BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Spor yapmak beyni geliştiriyor

Spor yapmak beyni geliştiriyor

Aktivitelerin, hayatın genel işleyişine pozitif katkı sağladığını belirten uzmanlar, spor yapmanın sadece çocuklar için değil yetişkinler için de önemli olduğunu; dikkat, hatırlama gibi yeteneklerde gelişmeyi sağlayarak bunamayı da geciktirdiğini belirtiyor.



> Dr. Faruk Levent Beyin fonksiyonlarımız hakkında yapılan araştırmalar, zihinsel süreçleri daha iyi anlamamızı sağlamıştır. Özellikle beyin aktivitelerinin elektriksel olarak ölçülmesi (EEG yöntemi) ile bireyin algılama, dikkat, hatırlama ve fiziksel aktivitede bulunma gibi farklı görevleri yerine getirirken, beynin farklı bölgelerinin çalıştığı tespit edilmiştir. Bilişsel gelişimin doğası konusunda yapılan bu araştırmalar, beyin gelişiminin sadece genetik faktörlere bağlı olmadığı, çevresel etkenlerin de etkili olduğunu göstermiştir. Bir çevresel faktör olan spor; insan bedenini fiziki yönüyle geliştirdiği gibi beyin gelişimi ve hafızaya da olumlu katkılar sağlar. FİZİKSEL KONTROL ÖNEMLİ Bireyin doğumdan itibaren gelişim ile ilgili en önemli deneyimlerinden birçoğu fiziksel kontrolün sağlanması ile ilgilidir. Çocukluk döneminde nesneleri tutma-atma, emekleme, yürüme, koşma, zıplama, atlama gibi hareketler yoluyla çocuklar fiziksel kontrollerini sağlar ve özgüven duygularını geliştirir. Bununla birlikte sportif hareketlerin, çocukların liderlik özellikleri kazanmalarını, sorumluluk almayı öğrenmelerini ve karakter gelişimini pekiştirdiği birçok kaynakta yer almaktadır. HUZUR VE ENERJİ VERİR Spor sadece çocuklar için değil, fiziksel yönden sağlıklı olmanın yanı sıra tüm yetişkinler için de eşi bulunmaz bir etkinliktir. Bu bakımdan her yaşta öğrenilip geliştirilebilir. Ayrıca birçok uzmana göre sportif aktivitelerin, hayatın genel işleyişine de pozitif katkıları bulunmaktadır. Örneğin hırstan uzak yapılan spor sonrası vücudun salgıladığı “endorfin” adı verilen hormon, insanın kendini daha zinde ve mutlu hissetmesini sağlar. Mutluluk hormonu olarak bilinen bu hormonun işlevi, vücudun gerginliğini almak, huzur ve enerji vermektir. YENİ HÜCRELER OLUŞUYOR Sporun beyin gelişimine ve hafızaya olumlu etkilerini gösteren birçok araştırma bulunmaktadır. Örneğin Avustralya’da yapılan bir araştırmada, yaşıtlarına göre bunama belirtileri gösteren 170 kişi, 6 ay süreyle ekstra 20 dakikalık bir egzersiz programına alınmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda, bu kişilerin zihinsel fonksiyonlarında düzelme tespit edilmiştir. Buna benzer bir araştırmada; spor yapmanın, Alzheimer tedavisinde kullanılan Aricept isimli ilaçtan bile iki kat daha etkili olduğu, hatta egzersize son verdikten bir yıl sonra bile etkisinin devam ettiği belirlenmiştir. Bu sonuçlara paralel olarak Amerikan Yaşlanma Enstitüsü, spor yapmanın beyinde yeni sinir hücreleri oluşturan faktörleri uyardığını açıklayarak, oluşan bu hücrelerin eski beyin hücrelerinin birbirleriyle olan ilişkilerini de kuvvetlendirdiğini belirtmiştir. İŞ HAYATINDA BAŞARI Çalışanlar arasında yapılan bir araştırma ise aşırı stres ve zaman baskısı altında bulunarak çalışanlardan spor yapanların, sadece özel hayatlarında değil iş hayatlarında da çok başarılı oldukları belirlenmiştir. Bu kişilerin hiç hareket etmeyen ve spor yapmayan kişilere oranla şirket işlerinde daha başarılı olduğu görülmüştür. Araştırmada bu durum, fiziksel olarak aktif olan bireylerin beyinlerinde bilgi akışının daha hızlı sağlandığı, daha az stresli oldukları ve masabaşı çalışanlara göre zorluklarla daha kolay başa çıkabildikleri şeklinde yorumlanmıştır. Aynı araştırmanın öneriler bölümünde spor yapmanın zihnimizi rahatlattığı, yeni fikirler ve çözümler bulmamızı kolaylaştırdığı ifade edilmiştir. BEYNİ RAHATLATIYOR Sporun, beyin gelişiminde olumlu katkılarının olmasının altında yatan temel sebep, beynin devamlı kan desteğine ihtiyaç duymasıdır. Eğer beyne kan yollayan kalp sağlıklı, beyne kan getiren damarlar da açık ise beyin görevini sağlıklı bir şekilde yapabilir. Spor, vücuttaki kan dolaşımını düzenlemesi açısından beynin işleyişini rahatlatmaktadır. Bu nedenledir ki 2003 yılında yapılan bir araştırmada akciğer kapasiteleri yüksek öğrencilerin akranlarına göre IQ puanlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Buna göre spor yapmanın akciğer kapasitelerini artırarak beyin oksijenlenmesi açısından zekâ gelişimi üzerine olumlu etkileri olduğu söylenebilir. HAYAT KALİTESİ ARTIYOR Beyin aktivitelerini artıran ve hafızayı güçlendiren spor, her yaşta insanın hayat kalitesini arttıran bir uğraştır. Spora başlama yaşı olmadığı gibi sporun bitiş yaşı da yoktur. Bu konuda önemli olan, bir uzmandan tavsiye almak ve kendimize uygun sporu seçmektir. O hâlde, etkin bir beyne ve keskin bir hafızaya sahip olmak istiyorsak her gün en az yarım saatimizi spora ayırmalıyız. PENCERELER Utku Öztürk / Emre Erdoğan utku.ozturk@ihlaskoleji.com LÜGATİ’T UYDURUKÇA Bin yıllık Türk-İslam tarihinde aşağıdaki kelimelerin hiçbiri yoktu. UYDURUKÇA X TÜRKÇE Algı X İdrak Nitelikli X Vasıflı Eğilim X Meyil Kurum X Müessese Zorunlu X Zarûrî KALEMİN YAZDIKLARI “Eldeki para hürriyetin aletidir. Fakat peşi sıra kovalanan para, bilakis kölelik aletidir.” J.J.Rousseau “Tweetçi” istiklalAkarsu Milyonlarca çocuktan büyüklere mesaj var: “Şekere vereceğiniz parayı bize verin, pastaneleri değil bizi sevindirin”. burusvilis Elinde şeker kasesiyle sana ‘ikinciyi de al’ derken seninle aynı anda annene göz kırpan teyze yoksa, bayram yoktur. rengi Ok atma yarışmasında Türk kızları kesin birinci gelir. ‘’hmm ok, tmm ok, ok kib, ok by, ok, ok peki’’. AlperTurgut01 Bin kişiye ruhsuz bir mesaj atayım, adımı soyadımı da sonuna iliştireyim deyince bayram kutlanmış mı oluyor? Firma tipi insanlar türedi. sokaktakiadam Allah’ım sen bayramlaşma faslında lavabo pompası gibi öpen teyzelerden bizi koru. ceriLevis Sihirli cümlenin ‘’ama bu ev baklavası!’’ olduğu güne bayram denir.. pinkfreud Bütün sülalenin ortasında “Ee yok mu bakalım senin sevdiğin, kesin vardır” diyip gevrek gevrek gülen yaşlı teyzeler için bayram vakti. kafamagoreyim Trip atarken kullanılan kelimeler top 10 ; 1-iyi 2-ok 3- tamam 4-anladım 5-bilmem 6-peki 7-boşver 8- haklısın 9-hmm 10-neyse ceriLevis Twitter bir Türk’ün elinden çıksaydı mention’ı ‘’bahset’’ olarak değil de ‘’laf sok’’ olarak çevirirdi.. cemilaraz İstanbuldaki her 10 gençten 3 tanesi gece klübünde dj, 3 tanesi prof. fotoğrafçı, 3 tanesi model, son bitanesi de Sedat Peker’in yeğeni. Elif_Safak Bu hayatta eğer bir şeyler öğreneceksek bize benzemeyen insanlardan öğrenecegiz, tıpatıp bizim gibi olan, bizimle aynı düşünenlerden değil. rdvneltz Bayram günü telefon şarjının ömrü öğlene kadardır. Saygılar. AtalayAslann Ramazan harçlığı koparmayı başaran bütün çocukların Zafer Bayramı kutlu olsun. sondarbeci Bayram mesajlarının sonuna adımı yazmadım ki.! beni rehberinden silenleri bileyim. HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY-TEBESSÜM- > Doğuştan gelen tebessüm: Yeni doğan bebekler neredeyse her şeyi, etrafındakileri gözlemleyerek öğrenirler, fakat tebessüm doğuştan gelir. > Somurtma, gülümse: Gülümsediğinizde yüzünüzde tam 53 kas çalışır. Fakat yapılan bazı araştırmalar gösteriyor ki surat asarken yüzde çalışan kas sayısı gülümserken çalışandan çok daha fazla. > Zorla mutluluk olur: Psikologlara göre mutsuz olan bir insan eğer kendini tebessüme zorlarsa ve gülerse, kendini kesinlikle daha mutlu hisseder. Kişi gülümsediğinde, vücudu o anda endorfin (mutluluk hormonu) salgılamaya başlar. BİLİYOR MUYDUNUZ? 2011’in sadece ilk çeyreğinde, 99,6 milyon akıllı telefon satıldı. 2014’e kadar ise satışların 2010’a oranla yüzde 105 artması beklendiğini biliyor muydunuz? PAYLAŞIM MERKEZİ Tuhaf Fobiler Herkesin korktuğu bir şeyler vardır mutlaka. Fakat herkesin, patolojik korku denilen, bir fobisi yoktur. Bazı fobiler oldukça bilindiktir, agorafobi (açık alan/kalabalık fobisi) gibi. Fakat çok tuhaf, daha az bilinen fobiler de mevcut: mesela arakibutirofobi (fıstık ezmesi yerken damağına yapışma fobisi) Sizin için, en garip 10 fobiyi araştırdık ve bazıları “yok artık” dedirtecek cinsten. 10- Ambulofobi: Ayakta kalma veyahut yürüme fobisi. Otobüste bu yüzden yer isteseniz ne olur acaba? 9- Kararfobi/Desiofobi: Karar verme fobisi. Bu fobiye sahip olanlar hiç mi karar veremiyor? Hayır, sadece karar vermekten korkuyorlar. Garson: “İskender’iniz 1 porsiyon mu olsun, 1.5 mu?” Müşteri: “Ben de bunu sormanızdan korkuyordum!” 8- Bilgifobi/epistemefobi: Bilgi fobisi mi? Öyle fobi mi olur yahu? Okul yok, eğitim yok, yeni bilgiye yer yok bilgifobililerde. Hayatlarının bir yerinden sonra yeni şeyler öğrenmekten korkuyorlar. Çocuk: “Babaa! Bugün fen bilgisi dersinde beynin işleyişini öğrendik, şöyle ki ...” Baba: “Duur, söyleme!” 7- Yemefobi/Sibofobi: Filhakika garip bir fobi, ama gerçek. Yemek yeme fobisi olanlar için 2 seçenek var: (1) Yemek yemeyip yetersiz beslenmekten elden ayaktan düşmek ve dahası... (2) Hayatta kalmak ve her bir lokma peynir ekmek yiyecekken Testere’nin gerilim sahnelerini izlermişçesine korkmak. 6- Uykufobi/Klinofobi: İnsan metrobüste ayakta kalsa, İskender’ini 1,5 söylese, bazı fobilerini geçici olarak yener, fakat klinofobiyi yenmek hepsinden zor, çünkü insan her halükârda uyumak zorunda. Uyumazsanız, fiziksel ve ruhsal olarak kendinize zarar verirsiniz. Uyumaya çalışırsanız, sabaha kadar yatakla kavga edip uyuyakalmayı beklersiniz. İlk 5’teki fobiler çok daha tuhaf! (Haftaya devam) Etkiliyorum SALİH UYAN Bu masala karnımız tok mu? Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde Ali isminde iki tane çocuk vardı. Biri beyaz tenli, kahve gözlü... Diğeri esmer tenli, kara gözlü... Belki farklı oyuncaklarla oynuyor, farklı masallarla uyuyorlardı ama iki çocuğun da ortak bir hayali vardı: İkisi de hemen büyüyüp, kocaman adamlar olmak istiyorlardı. Tıpkı babaları gibi kocaman adamlar olmak... Ten renkleri farklı olan bu iki çocuğun ortak bir problemi vardı: Yemek yememek... Her yemek vakti geldiğinde, iki Ali’nin annesini de bir telaş alırdı. Ne yapsak da çocuklara yemek yedirsek diye kara kara düşünürlerdi. Beyaz tenli Ali’nin annesi her türlü yolu denemişti. Ama işe yaramıyordu. Çocuğu bir türlü yemek istemiyor, sofra kurulduğu an ortalıktan kayboluyordu. Ağzına bir lokma yemek vermek eziyet hâline geliyordu. Esmer tenli Ali’nin annesi de her türlü yolu deniyordu. Ancak bir çözüm bulamıyordu. Çocuğu bir türlü yemek yiyemiyordu. Kadın her gece dua ediyor, ağlıyor ama değişen bir şey olmuyordu. İki aile de karamsarlığa düşmüştü. İki ailenin de yuvasına huzursuzluk çökmüştü. Dünya kendi ekseninde dönmeye devam ederken, iki aile de hayatı kendi eksenlerinde yaşamaya devam ettiler. Ve aradan yıllar geçti. Beyaz tenli Ali büyüdü. Artık yemek yememe gibi bir meselesi kalmamıştı. Her şey unutuldu. Esmer tenli Ali büyüyemedi. Artık onun da yemek yeme gibi bir meselesi kalmamıştı. Ama hiçbir şey unutulmadı. Biri İzmir’de üniversiteye devam ederken diğeri Somali’de, küçücük bir mezarda yatıyordu. Ve beyaz tenlilerin yaşadığı ülkelerdeki insanlar, yaşanan trajediyi “bir varmış, bir yokmuş” tadında seyretmeye devam ediyordu. Dünya işte böyle acayip bir yerdi. Bir vardı, bir yoktu!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT