BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dürüstlük paradan daha değerli...

Dürüstlük paradan daha değerli...

Babam (Mevlüd Güç) Trabzon’ludur. Vakfıkebir, Çarşıbaşı’ndan... Rahmetli iyi bir kuyumcu, Trabzon işi bilezikleri ilk defa o yapıyor, ünü şehir dışına taşıyor. O günlerde kardeşi Erzincan’da zabıta müdürü... Resimleri var apoletli mapoletli, sanırsın general...



Kadir Has değer verdiğimiz bir büyüğümüzdü. Büyük sözü dinledik kazandık. Çocuk Dünyası onun fikriydi, önümüzü açtı. ERCAN GÜÇ Kapalıçarşı’ya bir çok kuyumcu ustası kazandıran sanatkar Mevlüt Güç’ün oğlu olan Ercan Güç, babası vefat edince kendini piyasanın içinde buldu. Kapalıçarşı’daki işleri tasfiye edip önce oto, sonra kömür işine girdi. Benzin istasyonu, köfte zinciri çalıştırdı. Borsayı ilk keşfedenlerden biriydi, Güney Menkul gibi itibarlı müesseseyi kurdu. Kadir Has Alışveriş Merkezi’ni çocuk dünyası şeklinde dizayn etti, oyun parkları, mobese sistemleri ve inşaat işine girdi. MİRAS DEĞİL Ercan Güç “Babam Kapalıçarşı esnafıydı belki büyük bir servet bırakamadı ama tertemiz bir isim kaldı... İşte o isim bizi bu günlere taşıdı” diyor... ALIN TERİ “İstişare ettik, karar verdik, dönmedik. Ticarette cesur olduk, kafa yorduk, kimsenin yapmadığı işleri aradık, ufuk açmaya çalıştık.” Babam (Mevlüd Güç) Trabzon’ludur. Vakfıkebir, Çarşıbaşı’ndan... Rahmetli iyi bir kuyumcu, Trabzon işi bilezikleri ilk defa o yapıyor, ünü şehir dışına taşıyor. O günlerde kardeşi Erzincan’da zabıta müdürü... Resimleri var apoletli mapoletli, sanırsın general... Babam ikinci dükkanını Erzincan’da açıyor. İşler umduklarının da fevkinde ama 939 zelzelesine yakalanıyorlar. Amcam vefat ediyor. Babam ilk hanımını ve iki çocuğunu kaybediyor. Bir oğlu bir kızı hayatta kalıyor. Altınların bir kısmı enkaz altında kaybolsa da kasa sağlam çıkıyor. Kasayı çula çaputa sarıp bir kağnı arabasına atıyor, doğru Trabzon’a... Trabzon’daki dükkanı da abisine bırakıyor, vuruyor İstanbul’a. 17 gün yol, dile kolay... KAPALIÇARŞI’YA AT İLE... O zaman Kapalıçarşı sektörün kalbi, içeri atlarla giriliyor, hayvanlar bedestene bağlanıyor. De ki otopark. Çarşının kırk kapısı var, bedesten tam ortada... Babam yine Trabzon işi yapıyor, zaten dükkanın adı Trabzon pazarı. Çok çok iyi bir sanatkâr. O yıllarda sektör Rumlarla Yahudilerin elinde. Türk çocuklarına sanat öğretmez, getir götür işlerinde kullanırlar. Kalem atarken arkalarını döner, ellerini saklarlar. Babam ise aksine bildiğini paylaşmaktan zevk duyar. Nitekim onun yetiştirdiği ustalar Kapalıçarşı da denge kuruyor. Derken annemle evleniyor. Annem Rize asıllı ama Heybeliada’da doğmuş, İstanbul kızı diyebiliriz ona... Babam ilk mektep mezunu olmasına rağmen teşkilatçılığını gösteriyor, kuyumcular ve saatçiler derneğine başkan oluyor. Sözü senet, dakika şaşmaz. Hatırlarım bu odanın yarısı kadar bir kasamız vardı (bahsettiği oda da küçük sayılmaz) dürülmüş kağıtlar, zarflar, kiminin on bin markı, kiminin gremseleri, kiminin külçesi, yüzükler, bilezikler, halhallar. Sanırsın banka, yediemin gibi çalışırdı adeta... Altın alınacağı zaman 30-40 kuyumcu güçlerini birleştiriyor, hesaplı alıyor, birlikte kazanıyorlar. Böyle işler herkesin güvendiği bir isimle olabilir, bir lider lazımdır ki başı çeke... O da babam! BAKIRKÖY KÖYDÜ DAHA Babam 1965’te Bakırköy’e yerleşiyor. O zamanlar kırlık bayırlık, hatırlarım toz toprak... Evimizin önü açık, en yakın bina belki bir kilometre uzakta... Gözünün alabildiğine bağ, bahçe, tarla... İlkokul yıllarından beri babamın peşi sıra dolandım çok şey öğrendim ondan. Sonra Kültür Koleji’nde okudum, şimdiki Marmara Üniversitesi binasında... Okuldan çıktım mı doooru dükkana... Babamla birlikte dönerdik akşama... Gece oturup ders yapardım o yorgunlukla... Babam çok erken kalkar, üzerine gün doğmaz asla. Yazın tam mesai çalışırdım, sabahın seherinde koşardık işimizin başına... Babam 1974 yılında vefat etti. Başında kalmış, duasını almıştım son anlarında. 18 yaşındayım daha, abim de çocuk henüz 23 yaşında... Lise sondaydım, son iki ay okula gidemedim, fizik kimya imtihanları vardı oysa. Sonra bir kanun çıkmış beni Edebiyat kolundan mezun etmişler. Diplomam geldi yıllar sonra. Babam rahmetli olduktan sonra tam üç sene emanet dağıttık, kasada eşin dostun Reşatları, dolarları, markları. Son birkaç parçanın sahibini de Almanya’da bulduk, bazısı ölmüş, emanetlerini götürüp verdik çocuklarına. FABRİKASYON BAŞLAYINCA Babamdan bize tertemiz bir isim kaldı... Bence en büyük miras. Çırakları ustaları onu hayırla yad eder, dualarından unutmazlar. Niyetimiz bu ismi yaşatmaktı nitekim bir süre dayandık. Ancak 79 yılında Mardin’den Süryaniler çıkageldi. Kaçakçı paralarını getirip hacimli işlere başladılar. İş fabrikasyona döküldü, biz el işçiliği ile rekabet edemezdik onlara... Çarşıdan çıkma kararı aldık. Sadece küçük bir büro bıraktık, hani irtibat kopmasın. Belki ara sıra gider dalarız hatıralara... Hasılı dükkanları satıp oto piyasasına girdik. Araba alıp satıyoruz. Bu arada petrol ofisi bayii açmışız. SUDAN ÇIKMIŞ BALIĞA Çarşıda sözün sözdür, kime para lâzım eşten dosttan toplar, çeksiz senetsiz verirsin, asla fire olmaz. Piyasada ise çek senet bile para etmiyor. Adam imzasını tanımıyor. O hengamede çok tokat yedik, hayli mal kaptırdık. Muhataplarımız paraları bankerlere yatırmışlar, bankerler de batınca... O günlerde evlendim. Hanım Anteplidir, babası Kapalıçarşı’dan komşumuz, tanıdık insanlar. Meğer Anteplilerden kız almak ne zormuş, aile meclisi toplanıyor. Belki 500 kişi, bir kısmı Suriye’den geliyor. Kim bu Ercan araştırma yapılıyor. Verelim diyenler vermeyelim diyenler, aile ikiye ayrılıyor. Neyse evlendik barklandık bana yeni bir iş lazım. Sattığımız sıfır kamyonların bedelini tahsil edemeyince bazısını madenden çıkardım... Müstamel, hırpalanmış. Satsan üç kuruş para... Bunlarla ne yapabilirim acaba? Baktım fuel oil çok pahalandı, kömürün önü açılacak. Bekir Kutmangil’in babası Rahmetli Halis Kutmangil’den bir saha istedim. Halis Amca beni kırmadı, Kemerburgaz Çiftalan bölgesinde bir yer gösterdi. Küçük imkânlarla başladık ama Allah işimizi rast getirdi, kömür kıymete bindi, bir liralık mal, oldu mu dört lira! Hastaneleri firmaları bağlamışım, bütün İstanbul elimin altında. Baktım kömürün tadı da kaçacak, “ısrarın manası yok” hadi bana eyvallah! BORSAYLA TANIŞINCA 89 yılı... Bir arkadaşım borsadan bahsetti. Gittik Karaköy’e, o zamanlar tahtalar var, tebeşirle yazıyorlar. Çok sığ bir piyasa... Mantığını çabucak kavradım, abimle istişare ettik ve girdik pazara. Çok hareketli günlerdi, pat yüzde 10 zıplıyor, kâh ansızın düşüyor. Boğaziçi Menkul değerlerle çalışıyoruz. Babadan kalma itibar var ya çarşıdan parasını getiren getirene. Kiminin 300 lirası var kiminin 500 lirası. “Abi sen bu işleri biliyorsun bizim yerimize al sat, n’aparsan yap.” Kendimi eleman olarak yazdırdım, işlem yapmaya başladım. Hanım tarafı da devreye girdi, Antep’ten su gibi para akıyor. Bir baktım Boğaziçi Menkul işinin üçte ikisini benimle yapıyor, verdiğim komisyon az buz değil, anormal rakamlar. En iyisi kendi aracı kurumumuzu açmak. Bu işi iyi bilen bir ağabeyimiz vardı Ayhan Bey. Onunla dertleştim. İnanın banka kurmaktan zor, inciğini cinciğini araştırıyorlar. SPK 6 ay sonra izin verdi ancak. Yüz birinci kurum biziz “Güney Menkul!” Yüz ikincisi de olmadı zaten. Rahmetli Kadir Has’la borsadan tanışırdık, bilirsiniz hayırsever bir insan. Bahçelievler’deki çarşıyı büyük bir hevesle yaptırmıştı ama tutmadı. İçinde bizim de bir dükkanımız vardı (Cızbız Köfte) ÇOCUK DÜNYASI Irak savaşı başlamamış daha... Beni çağırdı, “bak Ercan bu AVM adımı taşıyor ama yakışmıyor bana. Diyorum, sen bir el atsan şuna!” Bilmediğimiz bir iş ama ısrar etti. Büyüğümüzdü kıramazdık. Akmerkez, Galleria, İstinyepark gibi yerler tutar ama diğer AVM’lerin işi zor. Dedim ki burayı ihtisas çarşısı yapalım ya Doğubank gibi beyaz eşya satılsın, ya da nişan nikah merkezi olsun elbisesinden yüzüğüne, davetiyesinden, pastasına, fotoğrafına... Ya da sadece çocuklara hitap edelim, her devresine ama... Hamile elbisesinden başlayalım, taaa genç odasına... Rahmetli “sen bilirsin ama” dedi “çocuk üzerine olursa sevinirim”. Arkadaşım Hakan Gürel (Populand) bu konuda tecrübelidir... Çağırdım geldi baktı, E-5 üzerinde, metro hemen önünde... Tamam abi burası iş yapar. ErHak (Ercan ve Hakan) firmasını kurduk, iyi bir planlama yaptık, kaç oyuncakçı, kaç ayakkabıcı olacak? Kiraları ehven tuttuk, seçme markaları çağırdık. Şimdi % 99 doluluk oranıyla işliyor... İki tane sinemamız var, çocuk filmleri oynuyor. Zaman zaman çocuk esirgemeden gelirler film seyreder, oyuncaklara binerler. Torun sahibi olunca anladım ki hayırlı bir iş yapmışız. Çocukları sevindirmek gibisi var mı ya? CORVUS, PLAYPARK, ATEK 2005 sonunda elektronik üzerine çalışan Corvus’u kurduk, Mobese sistemleri üzerine eğildik. Bir çok ilde imzamız var. 2006’da Mutlu İnşaat Kadir Has’taki % 50 hissesini teklif etti, satın aldık, kiracı olarak girmiştik, mal sahibi olmak varmış. 2007 yılında Playpark AŞ’yi kurduk. Maksadımız AVM’lerde çocuk eğlence merkezleri açmaktı. Antep Sanko alışveriş merkezinden başladık. Kızım ve damadım İzmir’de yaşıyor. Gittim baktım körfezin incisi iri bir köy gibi, atalet ve rahavet içinde... Halbuki ismi yeter, potansiyeli var. Başbakanımız da çok önem veriyor. Diğer şehirler uçtu, herhalde o yerinde kalmayacak. Biz İzmir’in değişip gelişeceğine inanıyoruz, eninde sonunda kabuğunu kıracak. Bir İnşaat şirketi kurduk ve 9 Eylül Üniversitesinin yanına stüdyo daireler yaptık. Tam satışa çıkaracaktık ki Kredi Yurtlar talip oldu, sattık. Rayicin altındaydı ama paramızı toplu aldık. Burası kız yurdu olacakmış, çocuklarımız okuyacak. Şimdi Alsancak’ta 27 katlı bir gökdelen yapıyoruz, showroomlar filan... Biz Türkiye’nin geleceğine güvendik, bazıları felaket senaryoları üretirken uzun vadede dövizli işlere girdik. Eğer 8 seneye yayarsanız döviz mâkul kaldı diyebiliriz. Halbuki % 4500 faizleri görmüştük zamanında. İş adamı kırk defa ölçer bir kere biçer, Türkiye’nin önünü açık gördüğümüz için yatırım yaptık. Yanılmamışız, yüzlerce insan çalıştırıyoruz ve bu bize haz veriyor. ÇERÇEVELETİP ASIN! Gençler gelip bana soruyor... Efendim başarı için ne yapmalı? Rahmetli Abime çok hürmet ederdim. Halbuki yaş farkı yoktu aramızda. İşi kovalayan da bendim ama ona danışırdım mutlaka. Demek ki istişare edeceksin biir, akıl soracaksın. Sözünde duracaksın ikii. Sen dürüst ol, millet arkanda durur. Doğruluğun ne büyük servet olduğunu anlarsın zamanla... Bu paradan da önemli inan. Kaptı kaçtılar çabuk büyür ama çabucak batar. Birine borcun mu var? Bul ve ver. Asla aksatma! Üüüç düzenli bir hayatın, ailen olacak... Hanımı ve çocukları ardında duran adam kolay yıkılmaz. Dört bıkmayacaksın, yılmayacaksın, yeis yok, çalışmaya devam. Rabbim bir kapıyı kapar, diğerini açar, Olmuyor diye bırakmak yok, ısrarla devam. Beş dostlarını unutmayacaksın. Bak Hacı Tuğrul ilkokul arkadaşım, (yanında oturuyor) 45 yıldır birlikteyiz. Paradır gelir gider, şirkettir yaşar, batar ama dostluk mezara kadar!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT