BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Dayanıklı insan, sağlıklı nesil ve durumumuz...

Dayanıklı insan, sağlıklı nesil ve durumumuz...

Ramazan ayı münasebetiyle, bütün medya organlarında, yeme -içme ve diyet haberlerinden geçilmiyor.



Ramazan ayı münasebetiyle, bütün medya organlarında, yeme -içme ve diyet haberlerinden geçilmiyor. Bu yeme içme meselesi, sanki daha çok Ramazan’a mesafeli duran kesimlerde revaç buluyor... Refah seviyesinin artışıyla birlikte, insanların yeme içme ile ilgili problemleri de büyüyor. Temelde yanlış beslenme, aşırı yemek tüketimi; bedenen yeterince çalışmama, dolayısıyla yediğini eritememe... Ardından gelsin kalp rahatsızlıkları, tansiyon yüksekliği, şeker hastalıkları, mide ve bağırsak illeti vs. vs!.. İnsanlarımız rahatsız ve dayanıksız. Sağlıklı nesiller tükeniyor. Eskiden, yani refah ve zenginlik bu kadar yaygın değilken, halkımız sanki daha sağlıklı ve dayanıklı idi. Şimdiki nesil ne sıcağa, ne soğuğa katlanabiliyor. Kimi aşırı ifadelerle birlikte, ANTEPLİ BİR KEBAPÇININ reklam broşüründen harfi harfine aktaracağımız şu bilgiler, “NEDEN?..” sorusuna kısmen cevap teşkil edebilir belki... “Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve Türkleri Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir. İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi? İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın vita yağının kolestrol yaptığı palavradır. Kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şise soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur. Sakın bu oyuna düşmeyin. Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir. Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir. Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye bir şey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir! SİZ KEBAP, CİĞER KAVURMA, NOHUTLU DÜRÜM, BEYRAN ve MİS GİBİ FISTIKLI BAKLAVA YEYİN.” Ne diyelim: Afiyet olsun!
Reklamı Geç
KAPAT