BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kaliforniya’daki Türkiye

Kaliforniya’daki Türkiye

İstanbul’dan Konya’ya, Antalya’dan Mardin’e mini bir Türkiye’nin sergilendiği ‘Anadolu Kültür ve Yemek Festivali’ büyük ilgi gördü. ABD’liler, Anadolu’nun tarihini ve lezzetlerini tanıdı, Türkler de özlemlerini giderme fırsatı buldu.



GEZi YAZISI NUH ALBAYRAK - LOS ANGELES > LOS ANGELES Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Anadolu Kültür ve Yemek Festivali’ndeyiz. 50 dönüm alana sığdırılan bu mini Türkiye’yi görüp de etkilenmemek mümkün değil... Festival alanına, her biri Anadolu’da yaşamış 14 medeniyeti sembolize eden kapılardan geçerek giriyorsunuz. Ve her kapıda, o dönemin kıyafetleriyle tarihten ışınlanmış gibi görünen Amerikalı mankenler tarafından karşılanıyorsunuz. Böylece daha girişte Anadolu’nun ne kadar zengin bir kültür hazinesi olduğu beyinlere işleniyor. Buradan geçenlerin, yeni kurulmuş; kültür fakiri bir ülke olan ABD’de yaşayanlar olduğunu da düşünürseniz etkinin boyutunu daha iyi tahmin edebilirsiniz. İçeride ise başta İstanbul olmak üzere Konya, Mardin, Van, Antalya, Burdur, Isparta gibi şehirlerin burada tekrar kurulduğunu görüyorsunuz. TÜRKİYE’Yİ GEZİYORLAR... Mini Türkiye’de hayat, farklı saatlerde, farklı illerin farklı faaliyetleriyle yürüyor. Ziyaretçilerin ilk durağı “Van” oluyor. Van’ın gülen yüzü “Bak Hele Bak Yusuf Konak” aynı neşe ve esprileriyle Los Angeles’a taşınmış. Nitekim ziyaretçiler, burada yaptıkları ve bir daha hiç unutamayacakları Van kahvaltısı ile güne başlıyorlar. Biraz sonra, “Mardin” tarafından gelen yanık namelere doğru yönelen ziyaretçileri, Elkadim müzik grubu, fondaki Mardin Kalesi’nin de katkısıyla Erdoba Hotel’deki sıra gecesinin büyülü atmosferine taşıyor. Reyhani oyunu başlıyor ve biraz sonra meydan; yerli-yabancı herkesin katıldığı iç içe geçmiş halay halkalarıyla doluyor. Hemen yan tarafta ise Mardin İl Kültür Müdürü Davut Beliktay, mahalli kıyafetiyle kolları sıvamış çiğköfte yoğuruyor. “Hayırdır Davut Bey?” diyoruz, “Memleketimizi tanıtmak için her türlü fedakârlığa hazırız” cevabıyla bizi duygulandırıyor. KALİFORNİYA’DA EZAN SESLERİ... Derken öğle saatlerinde bir anda bütün faaliyetler duruyor. Kısa bir sessizlikten sonra Şehzadebaşı Camii’nden yükselen yanık bir ezan sesi bütün festival alanına hakim oluyor. Ve yoğun bir katılımla öğle namazı eda ediliyor. Cami çıkışında, önemli bölümleri aslına uygun olarak kopya edilmiş olan Topkapı Sarayı’nı gezerken “Hazine Dairesi”nden gelen Kur’an-ı kerim tilaveti ile birlikte oraya yöneliyorsunuz. Ve Hafız Abdullah’ı rahle önünde görünce bunun bir teyp kaydı olmadığını anlıyorsunuz. Ve yemekler... Gönüllü ev hanımlarının aylar öncesinden başlayarak hazırladığı, Türkiye’nin her yöresinden tam 190 ayrı lezzete buyurun... Bir yandan Amerikalılar yeni lezzetlerle tanışırken, burada yaşayan Türkler de özledikleri yemekleri tadarak hasret gideriyorlar. HERKES MEMNUN... Kaliforniya eyaleti, Ermeniler’in kalesi... Hatta geçmişte iki konsolosumuzu da burada katletmişlerdi. Hatta, Los Angeles’ta rastladığımız “Little Armenian” tabelasının, bu bölgede kurulan “Küçük Ermenistan”ı gösterdiğini öğrenmiştik. Nitekim bazı Ermeniler başlangıçta, Anadolu Festivali’ni engellemeye çalışmışlar. Ama akıllı bir strateji ile bu çalışmalara dahil edilen Türkiye’deki Ermeniler, buradakilerin bakış açısında önemli değişiklikler sağlamış. Burası “Küçük Türkiye”... Burada, Akdamar Kilisesi maketi önünde diz çöküp ağlayan Ermenileri, üç yaşında ayrıldığı Mardin’i çok merak ettiği için geldiğini söyleyen Süryanileri her zaman görmeniz mümkün. Buradaki manzara bize şunu söylüyor: Toplumlar, üzerlerindeki siyasi ipoteklerden kurtuldukları anda ülkemiz hakkındaki yanlış algılardan da kurtulacaklar... MEŞHUR KAHVALTI MEKÂNI Namını dünyanın öbür ucuna taşıyan “Bak Hele Bak Yusuf Konak” da festivalde... “Sıra 7 kilometrelik kahvaltıda” diyen Yusuf Konak’ın menüsünde bulunan zeytin hariç her şey Van’da yetişiyor. Kavurmalı yumurta, bal-kaymak, tereyağı ve Van’ın otlu peyniri sofranın vazgeçilmezi... AMERİKALILAR HALAY ÇEKTİ Festival alanına giren ziyaretçileri, İstanbul Boğazı’nın dev maketi karşılıyor. Kalabalık bir grubun katılımıyla çekilen halay, ortama daha da neşe katıyor. Festival için 400 gönüllü çalışıyor... Dolmabahçe Sarayı’nın kapısından giriş yapılan festivalin İstanbul bölümünde, üç boyutlu Kız Kulesi, İstanbul Boğazı ile Sultanahmet Camii’nin silüeti, içerideki konuklarda İstanbul’da gezintiye çıkmışlar hissini uyandırıyor. Mevlânâ Müzesi, Mardin Taşevleri, Aspendos Antik Tiyatrosu, Van Akdamar Kilisesi olağanca ihtişamıyla misafirlerini karşılıyor. 60 bin kişinin ziyaret etmesi beklenen festival için yaklaşık 400 kişinin gönüllü olarak çalıştığını da kaydedelim... İSMET YEDİKARDEŞ GÖREV BAŞINDA “Mardin”de dolaşırken değerli sanatçı İsmet Yedikardeş’e rastladık. Kendine has tarzı ile çizdiği Mardin tabloları ve oracıkta; çamur çekerek ürettiği çanak-çömleklerle “Anadolu”ya derinlik katıyor. AMERİKALI KUR’AN-I KERİM DİNLİYOR! Hafız Abdullah festival alanında kurulu “Topkapı Sarayı”nda Kur’an-ı kerim okuyor. Amerikalılara en enteresan gelen mekân da burası... 101 DÜKKÂNDA YOK YOK... Festival alanında 101 adet dükkân yer alıyor. Bunlardan 40’ı Türk mutfağının seçkin yemeklerini satıyor. TARİHÎ MEKÂNLAR TANITILIYOR Festival alanına girerken geçilen her kapı bir Anadolu uygarlığını temsil ediyor ve yan duvarlarda da o uygarlık hakkındaki tarihi bilgiler Türkçe ve İngilizce anlatılıyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 92708
    % 1.11
  • 5.3097
    % -1.41
  • 6.0564
    % -1.27
  • 6.8048
    % -1.13
  • 210.111
    % -0.72
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT