BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir kentin silüeti

Bir kentin silüeti

Son bir aydan beri İstanbul’un silüeti tartışılıyor... Kimse silüet nedir? sorusunun cevabını vermiyor... Silüet; bir şeyin yalnız kenar çizgileriyle tek renk olarak beliren görüntüsü, yani gölge...



Son bir aydan beri İstanbul’un silüeti tartışılıyor... Kimse silüet nedir? sorusunun cevabını vermiyor... Silüet; bir şeyin yalnız kenar çizgileriyle tek renk olarak beliren görüntüsü, yani gölge... İstanbul’un kenar çizgileriyle çizilen silüet nerede başlayıp ve nerede bitiyor? Sadece Eminönü’ne bakılarak çizilen çizgi mi İstanbul’un silüeti? Yoksa Eminönü’nden bakıldığında Boğaz Köprüsü’nün de manzaraya dahil olduğu çizgi mi kentin silüeti? Daha doğrusu artık İstanbul neresi? Galata Kulesi’nden Sultanahmet’e bakıldığında farklı, Kız Kulesi’nden Haliç’e bakıldığında çok daha farklı bir silüet görülür... Lakin Boğaz Köprüsünün tepesinden bakıp da kentin silüeti diye çizilen çizgi İstanbul’un silüeti değildir... * Mimar ve Mühendisler Grubu, artık Boğaz’dan tarihî yarımadaya doğru bakıldığında zarif bir dantel gibi işlenmiş Topkapı Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet Camii, Beyazıt Kulesi ve Süleymaniye Camii silüetlerinin arasında, göğe doğru yükselen gökdelenlerin boy gösterdiğine dikkat çekmiş. Bunları söyleyeceklerine yirmi yıl öncesinin Zeytinburnu’ndaki sahil yolunda deri fabrikalarının pis kokularından geçilmediğini ve gecekonduların kenti işgal ettiğini de açıklamalıydı... Fabrikaların pis ve kimyasal atıkları denize akıyordu... Dericiler üç kuruş para kazanacak diye bütün kent zehirleniyordu... Balıklar da dahildi buna... Haliç pislikten açık kanalizasyona dönüşmüştü... Tersane ve deri fabrikaları ve sebze hali rezaletini daha unutmadık... Topkapı’daki otogarın peronundan bir otobüs iki saatte ancak dışarı çıkabiliyordu... O gruplar o zaman neredeydi? * Kentlerin mimari dokusu elbette korunacak ama değişim de kaçınılmaz... Eskiden bu kente kimse otel yapmıyordu, çünkü yatırılan sermayenin geri dönüşümü 20 yıl sürmekteydi... Otellerin alt katlarına ticaret ve alışveriş merkezlerinin yapılmasına müsaade edilince yatırımcılar otel yatırımlarına hız verdi ve sermayenin geri dönüşümü on yıla düştü... 2009 yılı rakamlarına göre İstanbul’a giren para brüt 22.5 milyar dolar... İstanbul’un silüeti Ayasofya olsaydı, Sultanahmet asla olamazdı... Bizans Sarayı silüet olsaydı Topkapı Sarayı olabilir miydi? Bir kentin silüetinin asırlarca aynı kalması mümkün değil... Mesele kentin zenginliği ve insanların mutluluğudur... Ekonomisinin güçlü olmasıdır... Çünkü dünyada hiçbir kent silüetten geçinemiyor...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT