BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Tabiat ana’nın sırları insanlığın hizmetinde

‘Tabiat ana’nın sırları insanlığın hizmetinde

Sevgili okurlar, M.S. 40-90 yılları arasında Adana yakınlarında yaşamış Dioscorides tarihin ilk gerçek Botanik ve Bitkilerle Tedavi kitabı olan eseri Materia Medica’da 600 bitkinin tıbbi özelliklerini inceler.



iYi Ki BiTKiLER VAR Bitki ve hayvanlardan elde edilen maddelerin insan hayatındaki önemi, insanlığın tarihi kadar eskidir. İlaçların temel kaynağını oluşturan bitkiler, şifa dağıtmaya devam ediyor. Yakın gelecekte devasız dert kalmayacak inancındayız... CANLILAR?İNCELENİYOR Şu anda ilaç araştırmaları, Güney Amerika’nın tropikal bölgelerindeki zehirli kurbağalardan, ahtapotun püskürttüğü kimyasala ve çeşitli bitki özlerinden Afrika’nın tüküren yılanlarına kadar geniş bir yelpaze içinde yürütülmektedir. İLAÇLARIN ANA KAYNAĞI NEBATAT Bitki kökenli ağrı kesiciler, antibiyotikler, kalp ve kanser ilaçları, hormonlar, laksatif (müshiller) günümüz dünya ilaç sanayinde önemli bir yer tutmaktadır. Sevgili okurlar, M.S. 40-90 yılları arasında Adana yakınlarında yaşamış Dioscorides tarihin ilk gerçek Botanik ve Bitkilerle Tedavi kitabı olan eseri Materia Medica’da 600 bitkinin tıbbi özelliklerini inceler. Bu eser, sonraki 17 yüzyılda dünyanın temel bitkilerle tedavi kitabı olarak kalmıştır. Kitabın içinde sözü edilen bitkilerin çoğunun tedavi değerinin gerçekliği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Günümüzde tıp ve eczacılık için önemli maddelerin büyük bir kısmı doğadan elde edilmektedir. Diğer bir bölümü de, doğal maddeler örnek alınarak, kimyasal yollarla hazırlanır. Örnek olarak C vitamini (Askorbik Asit) verilebilir. Son yıllarda birçok önemli yeni ilacın hammaddesi doğadan kazanılmaktadır. TARİH BOYUNCA ŞİFA DAĞITTILAR 1960’lı yılların başında, bir cins menekşeden (Vinca rosea) bazı kanser türlerine karşı son derece etkili olan Vinblastin elde edilmiştir. Özellikle Hodgkin (Lenf nodülleri tümörü) hastalığına karşı başarıyla kullanılması, tabiatın gizlediği şifalı bitkilerin önem kazanmasına neden olmuştur. Aynı şekilde kan kanserine karşı Vinkristin’de doğadan elde edilmektedir. Bugün, dünyanın her köşesindeki laboratuarlarda bitkilerin anti kanserojen (kansere karşı) etkileri araştırılmaktadır. Bitkilerden elde edilen kimyasalların bazıları kinin, morfin, kodein gibi yabancısı olmadığımız maddelerdir. Dioscorides’in yazdıklarından anlaşıldığına göre; afyon alkaloidlerinin (bitkiler tarafından üretilen kimyasal bileşikler) belli başlı fizyolojik etkileri, ağrı kesme (analjezik), öksürük ve ishal kesme, uyku getirme o zamanlar bilinmekteydi. İnsanlık yüzyıllar boyu edindiği bilgiler çerçevesinde doğal ürünlerin değerini kavramış ve onlardan yararlanmağa çalışmıştır. Bugün tıpta çok önemli yeri olan Çavdar Mahmuzu (Ergot), çavdar, buğday, pirinç vs tüm tahılgillerde simbiyotik (ortak beslenme) yetişebilen bir mantarın (Claviceps purpurea) vesile olduğu bir oluşumdur. Bu mantardan elde edilen Ergotamin kanamayı durdurucu özelliğinin yanında, migren tedavilerinde de başarıyla kullanılmaktadır. Kuzey Meksika’da bir çeşit dikensiz kaktüsten (Lophophora williamsi) elde edilen ve şizofreniye karşı kullanılan Meskalin de kayda değer bir örnektir. MEYAN KÖKÜ MİDEYİ RAHATLATIR Değerli okurlar, ülkemizden dış ülkelere, insan sağlığına faydalı pek çok madde ihraç edilir. Bunların arasında Meyan (Glycyrhiza glabra) bitkisi mide yanmasına ve hazımsızlığa karşı çok etkindir. Meyan kökünden elde edilen öz (ekstre) halk arasında ve birçok içecekte yıllardan beri kullanılmaktadır. Olumlu etkilerinin bitkinin içerdiği Glisiretik Asit gibi bileşiklere bağlı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bitkilerden elde edilen “ekstreler” hiçbir zaman önemlerini kaybetmemiştir. Sıtmaya (Malarya) karşı kullanılan Kinin, Kına (Cinchona sp.) bitkisinin kabuklarından, kalp yetmezliğinin en etkili ilacı Digitoksin, Yüksük Otu (Digitalis purpurea) yapraklarından elde edilir. ANTİBİYOTİK ÇAĞI 1920’li yılların sonunda bir rastlantı sonucu bulunan Penisilinle Antibiyotikler Çağı başladı. Bu bir devrim niteliğindeydi ve mikrobik hastalıkların çoğunun önü böylece alındı. Antibiyotikleri de bitkisel kaynaklı ilaçlar arasında düşünmek gerekir. Çünkü bilim, antibiyotiklerin kaynağı olan mikroorganizmaları bitkiler arasında inceler. Penisilini, diğer antibiyotikler izlemiş ve 1944’de Streptomisin’in bulunmasıyla İkinci Dünya Harbinde enfeksiyon kapmış onbinlerce yaralı askerin hayatı kurtarılmış ve tüberkülozun kesin tedavisi sağlanmıştır. ETİNDEN SÜTÜNE KADAR... İnsan sağlığına hizmetin yanında, birçok bitki ve hayvan menşeli madde çeşitli sanayi dallarında da kullanılır. Bunların arasında ipek, yün, balık unu ve yağı gibi hayvansal maddeler, pamuk, keten, kenevir, ayçiçeği, mısır ve susam yağı gibi bitkisel maddeler bulunur. Bugün gıda sanayinde kullanılan yağlardan soya yağı, yerfıstığı ve palmiye yağları, petrolden elde edilen yağların yerine kullanılabilmektedir. Ülkemizin başlıca ihraç kaynaklarından gülyağı, kozmetik endüstrisinin en önemli ve pahalı hammaddesidir. Anadolu’da doğal olarak bulunan ve erozyon kontrolü için de kullanılabilen Dikenli Geven (Astragalus gummifer) adlı bir çalıdan elde edilen Kitre Zamkı, şekercilikte ve ilaçlara katkı maddesi olarak önem taşımaktadır. YAKINDA KANSER TARİH OLABİLİR Kıymetli okurlar, gördüğünüz gibi Tabiat Ana bize, her soruna çözüm olabilecek büyük bir çeşitlilik sunmaktadır. Kim bilir önümüzdeki zamanın akışında daha nice hayat kurtaracak buluşları yakından izlemek mümkün olacak. Şu anda araştırmalar, Güney Amerika’nın tropikal bölgelerindeki zehirli kurbağalardan, ahtapotun püskürttüğü kimyasala ve çeşitli bitki özlerinden Afrika’nın tüküren yılanlarına kadar geniş bir yelpaze içinde yürütülmektedir. Çok yakın zamanda Kanser ve AIDS gibi hastalıklara çare bulunacağından hiç şüphe etmiyorum. Hepinize sağlık ve neşe içinde geçecek yeni bir hafta diliyorum. Hoşça kalın. İKİ GÖL bir dram bir umut! Yıllarca sürüler halinde bulunan flamingolar çölü andıran Acıgöl’e küserken, kurtarılan Seyfe Gölü birçok kuş türüne ev sahipliği yapıyor... Denizli’nin Çardak ilçesi ile Afyonkarahisar sınırları içinde bulunan Acıgöl’de bilinçsiz yapılaşma ve kuraklık dolayısıyla yıllarca sürüler halinde bulunan flamingolar artık görülmüyor. Habitat bozulması, tarım ilaçlarının kontrolsüz kullanımı ve avcılık sebebiyle bu kuşların yöreye küstüğünü belirten Pamukkale Üniversitesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Raşit Urhan, “Kuraklık, gölden pompalarla su çekilmesi ve kirlilik Acıgöl’ün sonunu getirmiştir” dedi. Kırşehir’de bulunan Türkiye’nin önemli sulak alanlarından Seyfe Gölü, kurak geçen yaz aylarına rağmen başta flamingolar olmak üzere birçok kuşu misafir ediyor. Kırşehir Çevre ve Orman Müdür Vekili Reşat Karaca, son yıllarda çok çalıştıklarını belirterek, “Binlerce balık ölmedi. Ayrıca mevsimsel tahlillerde değerleri aşan kirliliğe rastlanmadı. Gölden su alan su pompaları kapattık. Zirai ilaç konusunda ise son derece hassasız” şeklinde konuştu. Akkuyruksallayan kuşu göçmen çıktı Bugüne kadar yerli tür olarak bilinen Akkuyruksallayan (Motacilla alba) kuşunun, göçmen olduğu ortaya çıktı. Prof. Dr. Ali Erdoğan, Antalya Titreyengöl ve Boğazkent’te 121 yeni kuş türü tespit ettiklerini belirterek, “9 yılda 60 binden fazla kuş halkaladık. 18 ülkeden aldığımız geri dönüşlerde ilginç sonuçlara da ulaştık. Geçtiğimiz yıllarda Antalya’da halkalanan Akkuyruksallayan kuşunun Finlandiya’da tekrar yakalandığı bilgisi bize geldi” dedi. Kayalardan fışkıran bu güzelliği gördünüz mü? Aladağlar’da âdeta kayalardan fışkıran Kapuzbaşı Şelaleleri, her mevsim coşkusunu kaybetmeden doğaseverleri bekliyor. Kayseri’nin Kapuzbaşı köyünde bulunan Kapuzbaşı Takım Şelaleleri, 7 şelaleden oluşuyor. Yükseklikleri 76 metreyi bulan şelaleler, buz gibi suyuyla cezbediyor. Aladağlar’ın zirvesinde kar ve buzulların erimesiyle beslenen şelaleler ve çevresinde kayalardan fışkıran su bembeyaz görüntüsüyle bölgeye güzellik katıyor. Binlerce sahipsiz köpeği besliyorlar Son yıllarda hayvanlara karşı artan şefkat bilincinin son örneği İstanbul’da yaşanıyor. Büyükşehir Belediyesi Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü, rehabilitasyon hizmetlerinin yanı sıra kırsal alanlara bırakılan yüzlerce sahipsiz sokak hayvanını, mama ve yemekle besliyor. Ayrıca aşılama, tedavi, kısırlaştırma ve sahiplendirme çalışmaları da yapılıyor. > Cüneyt Bitikçioğlu İSTANBUL
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT