BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Futboldan, basketbola!..

Futboldan, basketbola!..

Trabzonspor, kendi sahasında Lille ile berabere kaldığı gece TV’lerde söylenenler ve ertesi sabah gazetelerde yazılanlar, atılan manşetler, “bir övgü yarışında en önde yer kapma koşusu” gibiydi; neden?..



Trabzonspor, kendi sahasında Lille ile berabere kaldığı gece TV’lerde söylenenler ve ertesi sabah gazetelerde yazılanlar, atılan manşetler, “bir övgü yarışında en önde yer kapma koşusu” gibiydi; neden?.. Trabzonspor “4 puan” ile grubunda “liderliği korumuş” idi de ondan!.. O gün, kimsecikler, “Kardeşim kendi sahanda Lille’li de yenemezsen, bu gruptan nasıl çıkacaksın; eğer 3’üncü olup EUFA Kupası’na katılabilirsen ne âl┠diye yazmadı, söylemedi!.. Bugün, “aynı” Trabzonspor kendi sahasında bu defa CSKA Moskova ile oynadı ve “berabere kaldı”; 5 puanı var, daha grup maçları bitmeden bu puanla bile, son dört yılda Şampiyonlar Ligi’ne katılan Fenerbahçe’lerden, Beşiktaş’lardan, Bursaspor’lardan çok daha fazla puan toplamış olmasına rağmen, maç gecesinden başlayıp, dün de devam eden yorumlara bakın, atılan manşetlere bakın ve de üstelik “takım olarak da, futbol olarak da CSKA, Lille’den çok iyi bir takım” iken. Peki, o gün “öyle”, bugün “böyle” yapılmasının sebebi ne; gruptaki “puan cetveli!..” Mesela “o gün Trabzonspor’u övme yarışına çıkanların” bugün Trabzonspor’u yererken, hiç olmazsa “şu” hususu da yorumlarına, sözlerine, yazılarına eklemesi gerekmez miydi? “Ey Futbol Federasyonu, sen kimselere sormadan tam bir emrivaki ile ‘play-off’ diye bir ucube uydurup, uygulamaya başlarken, milli maçlar için ‘haklı olarak’ onca dinlenme ve hazırlık çalışması zamanı bırakırken, Türk Kulüpleri’nin Avrupa maçlarını nasıl hiç düşünmedin? Hafta sonu lig maçı oynat, hafta arası lig maç oynat, hafta sonu lig maçı oynat, sonra da adamlar çıksın hafta arası bir de Avrupa maçı oynasın; öyle ya da böyle 12 günde 4 maç; hastası var, sakatı var, cezalısı var, yolu var, deplasmanı var; var da var; sonra da Avrupa Kupaları’nda Türkiye puanlarının azalmasına üzül de üzül, yakında şampiyonlarımız da Şampiyonlar Ligi’ne katılmak için ön eleme oynamaya başlarlarsa, kimse şaşırmasın; bu kafadaki Futbol Federasyonları ile her şey mümkündür!..” Yazık, hem de çok yazık!.. *** Oktay Mahmuti’nin sezon başından beri övüle övüle bitirilemediğimiz koçluğunun “ne menem bir şey olduğunu”, Unics Kazan’dan (64-68) sonra Montepaschi Siena (77-103) önünde de gördük; birini kendi evimizde, “nerede ise kazanmışken” kaybettik, ötekinde ise, deplasmanda hezimet!.. Elbette, İtalyan Takımı, Avrupa Ligi’nin favorilerindendi, “oturmuş ve iyi bir takımdı” ama “böylesine” bir hezimetin mimarları, çok açıktı ki, saha içinde rakibin 103 sayısının 43’ünü atan iki gardı Kaukenas ile Mccalebb ile saha dışında elinde “rakibin bu iki gardı kadar değerli gardları bulunan” Galatasaray koçu Oktay Mahmuti idi!.. Mahmuti, vAvrupa’daki ekonomik kriz yüzünden “çok takımın güçlerini yitirdiklerini” göremeyerek, “Avrupa Ligi’nde büyük hedef koymak bizim için erken” diyen, bu “inanç küçüklüğü” inadı içinde “Benim pivotum yok” diye bas bas bağıran takımına, “doğru dürüst bir pivot alınmasını” engelleyen bir hoca!.. Açıkçası “Türkiye sınırları içindeki günlük başarılar ile yetinmeyi hedef koyabilen” ve de “daha yukarılara bakmaktan korkan” bir koç!.. Sanki “kimse bilmiyor” ve “yapmıyor” gibi, tutturmuş bir “savunma da savunma”; o “ünlü” savunma da bir maçın ilk on dakikasında 29 sayı yiyebiliyor, bir başka maçta, takım “17-20 sayı” önde iken, rakibe “15-0’lık maça dönme serileri” hediye ediyor, Siena maçındaki gibi rakibin iki gardının 43 sayı atmasına izin veriyor ve de bu “katı” düşünce, “en az” Siena’nın iki gardı kadar “sonuca etki edebilecek” bir “büyük” gard olan Lakoviç’i, kısa sürede (Bir geldiği günlerdeki üreticiliğine bakın, bir de son maçlarına ) “sahada olup olmadığı belli olmayan” bir oyun kurucu hâline düşürüveriyor!.. Mahmuti, kendini de, başkalarını da kandırabilir, ama “büyük hedefleri” asla. Bugün “erken” der, yarın “erken” mazereti bitince, çeker, “erken” diyeceği bir başka kulübe gider; geride kalan ise, “harcanan” onca para ve “verilen” onca emeğin karşılığını alamayan Galatasaray olacaktır!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT