BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fransızlara uygulamalı Türk mutfağı dersi

Fransızlara uygulamalı Türk mutfağı dersi

Kurslara katılan öğrencilere, uygulamalı olarak Türk mutfağının klasik yemekleri arasına giren yoğurtlu toyga çorbası, mercimek köftesi, karnıyarık, pekmezli incir tatlısının nasıl yapılacağı gösterildi



YEMEKLERİMİZ TANITILDI Mutfak Dostları Derneği 2. Başkanı ve yazarımız Sevim Gökyıldız ile yardımcısı Sibel Pinto dünyanın en ünlü aşçılık okullarından birisi olarak bilinen “Le Cordon Bleu”nün Paris’teki merkezinde, Türk yemekleri üzerine uygulamalı ders verdi. Geleceğin ünlü aşçıları, karnıyarık ve pekmezli incir tatlısı yapmasını öğrendi... Geçen iki hafta Fransa’daydım. Önce Fransa’nın kuzeyinde Annecy’de özel bir yemek atölyesinde, daha sonra Paris’te “Le Cordon Bleu” okulunda Türk mutfağını anlatmak, geleneksel bir menü hazırlayıp ikram etmek için geldim. Fransa’da son yıllarda bizde de moda olmaya başlayan, mutfak kursları çok yaygın. Yemeğe düşkün bir millet olan Fransızlar kursları dolduruyorlar. Bulunduğum şehir Annecy. Şehir ufak olsa da yemek kurslarının sayısı çok fazla. Çoğu belli bir eğitim almış, daha önce yemek kurslarına katılmış ev kadınları, şefler. Kurslar çok samimi bir hava içinde geçiyor. Gelenlerin çoğu profesyonel olarak aşçılık mesleğini yapmak niyetinde değil. Amaç sevdikleri bu konuda, yani yemek yaparak hoşça vakit geçirmek, sosyal çevre edinmek ve damak tadı keyfi yaşamak. Psikanalistlerin de onayladığı gibi, yemek yapmak mükemmel bir tedavi aracı. Kursa katılanların çoğu Fransa’nın üst düzey, gelir durumu çok iyi kesiminden. 15 kişilik grupta daha önce Türkiye’ye gelmiş, yemeklerimizi, kültürümüzü tanımış sadece 2 kişi vardı. Onlarda 1-2 günlük tamamen turistik gezilere katılmışlardı. LEZZETTEN MAHRUM BIRAKMAYIN Kursa katılanların hepsi Türk mutfağını tanımaktan çok mutlu ayrıldılar. Teşekkür ederken, sordukları tek soru; “Tekrar ne zaman geleceksiniz?” oldu. Esasında mutfağımız öylesine zengin ki sayısız defalar gelsem, sayısız değişik yemekler yapabilirim. Annecy’deki tanıtımı tamamlayıp, ikinci vazifeme doğru yola çıktım. İkinci vazifem, beş seneden beri aksatmadan yerine getirdiğim meşhur aşçılık okulu “Le Cordon Bleu”deki dersim. Okul talebeleri ve davetli basın mensuplarına yaptığım mutfağımızı anlatan konuşma, uygulamalı gösteri ve tadım seansı yine çok ses getirdi. Bu kez, 35 talebe, 15 davetli toplam 50 kişiye yemek yapmak gerekiyordu. Asistanım Sibel Pinto’nun da yardımıyla yine çorbayla başlayan dört yemekten oluşan menümüzü hazırladık. 3.5 saat süren ders boyunca, önce genel olarak yemek/içmek kültürümüzü, sofra düzenimizi, yemek alışkanlıklarımızı, yerel ürünlerimizi anlatan bir konuşma yaptım. Elbette kahve ve helvayı unutmadım. Yıllardır yemek kültürümüzü tanıtmak uğruna gönüllü elçilik yaptım ve ilk defa bu yıl, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın desteğini aldım. Çok mutluyum. Çabalarımın resmi olarak kabulü anlamına gelen bu destek için Bakanlık yetkililerine teşekkür ediyorum. Ayrıca Türk ürünlerini dünyaya ihraç eden Nar Gourmet de zeytinyağı, nar ekşisi, lokum, akide şekeri, pekmez gibi kullandığım malzemeyi temin ederek sponsorum oldu. Gelecek sene için her iki okuldan ve Lond-ra’daki aşçılık okulundan davet aldım. 2012’de üç şehirde birden yeniden tanıtım yapabilmem için, Allah’tan vücuduma sağlık, yeterli enerji, azalmayan bir şevk diliyorum. Sevim Gökyıldız (soldan ikinci), yardımcısı Sibel Pinto, Paris Turizm Müşavirimiz Kalbiye Noyan ve Fransız Şef Marc Thibot... Yemekler çok beğenildi Geleceğimi gazete ilanlarından öğrenmişler. Onlar için Türk kültürü yabancı, uzak ve doğulu. Meraklı ve heyecanlılar. Yemeklerim çok ilgi çekti. Defalarca teşekkür aldım, defalarca tebrik edildim. Tanıtım için 2 aydan beri çalışıyorum. Menüyü titizlikle seçtim. Yapacağım yemeklerin iki özelliği olmalıydı. Birincisi Türk mutfağının geleneksel yemeklerinden olması, kullanacağım malzemenin bize ait ve Fransa’da fazla tanınmamış malzeme olması, ikinci ve en önemlisi Fransız damak tadına uygunluğu. Senelerdir bıkmadan, usanmadan devam ettirdiğim tanıtım çalışmalarımda, amacım sadece tanıtım olmadı. Amacım yemeklerimizi sevdirmek, en azından tadına bakanların yeniden yemek isteyecekleri bir lezzet ortaya koymak oldu. İşte hem anlatıp hem hazırladığım daha sonra hep birlikte yediğimiz Türk mutfağından seçtiğim menü: Toyga Çorbası. İri bulgur ve nohutlu yoğurtlu çorba. Yoğurdu sadece yemeklerden sonra şeker ya da meyve ile tatlı yerine tüketen Fransızlar bu çorbaya bayıldı. Hepsinin ortak tepkisi aynıydı.”Yoğurdu çorbada kullanmayı hiç düşünmedik. Mükemmel oluyormuş”. İkinci yemek yine değişik. Bu kez, ince bulgur, kırmızı mercimek, nar ekşisi, sumak kullanarak hazırladığım mercimek köftesi. Yukarıda saydığım malzemeyi tanımıyorlar. Ama satın almak artık güç değil. Türk bakkallar açılmış. Türk mutfağının bütün ürünlerini bulabiliyorsunuz. Adresleri veriyorum. Daha sonra karnıyarık ve pekmezde pişmiş kuru incir tatlısı. Kursun sonunda mükemmel ve mükellef bir masada hep birlikte yemek yiyoruz. Annecy’deki yemek kursu fevkalade başarılı geçti. Yaptığım yemekleri, şehrin en güzel, beş yıldızlı lüks oteli “Imperial Palace” dan ödünç aldığım İznik işi motifli tabak ve kaselerde servis yaptım. Sözünü ettiğim otelde tam 7 sene (2002-2009) 15’er günlük Türk geceleri yapmıştım. Genel müdür ve personeli iyi tanıdığımdan kural dışı olarak bana istediğim malzemeyi verdiler.
Reklamı Geç
KAPAT