BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güle Güle

Güle Güle

“Yerli malı, yurdun malı;/Her Türk onu kullanmalı!” söylemleriyle yetiştik biz. Onun için hayatımızın büyük bir bölümünde hep yerliyi tercih etmekte özen gösterdik. Gösterdik ama kalitesizliğin de az kahrını çekmedik!



“Yerli malı, yurdun malı;/Her Türk onu kullanmalı!” söylemleriyle yetiştik biz. Onun için hayatımızın büyük bir bölümünde hep yerliyi tercih etmekte özen gösterdik. Gösterdik ama kalitesizliğin de az kahrını çekmedik! Çocukluğumuz yerli filimler seyretmekle geçti. Okuldan aldığımız eğitim nasıl bizi hayatın gerçeklerine hazırlamadıysa, seyrettiğimiz yerli filmlerin dünyası da hayatın gerçekleriyle örtüşmedi. Hep bir ikilem içinde kaldık. Kendimizi çok kere ezik, hazırlıksız, aldatılmış ve uyumsuz hissettiysek ana sebeplerinden biri budur.. Yerli sinema genelde hayatın ta kendisi olmadı. Bir dönem yapay, taklitçi, masalımsı dünyalar serdi gözümüzün önüne. Esas oğlanlar hep mert, özü sözü doğru, sadık, paraya pula önem vermeyen, ölesiye seven beyaz atlı prenslerin izdüşümü masal kahramanlarıydı. Başroldeki kızlar, sihirli bir dokunuş, şefkatli bir öpüş, manalı bir bakışla uyanan taş bebeklerdi. Kendilerini, hayatlarının tek gayesi ve beklentisi olan aşka adamışlardı. İflah olmaz derecede aşk hastasıydılar; aşk acıları çekmekten, aşk gözyaşları dökmekten çok kere seyircinin sabır sınırını zorlarcasına abartılı bir biçimde zevk alırlardı. İyiler, her şeyiyle iyi; kötüler, her şeyiyle kötüydü. Yani insanlar, gerçek değildi. Bir Türkan Şoray dendiğinde bizim neslin onun buğulu bakışları, iri manalı gözleri arkasında algıladığı şey, masal varlık, yapay dünyaydı. Bir bakıma aldatılıştı. Biz inanmalara muhtaç, coşkulu ve genç yürekler, ölesiye sevmek denilen bir imkansıza inandıysak, çok kere hayatımızı hayali temeller üzerine inşa etme hevesine kapıldıysak; sevdiklerimizden kör bir inatla hep vefa ve sadakat beklediysek; aptallık derecesine varan bir safiyetle çıkara dayanmayan dostlukların, arkadaşlıkların var olabileceğini kabullenip birtakım kazıklar yediysek büyük ölçüde bu aldanışlar yüzündendir. Kendi emekçilerine bile vefakar olmayan Yeşilçam, bizi yıllar yılı düşlerle avuttu kısacası. Ben şahsen, insanı insanlıktan çıkaran acımasız gerçeklerin dünyasına gözümü açtığımdan beri bu masal dünyanın bu tür yapmacık ürünlerine “güle güle” dedim. İnanılmadan, inanılıp yaşanmadan üretilen hiçbir filme kolay kolay gitmedim. Şimdi özellikle orta yaşlılarca göklere çıkarılan “Güle Güle” filmine sırf sinemadan çıkan genç bir seyircinin fikri sorulduğunda dudak bükmesi üzerine gittim. Bu dudak büküşün manasını anlamak istemiştim. Evet, iyi bir oyuncu kadrosu vardı. Bir adada yaşayan (yani birtakım azgın çıkarların, kör yarışların amansız çarkında olmayan) insanların arasındaki dostluk işleniyordu. Bana eski filmleri hatırlattı. Aldanışları bir de. Filmin ilk yarısından sonra çıktım.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93476
    % -1.16
  • 5.3199
    % -0.31
  • 6.0828
    % -0.43
  • 6.8352
    % 0.04
  • 209.725
    % 0.29
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT