistemlerin de ekonomik doktrinlerin de propaganda aracı değildir. c) Sanat millî olmalıdır. Çünkü, kendi milletinden kopmuş bir sanatın milletlerarası bir değer kazanması beklenemez. d) Sanatta yenilik asıldır. Ne var ki, bu yenilik eskinin red ve inkârı şeklinde yorumlanmamalıdır. Kısacası bu dünden kuvvet alarak yarın da kolay kolay eskimeyecek bir yenilik anlayışıdır. Romantik şair Türk Edebiyatı’nda önemli bir yere sahip olan Hisar Dergisi’nin kurucularından ve 30 yıl yazıişleri müdürlüğünü yapan İlhan Geçer, 1917 yılında İstanbul’da doğdu. Kabataş Lisesi’ni bitirdi. 1945-50 yılları arasında Basın Yayın Umum Müdürlüğü’nde 1950’den sonra Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü’nün çeşitli kademelerinde görev yaptı. 1973’te İhtiyarlık Sigortası Müdür Muavini iken kendi isteğiyle emekli oldu. Büyüyen Eller, Belki, Bir Bulut Geçti, Yeşil Çağ, Hüzzam Beste adlı şiir kitapları, Cumhuriyet Döneminde Türk Şiiri adlı bir antolojisi, Cahit Sıtkı ve Ömer Bedrettin Uşaklı hakkında inceleme kitapları bulunuyor. Kimler yazdı? Hisar üstad şairlerin yanısıra yeni şair ve yazarlara da sayfalarını açardı. Bugün şöhret olan bir çok şair ve yazarın ilk çalışmaları bu dergide değerlendirildi: İşte dergide yazan yüzlerce imzadan bazıları: Munis Faik Ozansoy, Mehmet Çınarlı, Mustafa Necati Karaer, Gültekin Samanoğlu, İlhan Geçer, Sezai Karakoç, Gülten Akın, Yavuz Bülent Bakiler, Sevinç Çokum, Sabahat Emir, Yahya Akengin, Olcay Yazıcı, Cahit Külebi, Nüzhet Erman, Kerim Aydın Erdem, Muzaffer Uyguner, Hikmet Dizdaroğlu, Cahit Beğenç, Enver Behnan Şapolyo, Malik Aksel, Selahattin Batu, Miraç Katırcıoğlu, Tarık Buğra, Cemil Meriç, Orhan Şaik Gökyay...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT