BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Denizlerden gelen tehlike CIVA

Denizlerden gelen tehlike CIVA

Sevgili okurlar, Cıva (Hg) bir ağır metal olup, özellikle birçok besin maddesinde diğer inorganik metallerle birlikte bulunmaktadır.



DENİZLER KİRLETİLİYOR Ülkemizi çevreleyen Akdeniz ve Karadeniz kapalı sistem oldukları için kirlenmeye, okyanuslara nazaran daha fazla maruz kalıyor. Dünyada tüketilen cıvanın yarısı Akdeniz ülkeleri tarafından üretilmektedir. İNSANI HASTA EDİYOR Denizlerimize çeşitli yollardan ulaşan başta cıva olmak üzere bazı zehirli Kimyasal Atıklar; felç, sağırlık, körlük, delilik ve şiddetli karın ağrıları gibi hastalıkların başlıca sebebini oluşturuyor TERMOMETREDEKİ GİBİ MASUM DEĞİL Odalarımızdaki termometrelerde kullanılan cıvanın kırılıp ortama bulaşması ve elle teması, ellerin yıkanması halinde herhangi bir zehirlenme göstermez, ancak yutulması halinde doktora gidilmelidir Sevgili okurlar, Cıva (Hg) bir ağır metal olup, özellikle birçok besin maddesinde diğer inorganik metallerle birlikte bulunmaktadır. Denizleri kirleten çeşitli kimyasallar; ırmak, lağım suları, fabrika deşarjları, gemilerin sintine, balast atıkları ve tarımsal ilaçlarla ortama bulaşırlar. Bunlar, bu gibi zehirli maddelerle çalışan veya üretim yapan işletmelerin arıtmasız iç sulara, kanalizasyon şebekelerine veya denizlere deşarj ettikleri atıklardır. Bilhassa cıva ve bileşikleri oldukça zehirli olup, canlı vücutlarında Biyolojik Birikim yaparak (dokulardan atılamayıp biriken) onları tüketen insanlarda çeşitli hastalıklara yol açarlar. Bağırsaklarda değişime uğrayan cıva özellikle sinir sistemini bloke etmektedir. Yüksek dozda alınmışsa kısmi felce yol açmaktadır. BİRÇOK?HASTALIĞA?YOL?AÇIYOR Uzun vadede ise karaciğer ve böbrek harabiyetine sebep olur. Balık, midye, istiridye ve karides gibi deniz mahsulleri tüketiminden organizmaya geçebilecek Metilli Cıva çok zehirli olup, kalıcı problemler meydana getirmektedir. Cıva zehirlenmelerinde yaşanan en önemli olay 1950’li yılların ortasında Japonya’nın sahil kenti Minimata’da gerçekleşmiştir. Kimya tesisi Chisso’nun kullandığı cıva bileşiği Metilizosiyanat körfeze yayılmış ve sonuçta 17.000 insan tüketmiş oldukları deniz mahsullerinden zarar görmüştür. Resmî makamların verdiği bilgiye göre, 2265 kişi hayatını kaybetmiştir. Yöre halkından sağ kalanlarda felç, sağırlık, körlük, aklını yitirme ve şiddetli karın ağrıları gibi organik bozukluklar gözlenmiştir. Değerli okurlar, ülkemizi çevreleyen Karadeniz, Akdeniz gibi denizler her türlü kirlenmeye, okyanuslara nazaran daha fazla maruz kalmaktadır. Bu denizlerde kirlenmenin zararlı etkileri çok uzaklara kadar yayılıp tehlike oluşturur. Kapalı sistem denizleri olarak adlandırılan bu tip denizlere sahili bulunan ülkelerden devamlı yeni atıklar bulaştığından, kirlenmenin azaltılması çalışmaları yetersiz kalmaktadır. Özellikle ağır metallerden cıva kirliliği büyük sorunlara yol açmaktadır. Dünyada tüketilen cıvanın %40’ı İspanya ve İtalya gibi Akdeniz’i çevreleyen ülkeler tarafından üretilmektedir. TÜKETİMDEKİ?SINIR 0.70 MİLİGRAM Uluslararası yönetmeliklere göre, deniz ürünlerinin bir kilogramında bulunacak cıva miktarı canlının tüketim hacmine göre en fazla 0.50-0.70 miligram olmalıdır. Kılıç balığındaki yüksek oran, balığın birçok küçük balığı tükettiği ve onların vücutlarındaki cıvanın kendi bedeninde katlanarak depolanmasından kaynaklanmaktadır. Erişkin bir midye ise saatte ortalama 40 litre deniz suyunu süzer, bu nedenle de yüksek cıva konsantrasyonuna sahip olabilir. Cıva, günümüzde Kadmiyum (Cd), Kurşun (Pb) ve Petrol bileşikleri ile birlikte denizlerimizi kirleten en tehlikeli zehirlerin başında gelmektedir. Cıvanın kilogramda 150-300 miligramı öldürücü doz olarak açıklanmıştır. Tüketilenin % 80’i sanayi kuruluşları tarafından kullanılmakta ve zirai mücadelede organik cıva biçiminde uygulanmaktadır. CİĞERİ ÇOK TÜKETMEYİN! İnsan ve süt emziren memeli canlılarda çeşitli organlarda yerleşir. Fakat başlıca beyin, karaciğer ve dalakta birikir. Bu nedenle alınan miktar tehlike doğuracak bir düzeye ulaştığında, insanlarda kalıcı bozukluklar meydana getirmektedir. Değerli okurlar, son olarak size yaşamdaki Besin Zincirinden söz etmek istiyorum. Cıva ve diğer inorganik metaller doğada yerleşmiş beslenme zincirinin çeşitli halkalarında birikmektedir. Önce denizde yaşayan gözle görülemeyecek kadar küçük canlılar, sonra bunları suyu süzerek tüketen midyeler sularda bulunan az miktardaki cıvayı bedenlerine alarak organizmalarında biriktirirler. BALIĞIN TAZESİNİ ALIN Büyük balıklar daha küçüklerle beslenerek yaşamlarını sürdürürken, daha fazla cıva ile bulaşırlar. Nihayet beslenme zincirinin son halkasında bulunan insan, bulaşık deniz ürünlerini tüketmek suretiyle denizdekinden binlerce kat fazla miktarda cıvanın olumsuz etkileri altında kalmış olur. Size naçizane tavsiyem, yediğiniz besinlerin çok temiz ortamlardan sağlanmış ve taze olduklarına itina göstermenizdir. Sonbahara girdiğimiz bugünlerde hepinize sağlık ve mutluluk içinde geçireceğiniz güzel bir eylül haftası diliyorum. MİDYECİLER DİKKAT! Çeşitli deniz ürünlerinin 1 kilogramında bulunan ortalama cıva miktarları şöyledir: Canlı türü Cıva (mg/kg) Kılıç 3.00 Midye 1.95 Barbunya, Tekir 1.45 Ton Balığı 1.25 İstakoz 1.10 Karides 0.46 Hamsi 0.24 Sardalya 0.15 Bu göller de açılım istiyor Erzincan Aygır ve Gümüşhane Artabel gölleri doğal güzelliğiyle keşfedilmeyi bekliyor Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde Keşiş Dağları eteğinde yer alan ve 2 bin 850 metre yükseklikte olan Aygır Gölü, Türkiye’nin en yüksek krater gölleri arasında yer alıyor. Doğal güzelliği, temiz havası ve çevresinde yetişen dağ bitkileriyle dikkati çeken gölde, alabalık da bulunuyor. Üzümlü Belediyespor ve Üzümlü Spor’un her yıl ortaklaşa düzenlediği etkinlikle dağ yürüyüşü, kamp, kaya inişi, gölde bot gezisi, kayak ve balık tutmak gibi faaliyetler yapılıyor. Aynı kulüpler tarafından isteğe göre doğaseverler için özel turlar da düzenleniyor. Aygır Gölü, şehir merkezine 45 kilometre uzaklıkta. Diğer yandan Gümüşhane’nin Torul ilçesinde, Abdal Musa Tepesi eteklerinde yer alan, 7 krater gölünü içinde barındıran Artabel Gölleri Tabiat Parkı ‘’Gümüş Markaragöl Projesi’’ çerçevesinde yapılacak tesislerle turizmin hizmetine sunulacak. Park, Artabel deresi çevresinde iki ayrı volkanik aktivite sonucu oluşmuş 7 krater gölü ve eşsiz doğal güzellikleri barındırıyor. Yaban hayatı bakımından oldukça fazla türe ev sahipliği yapan tabiat parkı kent merkezine 60 kilometre mesafede. Çocuklar yeşil okul istiyor Yeşil alana sahip okullarda okuyan çocuklar fiziksel olarak çok daha hareketli, daha üretici, öğrenme becerileri ve sosyalleşmeleri daha kuvvetli oluyor. TEMA Vakfı, serbest oyun alanları, yaban hayatı habitatları, yürüme yolları ve bahçeler içeren okul bahçesi zeminlerinin öğrencilere sağladığı yararları belgeleyen çok sayıda çalışmayla dikkat çekiyor. Uluslararası araştırmalar yeşil alanların çocuklarımızın bedensel sağlıklarını ve yeteneklerini geliştirdiğini, özgüvenlerini artırdığını, duyularını ve sezgilerini güçlendirdiğini göstermekte. Yavrular her sese ağızlarını açıyor... Bursa’da bir ağaca yuva yapan kuşun bıraktığı yumurtalardan 3 yavru çıktı. Yumurtadan çıktıkları ilk gün henüz gözleri açılmamış, başlarını havada tutmakta zorlanan yavrular, gelen her seste yiyecek geldiğini sanıyor. En küçük bir yaprak kıpırtısında ya da fotoğrafları çekilirken oluşan küçük seslerde ağızlarını açan kuşlar, güçleri yetmediği için bu şekilde uzun süre duramıyor. Yiyecek gelmeyince 20-30 saniye sonra güçleri tükenirken, ağızları kapanıyor ve başları yere düşüyor. SÜMER?EZGÜ: Burdur Gölü’nde tekrar ördeklerle yüzmek istiyorum Doğa Derneği’nin Burdur Gölü’nün kurumasını engellemek için yürüttüğü projeye Burdurlu sanatçı Sümer Ezgü’den destek geldi. ‘Damla sulama’ konulu kısa filmde de yer alan Ezgü, hemşehrilerinden destek isteyerek şunları söyledi: “Çocukluğumuz gölde geçti. Yüzmeyi dikkuyruk ördekleriyle, karabataklarla birlikte öğrendik. Ancak gerek su çekilmesi gerekse de kirlilikten dolayı insanlar göle yaklaşamaz oldu. Tüm Burdurlular el ele verirsek gölümüzü eski haline döndürebiliriz.” Bakanlığın su kapları sahiplerine ulaştı Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından sokak hayvanları için “Susuyorum Ama Konuşamıyorum” sloganıyla başlatılan kampanya kapsamında Adana’ya gönderilen su kapları dağıtıldı. HAYTAP Başkan Yardımcısı Nesrin Çıtırık, “Bir Kap Su kampanyamız Bakanlıkça da kabul gördü ve 81 ilde dağıtılmak üzere 40 bin adet su kabı yapıldı. Bunlar basit bir plâstik kap değildir. Sevginin, şefkatin, merhametin ve artık toplumumuzda yok olmaya başlamış olan insanî duyguların bir simgesidir” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT