BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suriye’den gelen albay

Suriye’den gelen albay

Galiba benim de kafam karışık. Sağlıklı düşünemiyorum. 90’lı yılların sonunda “vatanseverlik” işinin cılkı çıkınca dönemin namlı bir komutanı, sorumluluk bölgesindeki kışlalara, “vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır” yazdırmıştı.



Galiba benim de kafam karışık. Sağlıklı düşünemiyorum. 90’lı yılların sonunda “vatanseverlik” işinin cılkı çıkınca dönemin namlı bir komutanı, sorumluluk bölgesindeki kışlalara, “vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır” yazdırmıştı. Örnekleri ülkemizden verince hırgür çıkıyor. Hemen yanıbaşımızdaki Suriye’den örnek vererek sormak istiyorum: Suriye ordusundan albay rütbesindeki bir asker, ordudan ayrılarak ülkemize sığındı. Gariptir hiçbirimiz adama kötü gözle bakmadık. Vatanını savunmak dururken neden görev yerini terkedip buraya geldin, kaçmak sana yakışıyor mu demedik. Halbuki vatan sevgisi bize mahsus birşey değil. Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır vecizesine göre, bu adamın ordudan kaçması görevini iyi yapması anlamına mı geliyor. Gelmiyorsa görevini iyi yapmanın ne demek olduğunu kim tarif edecek. Bir ekip düşünün, Kaddafi’nin koruma birliğinde görev alıyor. Görevi Kaddafi’yi korumak. Vatanını da seviyor. Milis kuvvetlerinin içinde eli silahlı bir genç.. O da vatanını seviyor. Biri Kaddafi’yi vurursa 12’den vurmuş, en büyük görevi yapmış sayılıyor.. Öbürü Kaddafi’ye kendini siper ederse.. İşin içinden nasıl çıkacağız. Kimin tarif ettiği vatan ve vatan sevgisinin peşinden gideceğiz. Onlar için vatan aynı vatan. Tam geçen sene bu zaman Kaddafi’nin korumasının çok kutsal bir iş yaptığı düşünülüyordu, bugün süfli bir işle uğraştığı, menfaat şebekesinin bir mensubu olduğu varsayılıyor. O adamı oradan buraya taşıyan ne. ... Suriye ordusunda görev yapan bir subay, bizdekilerin tecrübeli olduğunu varsayarak, mesela “vicdani retcileri hela temizliğinde kullanmak lazım” diyen komutanımıza danışsa, dese ki, “bana bir akıl verin vatanımı çok seviyorum. Ne yapmam lazım.Ordudan birliklerimle beraber karşı cepheye mi geçeyim, yerimde kalıp verilen emirlere mi uyayım..” Acaba bizimkilerin tavsiyesi ne olur? Buradan bakınca rejimin eninde sonunda devrileceği görülüyor. Direnmek beyhude.. İlkelere bakınca ölünceye kadar, son kurşunu bitinceye kadar mücadele etmesi lazım..Düşman muğlak..Ayaklanan halkı tarayacaksın. Ayaklandıranın kim olduğu belli, işaret edemiyorsun. İyi ama Esat da halka zulmediyor, diyorlar. O rejim 40 senedir orada ve hep zulmediyordu. Suriye orusundan kaçan albay iki sene önce bize sığınsaydı, kulağından tutup iade ederdik.. Kurşuna dizerlerdi. Bu sene halkını seven, halkına kurşun atmak istemeyen bir müşfik kumandan muamelesi yapıyoruz. Ben tavır değişikliğine mantıklı bir gerekçe arıyorum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT