BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Osmanlı Açılımı -ll-

Osmanlı Açılımı -ll-

Neden ‘Osmanlı Açılımı’ dedik? Türkiye Cumhuriyeti sadece komşularıyla kavgalı değildi.



Neden ‘Osmanlı Açılımı’ dedik? Türkiye Cumhuriyeti sadece komşularıyla kavgalı değildi. Değişik dünya görüşündeki, inanç ve sosyal yapıdaki vatandaşlarıyla da kavgalıydı. Menemen tertipleri de İstiklal Mahkemeleri de Dersim Bombalamaları da Diyarbakır Cezaevi de mahcubiyet belgeleridir. Fakat kavga sadece komşular ve evdekilerle olmadı. Mazi ile de kavga vardı. Bugün yaşı 15’in üstündeki bütün nesiller, padişahlara hakaret eden, onları uçkur düşkünü harem zamparası olarak gösteren, kızıl veya korkak veya hain padişah diye öğreten ahlaksız kalemlerden çıkma tarih ders kitapları okuyarak yetişmişlerdir. Bu nesiller evde başka okulda başka insandı. Hatta bazı öğretmenler bile evde başka okulda başkaydı. Son asrımız vatan sathında tiyatrodur. Osmanlıya iki türlü bakış var: Biri bahsettiğimiz küfretme hafifliğini işleyenler, biri de her türlü hatadan tenzih edip hayallerini hakikat zannedenler. Düşünmüyorlar ki devlet durup dururken çökmez. Kısır laikler, sığ muhafazakârlar tezadı. Yani ilim ya küfürle veya muhtevasız muhabbetle örtüldü. I. Abdulmecid Han’ın 150. vefat yılında yâd edildiği sempozyum, tabiî ki O’nun inşa ettirdiği Dolmabahçe Sarayı’nda yapılacaktı. Bu saray ve İstanbul Boğazının iki yakasındaki diğer saray ve kasırların hemen hepsi O’nun hükümdarlık döneminin eseridir. Dolmabahçe 1856’da hizmete girmiştir. Fatih’ten itibaren bütün padişahlar Topkapı Sarayında ikamet etmiş ve devleti yönetmişlerdi. Ne var ki gerileme başlayınca Avrupa’dan alınan borç altınlarla Avrupa saraylarının taklidi saraylar inşasına başlanmıştır. Önce sarayda benzeme sonra hukukta taklit birbirini tetiklemişti. Tanzimat Fermanı bunun başlangıcıdır. Devlet yüz yıl fesle şapka arasındadır. Abdulhamid Han’dan itibaren de Yıldız Sarayı hizmete girmişti. Dolmabahçe’yi esas itibariyle Cumhuriyeti kuranlar kullanmıştır. Bir ara reis-i cumhur İsmet İnönü’nün oğulları üniversiteye giderken onlara fiilen talebe yurdu olmuştu. Hâl böyle olsa da barok üsluptaki Dolmabahçe de Türk’ün göz kamaştırıcı ruh güzelliğini aksettiren muhteşem Topkapı sarayı da bizimdir. Madem vatandaşlara açılım yapılırken kaçınılmaz olarak tarihe de açılım başladı, o halde tarih de dipli köşeli araştırmayla hata ve kasıtlardan kurtarılmalıdır. Dolmabahçe neden saraydır? Topkapı neden müzedir? Dolmabahçe neden TBMM Başkanlığına bağlıdır? Topkapı neden Kültür Bakanlığındadır? İstanbul üniversitesi kapısındaki tuğra neden hâlâ mermerle kapalıdır? Bu açılım iyi olmuştur. Böylece onlarca benzer soru, teklif ve tenkit dile gelecektir. Üstelik Tanzimat dönemi de tamamen unutulmaya yüz tutmuştu. Halbuki dediğimiz gibi Tanzimatı tanımadan Cumhuriyeti tahlil etmek zordur. Fakat bütün bunları yaparken fikir namusuna sahip söz ve kalem erbabı olmalı. Yeni sözler bekliyoruz. Yeni ufuklar gözlüyoruz. Bakalım o sempozyumda kim şunu diyebilecektir: -Bugün çocuklarımızın okulda Osmanlı Türkçesi öğrenmeleri en az bir yabancı dil öğrenmeleri kadar zaruridir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT