BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ben dünyanın milletvekiliyim

Ben dünyanın milletvekiliyim

27 yaşında Meclis’e giren Muhammet Bilal Macit, “Gümrükten gelen oylarla seçildim. Yalnızca İstanbul değil, Almanya, Kamboçya ve Hollanda’nın da milletvekiliyim” diyor.



GENÇ TÜRKİYE FATİH SELEK SİYASETTE YENİ DEĞİLİM 27 yaşında Meclis’e giren Türkiye’nin en genç parlamenteri AK Parti İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit, Genç Türkiye’ye konuştu. Macit, siyasette değil Meclis’te yeni olduğunu söyledi. DEĞİŞİRSEM EĞER! “Gümrükten gelen oylarla seçildim. Ben yalnızca İstanbul değil, Almanya, Kamboçya, Hollanda milletvekiliyim aynı zamanda” diyen Macit, değişirse arkadaşlarının kendisini ‘sivillik kürü’ne alacağını belirtti. Muhammet Bilal Macit, Cumhuriyet tarihinin en genç parlamenteri. 27 yaşında Meclis’e girdi. Türkiye’de ortalama ömrü 75 olarak kabul edersek, “ilk çeyrek”te böyle bir başarı yakalaması onu yaşıtlarından çok farklı kılıyor. Sabancı Üniversitesi’nde toplumsal ve siyasal bilimler, İngiltere’de kamu yönetimi okuyan Macit, idealist pırıl pırıl bir siyasetçi. İfadeleri alışılmışın dışında. Zira, o darbe görmemiş bir kuşağın Meclis’teki temsilcisi. Aileden aldığı “siyasal” kültürü, başta Genç Siviller olmak üzere sivil toplumun değişik sahalarında uygulama imkânı yakaladı. Sonunda da kendini Meclis’te buldu. Yani Macit, siyasette -eskilerin tabiriyle- hem alaylı hem de mektepli... Genç milletvekilimiz, İstanbullu. Ama aileden Sivaslı. Otobüslerle gelip kendisine İstanbul’da oy veren Rizelilerin de fahri hemşehrisi. Tabii gümrüğe gelip onu seçen Almanya, Kamboçya, Hollandalıların da... Macit, bu yüzden herkesin milletvekili olduğunu söylüyor. İşte kendisi hakkında merak ettiğimiz sorular ve aldığımız cevaplar: SİYASETTE ESKİ MECLİS’TE YENİYİM 27 yaşında milletvekili olup tarihe geçtiniz. Bu süreç nasıl başladı? Ailede siyaset yapan birileri var mıydı? Siyaset bilimi okumaya karar verdiğinizde siyaset yapmayı düşünüyor muydunuz? Bu başarınızın altında ne yatıyor? Annemin ve babamın aktif siyaset içinde olmaları benim siyasete ilgi duymam konusunda önemli yer tutuyor. Ayrıca Sabancı Üniversitesi’nde gördüğüm ezber bozan, özgür bir akademik ortam ve sorumluluk alabileceğimiz öğrenci kulüpleri ve öğrenci birliğinin olması oldukça önemli bir faktör. Öğrenci kulüplerinde uzun süre aktif çalıştım. Üç sene öğrenci birliğinde yer aldım. Siyasette yeni değilim, Meclis’te yeniyim. Meclis’te olmak siyaset denen büyük fotoğrafın yalnızca küçük bir parçası. Zaten üniversitede öğrenci olduğum günlerden itibaren sivil toplum tabanlı bir siyaset yapıyorum. Siyaseti ‘çevreye karşı sorumluluk almak, konformizmin güvenli sularına teslim olmamak ve dünyanın daha iyi bir yer olması için söyleyecek yeni bir sözü olmak’ şeklinde tanımlıyorum. Bu nedenle bu bölüme karar verdiğimde de aklımda bu tanıma göre siyaset yapmak vardı. Seçim sonrası süreç, mazbatayı alana kadar özellikle sizin için zorlu geçti. O dönem neler yaşadınız? Ben olsam herhalde birkaç gün hiç uyumaz, mide krampları geçirirdim. Sizde böyle bir şey oldu mu? Aslında başından beri partimize göre sonuç bizim lehimize göreydi. Gümrükten gelen oylarla beraber milletvekili olabiliyordum. Bu nedenle yurt dışından gelip oy kullanan insanlara bir kere daha teşekkür etmeliyim. Yalnızca İstanbul değil, Almanya, Kamboçya, Hollanda milletvekiliyim de aynı zamanda. O dönem matematik hesabıyla ünlü olan bir parti, yine matematik hesabını yanlış yaptı. Ancak yine de iyi oldu. Tüm oylar tek tek sayıldı ve şeffaf bir şekilde sonuç açıklandı. DEVLETİN SİSTEM ODASINA GİRDİM Turkiye’de, 15-29 yaş arasında 19 milyon genç var. Bu kadar yoğun bir sayıya rağmen Gençlik Bakanlığı yeni kuruldu. Devletin gençlere ayırdığı harcamadan kişi başına 50 kuruş düştüğünü okumuştum. Siz yeni dönemde gençler için neler yapmayı düşünüyorsunuz? Toplumun her katmanının içinde gençler var ve temsiliyet sorunu da yaş ekseninden çok cinsiyet, etnik köken gibi diğer eksenler üzerinden yaşanıyor. Nasıl ki 50 yaşındaki bir vekilden 50 yaşındakiler için özel projeler yapması ve o yaş grubunu temsil etmesi beklenmiyorsa benden de genç bir vekil olarak yanlızca gençleri temsil etmem beklenmiyor. Ben tüm Türkiye’yi temsilen ve tüm üke için yasa ve kanun yapmak üzere ordayım. Gençlik maalesef bugüne kadar sistem tarafından hep masa, bekçi, emanetçi gibi küçümseyen ve edilgenleştiren kelimelerle anıldı. Biyolojik bir evre olarak tanımlanıp kas yığını olarak görüldü ve sayıca belirtilip vurucu güç olarak gösterildi. Bugün değişen şey ise rejimin bana verdiği bu görevleri reddetmek ve kapısında beklemek yerine sistem odasına girmek oldu. Genç olmak demek çoluk cocuk baskısını henüz ensemizde hissetmemek, herşeyin mümkün olabileceğini düşünmek, yeniliklere, öğrenmeye ve hayata karşı kompleksiz olmak demek. Böyle bakınca benden beklenen sistemin gençlere verdiği korkuluk görevini bırakıp siyasette genç kalmak, sorumluluk almak ve fark oluşturabilmektir. TÜRKİYE’Yİ BİZ DEĞİŞTİRECEĞİZ Siz Meclis’te bağımsız, sosyal, teknolojiye vakıf olan 1980 sonrası doğmuş “Y kusağı”nın bir temsilcisisiniz. Darbe yasamamış daha cesur nesilden gelen biri olarak nasıl bir ülke hayal ediyorsunuz. Siz ve sizden gelen kuşak siyasetteki üslubu değistirebilicek mi? Bugün siyasetin büyük aktörleri soğuk savaş döneminin dünyasına gözlerini açmış, o atmosferde emeklemiş, yürümüş, genç olmuş, öğrenci olmuş insanlardan oluşuyor. Korkular, tehditler dünyasıydı bunlar. Sonra bu dünyanın şartları içinde Türkiye’de darbeler oldu. Yani bugün siyaset yapanların hepsinin dağarcığında, belleğinde bu bilgiler var. Ancak şimdi bambaşka bir dünya var. Benim kuşağım bu yeni çağın şartları içinde doğdu. Biz istesek de istemesek de çözülmesi gereken ve çözülecek belli sorunlar var. Yeni kusak olarak farklı ve yeni pradigma geliştirmeliyiz ve eski sorunlarımızı yeni paradigma ile çözeceğiz. Yeni paradigma aslında yeni anayasa demek zaten. KARTVİZİTE TWITTER’I YAZACAĞIM Twetter’da 9.500’den fazla takipçiniz var. Bunlarla iletişiminiz nasıl? Sosyal medyayı ne sıklıkla kullanıyorsunuz? Hesabımı kendim kullanıyorum ancak daha sık kullanmam gerektiğine inanıyorum. Kartvizitime telefon numarası yerine e-mail ve twitter hesabımı yazmalıyım. Milletvekili olduktan sonra hayatınız değişti mi? Hayatım tabi ki değişti. Aynı kalmış olması zaten bir şeylerin ters gitmesi olur. Çok daha yoğun, kendinize ayırdığınız vakitlerin çok sınırlı olduğu bir hayat. Burada önemli olan benim nasıl değişip değişmediğim. Eğer kendimi takım elbise ve makosenlere kaptırırsam o zaman bir sorun olur. Ancak bunun olmaması için Genç Siviller’deki arkadaşlarım değiştiğimi görürlerse beni sivillik kürüne alacaklar. Genel kurul salonu klasik bir arabaya resimli minder kılıfı takmak gibi olmuş Muhammet Bilal Macit’e, “Meclis’e girmek nasıl bir tecrübe? Kidemli milletvekilleri sizi nasıl karşıladı” diye soruyoruz. “Meclis’e ilk defa kayıt yaptırmak için gittim, daha önce adım atmışlığım yoktu”?diyor. Ve şöyle devam ediyor: “Fiziksel olarak tarihî bina etkileyici ve modern genel kurul salonu klasik bir arabanın içine resimli minder kılıf takmak gibi olmuş. Binalar karanlık, odalar küçük ve idari personel biz kalıcıyız siz gidicisiniz hissini veriyor. Meclis’e girmek aslında masada yer değiştirmek demek benim için. Bugüne kadar siyasette talep eden, karar vericileri etkilemeye çalışan, sesini milletvekillerine, iktidara duyurmaya çalışan taraftaydım, şimdi bunları duyup, bunlara göre çalışmam gereken tarafa geçtim. Meclis bana göre demokrasinin en kutsal mekânı ve Türkiye’nin en prestijli olması gereken kurumu. Diğer milletvekillerinin yaklaşımı da oldukça olumlu ve destekleyici. HER FIRSATTA İSTANBUL’DAYIM Muhammet Bilal Macit, seçim bölgesi olan İstanbul’dan kopmayı planlamadığını söylüyor. “Tam olarak Ankara’ya yerleşmeyi düşünmüyorum çünkü temelli taşınırsam Ankaralılaşırım” diyor. Ardından da ekliyor: “Beni seçenler Ankara’ya yerleşmem için değil; aksine Ankara’ya, sisteme, devlete İstanbul’dan, dışarıdan bakmam için seçtiler. Meclis’in çalışmadığı günler seçim bölgemde olmaya çalışacağım...” Fotoğraf: Raşit Ağzıkara
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT