BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Iğdır’da çiftçiydi Etiyopya’da kral

Iğdır’da çiftçiydi Etiyopya’da kral

Iğdırlı bir çiftçi ailesinin çocuğu olan Yusuf Aydeniz, ekmek parası için geldiği İstanbul’da tekstili öğrendi. Ardından kendi işini kurup büyüttü. Etiyopya’da sektörün yüzde 88’ine hakim duruma geldi. Şimdi ülkenin ihracatını 10’a katlıyor



KOBİ DÜNYASI Mustafa Sezer mustafa.sezer@tg.com.tr Yusuf Aydeniz, daha evvel konfeksiyonda çalışanları işe almıyor. Sıfırdan başlayanları tercih ediyor. “Evinden gelen bizim için daha değerli. Kolay intibak ediyorlar” diyor. Yusuf Bey, özene bezene kurduğu tesisleri iftiharla gezdiriyor. Yusuf Aydeniz, Iğdırlı bir çiftçi ailesinin çocuğu. Azeri asıllı bir genç, her Azeri gibi hoş sohbet. Başarı hikayesini içinden geldiği gibi anlatıyor: Çiftçi çocuğuydum. Ekmek peşine düştüm, çocuk yaşta İstanbul’a geldim. Zeytinburnu’nda bir tekstil atölyesinde işe başladım. Sonra kendi müessesemi kurdum. İlk ihracatımı yaptığımda ne büyük bir heyecan duymuştum anlatamam. Malı Almanya’ya yolluyordum, yıl 1985’di hiç unutmam... Bayan geceliği yapmıştık, zor bir ürün, henüz acemiliklerimiz var... Özal’ın üzerimizdeki hakkını ödeyemem, bizim gibilerin önünü açtı. Büyük adamdı vesselam... 5-6 yıl evvel Etiyopya hükümetinin davetine uymuş, Addisababa’yı ziyarete etmiştim. Yollar üstünde boş boş oturan gençleri görünce çok üzülmüştüm. ‘Allah bize bu bilgiyi vermiş, şu insanları iş güç sahibi yapmalıyım’ dedim. Sağolsun Etiyopya hükümeti de destek oldu, muhteşem bir tesis kurduk ve tekstil ihracatını omuzlayıverdik.?Geçen?ay?bütün?Etiyopya?1?milyon 600 bin dolar ihracat yapmış, biz 11 milyon dolar yapmışız. Ne Türkiye’de ne de burada reklama girdim. Etiyopya televizyonu davet etti gitmedim hatta. Göz önünde olmaktan hoşlanmam, işime bakarım. Kaldı ki reklama ihtiyacım yok, müşterimiz zaten Avrupa’da. ‘VAKİT NAKİTTİR’ Etiyopyalılar iyi niyetli, çalışkan insanlar, ancak zamanı kullanma noktasında noksanları var. Henüz vaktin nakitten kıymetli olduğunu anlayamadılar. Mesela devlet dairesine gidiyorsun ‘haftaya gel’ diyor. İyi de niye haftaya... Benim 7 günümü nasıl heder edebilirsin, saniyeye ihtiyacım var. Bizde akşamın işi sabaha kalmaz.?Şimdi Alman diyor ki: Filan gün filan saatte filan şehirdeki depoma malı bırakacaksın. Bir kaçırdın mı sar başa, artık sıra ne zaman gelirse, korkulu rüya... Sanırım zaman sıkıntısı çekmemişler, bu yüzden rahatlar. Zamanla yarışmayı anladıklarında her şey farklı olacak. Biz bunu işliyoruz. Hızlı öğreniyorlar, hızlı öğrenmek zorundalar. Burası gerek Avrupa, gerek Afrika’daki en büyük tesisimiz. 150 milyon dolar gibi ciddi bir rakam yatırdık. 205 bin metrekare arazi üzerinde 120 bin metrekare kapalı alan.?İnşaat alt yapımız güçlü,?20?civarında iş makinemiz var. Burada 6 bin Etiyopyalı ve 165 Türk teknik adam çalıştırıyoruz. Fabrikayı kurarken Avrupa’ya hitap etmeyi düşünmüştük, çıtayı yüksek tuttuk ve başardık. Etiyopya tarihinde ilk defa bir firma 50 milyon dolar ihracat yaptı. İki ülkede de devlet üstün hizmet ödülü aldım. Daha ziyade insana yatırım yapıyoruz, zaten işe eğitimden başladık. Bu gün 6 bin gence iş verdik, yarın 10 bin olacağız. Her şeyimizle örneğiz. Sadece mutfakta 65 kişi çalışıyor, yemekler buharla pişiyor. Yeşil bir tesis, çevreciyiz. Kliniğimiz var, ilaç veriyoruz, ayrıca Addis’ de bir hastane ile anlaştık. Çalışanlara yaptıkları kıyafetlerden dağıtıyor, evlerine servisle yolluyoruz. Burası entegre bir tesis. Don lastiğinden poşetine, nakışından etiketine kadar her şeyi üretiyoruz. Matbaamızın bir benzeri Etiyopya’da yok. AYDENİZ:?GÜVENDİK KAZANDIK İlk geldiğimde bana dediler ki: Bunlar rahat insanlardır, zor çalışırlar... İnanmadım. Çünkü inşaatta onları tanımıştım. Makine montajında da onlarla çalıştık. At sahibine göre kişner. İnanın yurdumuzda da olsak bu noktaya bu kadar zamanda ulaşabilirdik ancak. Bütün malzemeler Türkiye’den geldi, taşıma suyla değirmen çevirdik adeta. Buradan sadece çakıl ve çimento aldık. Yakında 250 konteynır makine getireceğiz. Havayla büküm yapan yepyeni bir teknoloji ile tanışacaklar. Kurduğumuz boyahanenin Avrupa’da bile eşi benzeri yok. Dünyada en kaliteli makine neyse onu getirdik. Halbuki sıradan cihazlar getirsek kimse anlamazdı. İnşaat yaparken mühendis arkadaş bazılarının aç geldiğini hissediyor. Apar topar bir mutfak kurduk, buyrun sofraya... Güzel temiz bir kafe açtık sonra. Önleri açık, bahçe, manzara... Geçen bir yangın tatbikatı yaptık. Hani Allah muhafaza bir şey olsa bunca insanı nasıl tahliye edebiliriz acaba? Bu binada 4 bin kişi var üç dakikada boşaldılar. İçeri 2 saatte içeri sokamadık o başka... Tabiii genç insanlar, oyun belliyor, gülüşüyor eğleniyorlar. Tecrübemiz para Ülkeye inanılmaz bir bilgi birikimi sağladıklarını söyleyen?Yusuf Aydeniz, “Sadece kendi tecrübemi 30 milyon dolara satmam.?Evet?Somali’ye hayli yardım gitti.?Ama her sene veremezsin ki... Halbuki biz bu insanlara balık tutmayı öğretiyoruz. Daha kalıcı, daha büyük fayda. Etiyopyalının elinde bir senede eğitilmeyecek insan burada 15 günde faydalı olmaya başlıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız da işin farkında. Projemizi biliyor,?takip ediyorlar.?Iğdır’da Rahmetli annemin adına bir kız meslek lisesi yaptırdım inanın beni?çok?heyecanlandırdı.?Buradan yetişenler?ilerde karşımıza çıkacak.?Okul yapmak çok farklı bir duygu, yaşayan?bilir ancak.?Van depremi oldu... İçim cızzz etti. İnşaata çok özen göstermiştim, iyi ki öyle yapmışım. Bu tesisi kurarken Etiopya Sanayi Bakanı geldi “yaa Yusuf” dedi, “niye bu kadar güçlü bir bina yapıyorsun?” Tamam burada zelzele yok ama ya olursa? Bu benim ülkemin standardı. Afrika’dayım diye farklı olamam asla. Diyeceksiniz ki Etiopya 3500 yıllık bir medeniyet, peki niye gelişmedi? Çünkü kapıları açmadılar. Şimdi açtılar ve kazandılar. Bize arsa verdiler de ne yaptık? Burası?boş metruk bir alandı. Çiçek gibi işledik, muazzam tesis kazandırdık onlara.?Yatırımcılara verilenler boş değil, bu binalar artık Etiopya’nın malı. Daha çok yatırım yapmalıyız ama sadece tekstilde değil her konuda.” RADİO FREKANS Gümrükleri sert ama aşıyoruz, usullerini öğrendik sonunda. İş adamı problem çözen insandır zaten, pes etmez, bir yolunu bulur mutlaka. Boyahaneyi kuruyoruz. İtalya’dan gelen bir alet var “Radio frekans kurutma”... Cihaz yaklaşık 2.5 konteyner. Gümrükten bir türlü çıkmıyor. Gittik “niye gecikiyor, hayrola?” Tamam filan diyorlar ama belli ki oyalıyorlar. Bir memur sordu. Siz tekstil firması değil misiniz? Radyo ile ne işiniz var? Açıkladık, güldüler. “Aklımıza mı gelirdi yaa!” Korkmaz, kutuplara ihracat yapıyor Korkmaz, satış pazarına Sibirya’yı da ekledi.?1972’den bu yana paslanmaz çelik mutfak eşyaları ve elektrikli ev aletleri üretimi yapan Korkmaz, yüzde 95 kendi markası ile Amerika’dan, Güney Kore’ye, Norveç’ten, Güney Afrika’ya uzanan geniş bir yelpazede ürünlerini tüketicilere ulaştırıyor. Korkmaz,?ihracat alanını bu yıl 6 kıtaya ve 57 ülkeye çıkarttı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT