BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Küçük Kardeşim”

“Küçük Kardeşim”

Bu filmi çok sevdim. O gün sinemadan önce bizim parkta bir ağaca bağlanmış boğanın saatlerce yağmur altında bekleyişini görmüştüm. Mahallenin köpekleri hayvanı yadırgayıp yanına sokulmaya çalışarak havlayıp duruyorlardı.



Bu filmi çok sevdim. O gün sinemadan önce bizim parkta bir ağaca bağlanmış boğanın saatlerce yağmur altında bekleyişini görmüştüm. Mahallenin köpekleri hayvanı yadırgayıp yanına sokulmaya çalışarak havlayıp duruyorlardı. O da şaşkına dönüp köpekleri tekmeleyecek oluyordu. Sonra ne oldu bilmiyorum, şu saatlerde çoktan kesilmiştir. Ben oldum olası kurbanlık hayvanların kesilişine hatta kesilmeden önceki o mazlum bekleyişlerine dayanamam, içim kaldırmaz. O gün Feriköy mezarlığından dönüşte arabayla Hacı Hüsrev’den iniyorduk; kesilmiş hayvanların kanları yokuştan aşağıya akıyordu. Ayrıca kesim işleminin kapalı yerlerde yapılması için tedbirler alınmasına, çadırlar kurulmasına rağmen hayvanları şurda burda ulu orta kesenler vardı. Bu tablolardan sonra seyrettiğim bir filmde hayvanlarla insanları yan yana getiren, hayvanlar aracılığı ile insanlara bazı mesajlar veren bir film seyrettim. Film Stuart Little (Küçük Kardeşim) adını taşıyordu. Rob Minkoff’un yönetimindeki filmin oyuncuları Geena Davis, Hugh Laurı, çocuk oyuncu Jonathan Lipnicki, animasyon eseri bir beyaz fare ve müthiş kediler... Bir erkek çocuk sahibi olan anne ve baba, ailelerine yuvadan bir çocuk almak isterler, bütün o çocukların içerisinde seçim yapamaz, sonunda minik bir fareyi tercih ederler. Beyaz fare Stuart Little böylece sıcak bir aile ortamına girer. Ne var ki insan kardeşinden önceleri pek yakınlık göremez. Evin bencil kedisi Snowbell de artık papucunun dama atılacağını düşünerek sokak kedileriyle işbirliği yapıp fareye tuzaklar hazırlamaya koyulur. Oysa Stuart Little orada aile kavramıyla karşılaşmıştır; annesi babası ona güzel bir oda hazırlamış, beğeneceği giysiler almışlardır. Bir süre sonra insan kardeşi de onu sevecektir. Maket tekne yarışmasında onun teknesini tehlikeleri göğüsleyerek galibiyete götürdüğü için. Ve onu oyuncaklarının dünyasına alacak, bir de sevdiği kırmızı arabasını hediye edecektir. Çokları küçümsedikleri ya da ciddiye almadıkları kimselerin cesareti, yürekliliği karşısında utanmış, mahcup olmuştur. Hatta bazen sıkışık bir anda değer vermediğimiz önemsemediğimiz kimselerin yardımını görmüşüzdür. Stuart Little bize böyle bir hatırlatma yapıyor. Evet o minik görüntünün gerisinde birşeyleri paylaşma isteği ve sevgiye susamışlık vardır. Bizler dev ayaklarımızla sahip olduğumuz şeylerin arasında yürürken görmediğimiz, görmek istemediğimiz değerleri bencilce bir yana itmiyor muyuz? Herşeyin sadece kendimizce yönetilmesini düşünmüyor muyuz? Her güzelliği kendimize yontmuyor muyuz? İşte karşımızda bir minik fare başkaları için de yaşanabileceğini ortaya koyuyor, bütün gücüyle sevgide direniyor ve elbette küçük krallığına kimseyi almayan beyaz kedi Snowbell’in dahi yüreğini yumuşatıyor. Bu yapım, anlatım ve efekt harikasını gidin seyredin. İnsanoğlunun eksiklerini minicik bir farenin ayakta durma ve güçlü olma savaşını anlatması bakımından unutulmayacak bir çaba.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT