BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Doğaya meydan okunmaz

Doğaya meydan okunmaz

“Bana balık verme, balık tutmayı öğret” diyen Çin atasözünü örnek alarak selden korunma önerileriyle karşınızdayız... Her yıl Rize ve çevresinde yaşanan sel felaketlerine ‘dur’ demenin yolu; tabiatın kanunlarına uygun yapılaşmadan geçiyor.



ACIMIZ BÜYÜK Aziz Okurlarımız; Geçtiğimiz hafta menfur saldırılarda şehit olan gencecik yavrularımıza ve Van ilimizde yaşanan deprem felaketinde hayatlarını kaybedip şehitlik mertebesine erişen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve halkımıza başsağlığı dileriz. Acıların ve kavgaların olmadığı kardeşçe yaşanan bir Türkiye temenni ediyoruz... AFETLER BİZİ UYARIYOR! Tabii afetler doğaya rağmen çarpık ve plansız yapılaşmanın, aşırı nüfus birikiminin artık sınıra dayandığının göstergesidir. Gerekli ders çıkartılıp tedbir alınmazsa, çok daha acı sonuçlarla karşılaşabiliriz... Sevgili okurlar, Yeşil Sayfa olarak zaman zaman sizlerden gelen yazıları manşete taşıyoruz. Bu hafta da Mimar ve Mühendisler Grubu Başkan Yardımcısı Sayın Kadem Ekşi’nin Rize başta olmak üzere Doğu Karadeniz’i her sene teslim alan sel konusunda bilgilendirici ve bir o kadar da çözüm yollarını gösteren mesajını sizlerle paylaşıyoruz. Kendisine aydınlatıcı yazısından dolayı teşekkürlerimizi sunarız... HER?YIL?AYNI?ACILAR?YAŞANIYOR Geçtiğimiz ayın sonunda yaşanan şiddetli yağışlar sonucunda Rize ve civar illerde sel ve heyelanlar oluştu, can ve mal kayıpları yaşandı. Yaşanan bu bu acılar yanlış şehirleşmenin sonucudur. Felaket sonrası yapılan açıklamalar ise hâlâ problemin özüne inmek yerine kısa vadeli çözümlere itibar ettiğimiz izlenimi vermektedir. Mimar ve Mühendisler olarak yetkilileri bilimin kurallarına uymaya, doğanın verdiği mesajı almaya davet ediyoruz. Çünkü bu felaket doğaya meydan okuyan, mühendislik ve mimarlık biliminin en temel kurallarına sırtını dönen yanlış şehirleşme modelinin bir sonucudur. Seller, derelerin kendi yatağını aradığını, dereye rağmen şehirleşmenin zor olduğu; olamayacağını ortaya koyuyor. Yıllardır, dünyanın en seçkin bilim adamlarınca seslendirilen küresel ısınmanın en çok altyapı bakımından iptidâi diyeceğimiz mega şehirleri vuracağını, bunun için tedbir alınması gerektiğini vurguladık. Ama ne yazık ki yetkililer günü kurtaracak çözümlere itibar ettiler. Bilgiye, bilginin hikmetli çağrısına sırt dönüldü. Son yağışlar, yaşayacağımız felaketler için bir alarmdır, küresel ısınma bizi bir yandan sellerle, diğer yandan da susuzluk ile her an vurabilir. Buna karşı şimdiden tedbir almak durumundayız. Aksi takdirde bundan çok daha acı felaketleri diğer şehirlerimizde de yaşayabileceğimizi gözden uzak tutmamalıyız. DERE YATAĞINA BİNA YAPILMIŞ Örneğin Rize’de dere yatakları kapatılmış ve üzerlerine binalar yapılmıştır, hatta bazı derelerin güzergâhı bina yapabilmek amacıyla değiştirilmiştir. Yatakların içine izin alınmadan gelişigüzel konutların yanı sıra, okul ve sağlık ocakları bile inşa edilmiştir. Rize’mizde sel, heyelan, taşkın haritası olmadığı, dere yataklarındaki binaların kaçak olduğu, erken uyarı sisteminin henüz devreye girmediği bilinmektedir. Dereye bina yapıp sonra da neden bu felakete uğradık diye destan ve ağıtlar yakıyoruz. Yine bu ilimizde doğal yapıyı bozduğu için eleştirilen HES’lerin yapımında tünellerden çıkarılan hafriyatlar dere yataklarına boşaltılmıştır. Bu müdahalenin zararları şu an karşı sahilde oluşan aşınma ve heyelanlar ile çok net bir şekilde görülmektedir. Yüksek yağışla birlikte doğal dengesi bozulan bu alanlar, toprağın ciddi bir şekilde akmasına neden olmaktadır. Ağaçlar ve serbest haldeki kaya parçaları, menfez ve köprü altlarına yığılarak bu sonuçlar oluşmuştur. ÇARPIK HES’LER İPTAL EDİLMELİ “Derelere dokunmayın, dere yataklarını tünel güzergâhları içinden çıkardığınız malzemelerle doldurarak daraltmayın” uyarılarına rağmen örneğin İkizdere’de 40 metrelik bir dere yatağı, 7-8 metreye düşürülmüştür. Bunları hem DSİ, hem de valilik yetkilileri ile diğer birimlerin hassas bir şekilde kontrol etmesi gerekiyor. Dere yataklarında kontrolsüz yapılaşmaya dur denilmelidir. Çarpık HES projeleri derhal iptal edilmelidir. Kanyon tipli vadilerde HES projelerinin malzeme atıklarının çok büyük felaketlere yol açacağı kesindir. Son olarak şunu da hatırlatalım: Karadeniz sahil yolunun şehir merkezlerinden daha üst kotta yapılması nedeniyle derelerin akışına oluşturduğu bariyer etkisi ve yeterli kapasitede olmayan bakslar da geçenlerde yaşanan Rize felaketini oluşturmuştur. Gandi’nin güzel bir sözü var: “Dünya, herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlar. Fakat herkesin hırsını karşılamaya yetecek olanı değil!” Haftaya bir başka ilginç konuyla yine huzurlarınızda olmak umuduyla sağlık ve mutluluklar diliyorum. Esen kalın. İŞTE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ... Dereleri tamamen yerleşime kapatın! Mimar ve Mühendisler Grubu olarak Hükümetimizin şu politikalara titizlikle uymasını talep etmekteyiz... > Acilen Şehircilik ve Çevre Bakanlığı ile Su ve Orman Bakanlığı ve diğer ilgili Kurumlarda yetki karmaşası giderilerek tek bir yerde toplanmalı. > Bölgede doğal afetleri önceden tahmin edecek bir erken uyarı birimi oluşturulmalı. > Tarım arazilerinin yerleşime açılması politikasına son verilmelidir. > Dere ıslahı adı altında dolgular ve betonlaşma bitmeli. Yataklar yerleşime kapatılarak buradaki insanlarımız için sağlıklı konutlar yapılmalı. HER ŞEHRE BİR ANAYASA! > Afet riski olan tüm şehirlerimiz için uygun bir şehir plancılığı yapılmalı ve doğaya meydan okuyan azman kentleşmeye son verilmeli. > Şehirlerde binalar yapılmadan önce altyapıyla ilgili çalışmalar, şehrin anayasası niteliğindeki imar planlarına göre tatbik edilmeli. > Kriz yönetimi yerine risk yönetimine ağırlık verilmelidir. > Akarsu yataklarını düzenleme, sel kontrol tesisleri ve yağmur suyu drenaj sistemi yapılmalı. > Nehirlere ait sulak alanlar geri verilmeli. > Bölge halkı bilinçlendirilmeli ve sele müdahale planları yapılmalı. > Sel sigortası yürürlüğe konulmalı. DOĞAL GÜZELLİK KORUNMALI > Bölgenin doğal kaynaklarını, suyunu ve ekosistemini yok sayan anlayış terk edilmelidir. > Fırtına, İkizdere, Macahel vb. vadiler bu ülkenin Zümrüt-ü Anka’sıdır. HES düzenlemelerinde kaçan kantarın topuzu, çevre ekosistemini koruma amacını esas almalıdır. > Tüm bu saydıklarımız ‘Sel Master Planı’ gibi kapsamlı bir projeyle “Havza Planlaması” dahilinde STK’ların da görüşü alınarak hayata geçirilmelidir. ODTܒlü öğrenciler şehitler için fidan dikti > Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ) Ağaç Dikme Günü etkinlikleri kapsamında, Hakkari’deki terörist saldırıda şehit olan Mehmetçikler için Eymir Gölü kenarına bin 500 Toros Sediri fidanı dikildi. ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar, “Üniversitemiz kendisine emanet edilen 35 bin dönümlük çorak arazinin yaklaşık yüzde 85’ini orman haline getirerek ülkemizin hizmetine sundu. Törenler kapsamında şehitlerimizin anısına hürmetsizlik etmemek için bazı şenlikleri kaldırdık. Ancak bu günü iptal etmeyi hiç düşünmedik. Tam aksine diktiğimiz fidanları şehitlerimize ithaf ediyoruz” dedi. PİLLER ARTIK ÇÖPE GİTMİYOR TAP Derneği bir yılda 1500 ton atık pil topladı Türkiye’de, Taşınabilir Pil Üreticileri ve İthalatçıları Derneği (TAP) tarafından 2005-2010 yıllarında yaklaşık bin 500 ton atık pil toplandı. TAP Derneği Proje Sorumlusu Çevre Mühendisi Elif Kara, atık pillerin çöpe atılamayacak kadar değerli olduğunu söyledi. Atık pillerin 414 tonunun 2010 yılına ait olduğunu belirten Kara, “Toplanan pil miktarları, yıllar itibariyle artış göstermektedir. Bu güzel bir gelişme. Ülke çapında bilinçlendirme çalışmalarına devam ediyoruz” şeklinde konuştu. Tahta oyuncak zamanı... > Eskiden dedelerimizin tahtadan yaptığı çift tekerlekli oyuncaklar hepimizin başucunda duruyordu. Şimdilerde ise teli de bıraktık; sağlık ve çevre açısından mahzurları bulunan plastik oyuncaklara yöneldik. Ancak Çankaya Belediyesi Sosyal Projeler Merkezi’nde açılan “tahta oyuncak atölyesi” bizi yeniden umutlandırdı. Proje kapsamında “ahşap oyuncak ustası” yetiştirilecek. 6 aylık eğitime tabi tutulacak engelli gençler sertifika aldıktan sonra belediyede stajyer kadrodan istihdam edilecek. Türkiye İş Kurumu’ndan da maddi destek gören proje, aynı zamanda rehabilitasyon özelliğini de taşıyor. Eyvah, küresel ısınma canlıları küçültüyor mu? > İklim uzmanlarının yaptığı bir araştırmaya göre, küresel ısınma bazı bitki ve hayvan türlerinin küçülmesine yol açabilir. Singapur Üniversitesi’nden uzmanlar, sıcaklıkta artışın bazı hayvan türlerinin daha fazla enerji yakmasına ve küçülmesine, bazı bitkilerin de artan nem ve azalan besin maddeleri dolayısıyla büyümemeye yöneldiğini söylüyor. Yazıda, ısınmadan kaynaklanan küçülmenin en uç noktada, türün soyunun tükenmesine yol açabileceği kaydediliyor. Başka uzmanlar, büyüklükteki dalgalanmaların doğal olduğunu, türlerin iklim değişimine ayak uyduracağını savunuyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT