BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Çeçen Direnişi - 6 -

Çeçen Direnişi - 6 -

Avrupa Ordusu ve bölgesel ittifak projeleri geleceğe yönelik olumlu sinyaller veriyor. Ancak önümüzdeki 50 yılın ekonomisi üzerine yapılan hesapların tamamı enerji sahalarının ve rotalarının paylaşımına bağlı.



Ya bundan sonrası? Soğuk Savaş döneminin şartlarına göre şekillendirilen NATO ve BM, duvarların yıkılmasından bu yana, son derecede sınırlı bir “kriz çözme kabiliyeti” ile hareket etti. SSCB’nin dağılmasının ardından NATO’nun ve BM’nin devreye girdiği krizler eldeki imkanlar ölçüsünde donduruldu ve ileri bir tarihe itildi. Krizlere geç müdahale edilmesi ve Yeni Dünya Düzeni’nin hukuki altyapısının, hayata geçirilmesinde yaşanan gecikmeler her bir krizin toplumları derinden ve kalıcı bir şekilde sarsmasına sebep oldu. Uluslararası sahada yaşanan yaptırım eksikliği, saldırgan tarafları cesaretlendirmeye devam ediyor. Bölgesel işbirliği projelerinin her sahada olduğu gibi askeri sahada da gelişmesi bir taraftan bundan sonrası için ümit verirken, diğer taraftan ise yeni düzenin ekonomik sisteminin, önümüzdeki 50 yılın dünyasındaki rant paylaşımını da beraberinde getirmesi, endişeleri artırıyor. Ekonominin temel girdisi olan ve kontrol edene büyük güç sağlayan enerji, ülkeleri daha büyük adımlar atmaya cesaretlendiriyor. Sistemin çökmesi sonucu SSCB’den Rusya Federasyonu’na dönüşen Moskova ise, bir taraftan kaybettiği Güney Kafkasya ve Hazar Havzası’nı geri kazanmak için mücadele verirken, diğer taraftan bünyesindeki diğer milletlere kendi yoluna gitmesi için cesaret veren Çeçenistan’ı ortadan kaldırmaya çalışıyor. EKSENLER Rusya’nın Çeçenistan’da tam kontrol sağlaması, Karadeniz, İç Asya, Güney Kafkasya, Anadolu ve Hazar bölgelerini birbirinden, yeniden ve kalıcı şekilde ayıracak. Atatürk’ün 30’lu yıllarda söylediği gibi, “asıl bolşevizm belasından kurtulduğu zaman büyük bir tehlike olan” Rusya, “yakın haricinde” bulunan çıkar sahasına, Avrasya’da kurduğu Berlin-Moskova, Baltık-Karadeniz ve Moskova-Pekin eksenlerini kullanarak geri dönüyor. Rusya, Avrasya’daki gelişimleri bu eksenlerde yaşanacak oluşumlara bağımlı tutmaya çalışıyor. Batının Çeçenistan ile ilgili endişelerinden biri, Çeçenistan’ın başarıya ulaşması halinde Rusya Federasyonu’nun da SSCB gibi yeniden parçalara ayrılması ve bu durumun Avrasya’da Polonya sınırından kıtanın diğer ucuna kadar olan Rusya topraklarında yeni bir istikrarsızlık ve belirsizlik doğurması. Son tahlilde Moskova’nın öyle ya da böyle istikrar sağlaması, batı açısından Moskova’nın bütün eksenlerinin kırılmasının doğuracağı gelişmelerden daha az endişe verici. Çeçenler, Caharkale’de daha fazla yoğun bombardımanla karşılaşmamak için dağlara çekildi ve tatbik ettiği gayri nizami harb ile bölgeye konuşlandırılan Rus birliklerini yıpratmayı sürdürüyor. Rusya ise bölgede son 9 yılda yaşadığı tecrübenin ışığında son darbeyi indirmenin yolunu arıyor. Gelişmelerin gösterdiği ise, Rusya’nın son darbeden “soykırımın tamamlanmasını” anladığı yönünde. SSCB’nin çökmesinden sonra Karadeniz’de dezavantajlı duruma düşen ve Hazar’da kısa bir kıyı şeridine mahkum olan Rusya, SSCB’nin enerji kaynaklarından geriye kalan son birkaç tanesini elde tutabilmek için bütün gücüyle bastırıyor. Kuzey Irak’ta ve Balkanlar’daki gelişmelerin duyurulması ve gereken tepkinin gösterilmesi için hükümetleri üzerinde büyük baskı kuran hükümet dışı yardım örgütleri NGO’lar, şu ana kadar Rusya’nın baskısı sebebiyle bölgede fazla varlık gösteremedi. Ayrıca bölgede kimi zaman yaşanan ve batılılara yönelik kaçırma ve öldürme eylemleri, NGO’ların bölgeye olan ilgisini sınırladı. Rusya’nın, Aralık 1999’dan itibaren sürekli olarak “birkaç haftaya biter” dediği harekatı, halen devam ediyor. Ne Çeçenler bağımsızlıktan vazgeçiyor, ne de Ruslar işgalden. Ancak biri yurdu için savaşırken, diğeri çıkarları için savaşıyor. Çeçen tarihi incelendiği zaman, Moskova’nın Çeçenlere karşı Stalin dönemindeki sürgün dışında başarısı olmadığı görülüyor. 1700’lü yıllardan bu yana bakıldığında da, Çeçenlerin bağımsızlık talebinden asla taviz vermediği ortaya çıkıyor. Kuşkusuz bu savaşın neticesini, uluslararası pazarlıklar ve paylaşımlar kadar, arazide olan tarafların motivasyonu da etkileyecek. Çeçenler şu ana kadar yoğun Rus propagandasının getirdiği psikolojik harbin yanı sıra Cahar Dudayev ve Salman Raduyev gibi iki çok önemli ismi kaybetmenin sıkıntısını yaşıyor. Bununla birlikte uluslar arası toplum ve dünya kamuoyunun Öcalan gibi teröristlerin dahi haklarına bu kadar sahip çıktığı düşünülürse, Raduyev’in yakalanması ile başlayan sürecin, Çeçenistan için olumlu gelişmeleri de beraberinde getirmesi ve Moskova’nın her sahada ve her manada haksız olan işgal ve soykırımının bütün dünyada daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir. - BİTTİ -
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT