BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zizek, çağı doğru okuyor

Zizek, çağı doğru okuyor

-Zizek, ne diyor? İşte satır başları: -Yalnızca Amerika ve Batı Avrupa’nın değil, aynı zamanda diğer ülkelerin neo-kolonyalizmi ve emperyalizmini de sorgulamalıyız. Meselâ Çin’in Burma’da, Zimbabve’de, Hindistan’ın Kaşmir’de yaptıkları. Bunların emperyalist birer neo-kolonyalizm girişimi olduğu çok açık.



-Zizek, ne diyor? İşte satır başları: -Yalnızca Amerika ve Batı Avrupa’nın değil, aynı zamanda diğer ülkelerin neo-kolonyalizmi ve emperyalizmini de sorgulamalıyız. Meselâ Çin’in Burma’da, Zimbabve’de, Hindistan’ın Kaşmir’de yaptıkları. Bunların emperyalist birer neo-kolonyalizm girişimi olduğu çok açık. -Batı Şeria’da ne zaman zeytin hasadı olsa, buradaki Yahudi yerleşimciler Filistinlilerin tarlalarını yakıyor, sularına zehir katıyor, camileri ateşe veriyorlar. Bu korkunç bir sömürgeleştirmedir. -Bakın, Türkiye’de yaşayan sizler, Batı’nın hoşgörü kavramının ne kadar sahtekârca olduğunu çok iyi biliyor olmalısınız! Slovenyalı bilim adamı Prof. Dr. Slavoj Zizek (Slavoy Jijek)’in Radikal gazetesinden Kaya Genç’e yaptığı açıklamalar gerçekten çarpıcı. -Zizek,çağı doğru okuyan, Osmanlı kültürüne vâkıf bir aydın! -Lafı balyoz gibi indiriyor! Çağımızın,Zizek, Derrida (1930-2004), Fukuyama; Foreign Policy dergisinin “Dünyanın ilk 100 fikir adamı” listesinde yer alan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu gibi fikirlerini her platformda yüksek sesle dillendirmekten çekinmeyen cesur düşünürlere ihtiyacı var. AVRUPA OSMANLI OLMALI Zizek’in İslâm ve Osmanlı hakkındaki tespitleri de şöyle: “İslâm her zaman hoşgörülü bir din oldu; 18 ve 19. yy’da İstanbul’a gelen Avrupalı gezginler, buradaki dini hoşgörüden şaşkına dönmüşlerdi. İslâm’ın ve özellikle de Osmanlı’nın hoşgörüye sahip olmak anlamında çok gerilere giden bir tarihi var. Eğer çok kültürlülük konusunda bir şey öğrenmek istiyorsak, Türk tarihine bakmamız gerektiğinin çok açık olduğunu söylüyorum. Hatırlıyorum da çocukken, eski Yugoslavya’da ilkokula giderken bize Sırpların Türk akıncılarına karşı direnen kahraman bir ulus olduğu öğretildi. Ben de konuyla ilgili okumaya başladım; Türk idaresinin okulda öğrendiğimiz gibi korkunç olmadığını öğrendim. Çok daha açık ve hoşgörülü bir yönetim vardı. Bugün çok kültürlü formüllere sahip bu tür ülkeler hâline gelmeye doğru gidiyoruz. Paradoksal biçimde Avrupa’nın modelleri bunlar; belki de Avrupa’nın tamamı bugün bir Osmanlı İmparatorluğu şeklini almalı!” PAPA LAHEY’DE YARGILANSIN Zizek’in en çarpıcı tespitlerinden biri de Kilise ve bugünlerde Almanya’da emniyet kemeri takmadan özel aracıyla trafiğe çıktığı iddiasıyla yargılanması istenen Papa’yla ilgili. Zizekdiyor ki: “Polonya’da, İrlanda’da, Slovenya’da, Birleşik Devletler’de pedofiliyle ilişkili binlerce, on binlerce rahip yakalanıyor. Bunların bireysel patolojiler olmadığı çok açık. Kilise’nin bir kurum olarak içinde olduğu bir pratikten bahsediyoruz. Ben, Kilise’nin bir kurum olarak yargılanması gerektiği kanaatindeyim. Şu deli İngilizlerin (Richard Dawkins, Christopher Hitchens ve insan hakları avukatı Geoffrey Robertson’ı kastediyor) kurbanlar adına harekete geçip, Papa’nın Lahey’deki Savaş Suçları Mahkemesi’ne getirilmesini istediklerini biliyor olmalısınız. Ben de o deli İngilizlere katılıyorum.” Zizek’in tartışmaya açtığı konulardan biri de demokrası: -Ben elbette demokrasi taraftarıyım ama soru şu: Batı’daki parlamenter, çok partili demokrasi yegâne demokrasi formu mudur? ABD’de sosyalizm konferansları düzenleyen Zizek’in komünistliğine gelince... Bunun entelektüel bir fanteziden ibaret olduğunu söylerken bile verdiği mesaj güçlü: -Maksadım, insanları düşünmek için harekete geçirmek!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT