BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Rabbim beni korudu!..”

“Rabbim beni korudu!..”

“On gün sonrası için 1400 dolar lazımdı. Maaşı alır almaz, ne olur ne olmaz düşüncesiyle bunu hemen alıp, bir köşeye koymak istiyordum. Kızılay’daki bürolara uğradım.”



Yakın zamanda karşılaştığım iki olay, bana bu yazıyı yazdırdı. Ayrıca gazetede yıllar önce yayınlanan o unutulmaz hatırayı da aklıma getirdi. Hani ev sahibi evine döndüğü zaman evinin hırsızlar tarafından talan edildiğini, dolapların, çekmecelerin yerlerde süründüğünü görür. Hırsız yükte hafif pahada ağır şey aramış. Ev sahibinin aklına hemen, üç aylık maaşını aldığı ve televizyonun üzerine koyduğu cüzdanı gelir. Hayret, cüzdan yerinde olduğu gibi durmaktadır. Hatırada ev sahibi bunları anlattıktan sonra demişti ki: “Ben zekâtını veren bir insanım. Rabbim beni korudu...” Sevgili Peygamberimiz de “Zekât vererek malınızı zarardan koruyunuz” buyuruyor. Ben de zekâtını severek veren bir insanım. Anlatacağım iki küçük olay yukarıdaki yazılanların tezahürü gibi olmuştur... Birincisi, yaklaşık on gün sonrası için 1400 dolar lazımdı. Maaşı alır almaz, ne olur ne olmaz düşüncesiyle bunu hemen alıp, bir köşeye koymak istiyordum. Bir gün önce Kızılay’daki bürolara uğradım. “Yarın 1400 dolar alacağım, indirim yapar mısınız?” diye sordum. Bir döviz büfesi “4 puan”, öbürü “2 puan”, bir başkası da “1 puan düşerim” dedi. 1 puan bana 1 lira kazandırıyordu. Dolar alacağım yer belli olmuştu. O akşam yemek yerken televizyonu açtım. Merkez Bankası Başkanı doların yükselişini engellemek için bazı tedbirler alacaklarını açıklıyordu. Bu haber üzerine erkenden değil de on gün sonra, yani günü geldiğinde almaya karar verdim. Dolar alacağım parayı da bankaya yatırdım. On gün sonra parayı çektim. Dolar fiyatı da biraz daha ucuzlamıştı: On gün önce alacak olsa idim, o gün ödemem gereken miktardan 116 lira kadar daha az ödeyerek aldım... Bir diğer yaşadığım da cep telefonumu kontörlü kullanıyordum. Faturalı hatta geçince “yanımdaki 50 TL’lik kontör kartını satayım” dedim. Bir büfeye uğradım. “45 liraya alırım” dedi. Fakat sonradan vazgeçti. Bir başka büfe 30 lira verdi. “40 lira verirsen satarım” dedim. Almadı. Bir başka büfeye uğradım. “48 liraya alırım” dedi. Ben de “iyi fiyat verdin, 47’ye al” dedim. O “Hayır 2 lira bana yeter, 48 liraya alacağım” dedi ve o fiyata aldı. Demek ki Cenab-ı Hak zekât veren kimselerin mallarını çeşitli şekillerde koruyor. Vermeyenlerin mallarını da inanın çeşitli şekillerde ellerinden alıyor. Benim zekat vermeyen zengin bir yakınım var. İş adamı olan oğlu iki defa iflas etti. Onun durumunu düzeltmek için varını-yoğunu, altındaki arabasını bile satmıştı... Orhan Okçu-Ankara > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT