BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Onu beğeniyorum galiba!”

“Onu beğeniyorum galiba!”

Gerçekten Şerif bey ve Muazzez hanım yatmamıştı. Çocukların geldiğini merdivenlerdeki hareketlilikten anlamış olacaklar ki kapıyı usulca açıp başlarını uzattılar. Ferhat ve İclal yarış ederek çıkıyorlardı basamakları. Şerif bey işaret parmağını dudaklarının üzerine koyarak tısladı:



Gerçekten Şerif bey ve Muazzez hanım yatmamıştı. Çocukların geldiğini merdivenlerdeki hareketlilikten anlamış olacaklar ki kapıyı usulca açıp başlarını uzattılar. Ferhat ve İclal yarış ederek çıkıyorlardı basamakları. Şerif bey işaret parmağını dudaklarının üzerine koyarak tısladı: - Şişşşt! Ne oluyor yahu, kocaman adam oldunuz hâlâ çocuksunuz, oğlum, burası apartman... Ferhat usul usul girdi içeriye: - Tamam baba özür dilerim... Kızına söyle, onun yüzünden... İclal hayretle bağırdı: - Aşk olsun sana ağabey, ben ne yaptım, kendin sataştın, yengeme sor baba! Şerif bey çırpınıyordu adeta: - Bağırma kızım, ne oluyorsun, saat kaç biliyor musun, girin içeri çabuk, Ece nerede? Ferhat gülerek başını dışarı uzattı: - O aşağıda kaldı. Ancak gelir... Çok geçmeden genç kadın gözüktü. Suratında keyifli bir tebessümle girdi içeriye: - Merhaba babacığım, nasılsınız anneciğim, kusura bakmayın gecenin bu saatinde geldik... Ferhat’ın tutturması işte. Muazzez hanım memnundu hayatından. Her zaman çocuklarıyla bir arada olmaktan keyif almıştı. Sarılıp öptü gelinini: - O ne demek kızım, tabii geleceksiniz, burası sizin de eviniz... Geçin haydi. Şu yaramazlar da bir sakinleşse... Sevgiyle baktı Ece kocasıyla görümcesine. Hâlâ birbirleriyle uğraşıp duruyorlardı. Şerif bey hepsini antreden salona soktuktan sonra rahatlamıştı. Oğluna döndü: - Ne zaman büyüyeceksin bilmem ki. O mahkemelerdeki hakimler seni böyle görse kim bilir ne der? Kahkahalarla güldüler hepsi birden... Ece hemen mutfağa girmiş, ev halkına kahve yapmaya başlamıştı. Ne zaman kayınvalidesine gelseler en erken sabaha karşı yatarlardı. Bunu bildiği için ocağın başına geçivermişti. Ertesi gün nasıl olsa Pazardı ve biliyordu ki burada istediği kadar uykusunu alabilir, kalkınca da kayınvalidesinin hazırladığı mükellef kahvaltı sofrasına oturabilirdi. Şerif bey gülüşmelerin arasında ulu orta soruverdi merak ettiği soruyu: - Nasıl buldun Oktay’ı, Ferhat? İclal utançla başını eğdi, hemen odadan dışarı attı kendini. Mutfağa yengesinin yanına geldi: - Şu babam da alem adam yenge. Ağabeyime “pat” diye soruverdi Oktay’ı... Hem de benim yanımda, benim bildiğim bu işler yalnızken konuşulur. Ece gülümseyerek yatıştırdı onu: - Boş ver, her şey böyle açık olsun daha iyi. Ne olur ki, o senin baban. Bana kalırsa içi hoplayıp duruyor. Hele delikanlıyı görünce... Ağabeyin bile yerinde duramıyor baksana. Seni hâlâ çocuk sanıyorlar. Biraz da kıskançlıklar başladı ikisinde de. Seni bir başkasıyla kolay kolay paylaşamaz bunlar. Bütün bu coşkulu, yerinde duramaz halleri seni elden kaçırmanın paniği... İclal balkona doğru yürüdü: - Aman yenge, ortada bir şey yok. Daha bir şey konuşulmadı bile. Sadece benim anladığım bazı şeyler var. Oturup hiçbir şey konuşmadık ki. Ece gülümsedi cezveyi fincanlara boşaltırken. - Aman iclal, göz var izan var. Aptal olsan bile anlaşılır. Nasıl baktığını görmedik mi? Ama neme lazım akıllı ve efendi bir genç. Aferin sana. Sanıyorum ağabeyin de beğendi, babam da... Sevinçle boynunu büktü İclal. Ece devam etti: - Ya sen? Sen neler hissediyorsun bu gence karşı? İclal yutkundu. Bugüne kadar bu sorunun cevabını çok düşünmüş ama sonucu yüksek sesle hiç itiraf etmemişti. Fısıldadı: - Bilmem... Farklı şeyler hissediyorum. Beğeniyorum galiba. Belki daha da fazlasını hissediyorum. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT