BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Kardeşimi kurtardım anne!”

“Kardeşimi kurtardım anne!”

Silahların sustuğunu gören halk çevirmişti etrafı. Pencerelerden insanlar sarkıyor, yardım için gelenler feryat ediyor, yoldan geçen arabalar durup, içinden insanlar iniyordu. Cengiz polislere bağırdı olanca gücüyle:



Silahların sustuğunu gören halk çevirmişti etrafı. Pencerelerden insanlar sarkıyor, yardım için gelenler feryat ediyor, yoldan geçen arabalar durup, içinden insanlar iniyordu. Cengiz polislere bağırdı olanca gücüyle: - Kardeşim, kardeşimi vurdu, kardeşime bakın... Şehnaz’ın gözleri kapanmıştı. Çok hafif nefes alıp veriyordu. Yattığı yerde bir kan birikintisi vardı. Acımasızca vurmuştu genç kızı Şahin. Ambulansın siren sesi çevredeki insanları sevindirdi. Hemen sedyeye koyup aldılar içeriye. Cengiz atıldı. - Bırakın beni, kardeşimle gideyim ne olur. Oysa polisler onun etrafını çevirmişler, bu kanlı olayın kahramanlarından olan genç adamı bırakmaya niyetli görünmüyorlardı... * * * Seher, komiser Vedat gittikten sonra çaresiz bir bekleyişin içine girmişti. Duyduğu her sesi kendisine getirilen bir haber sanıyor, koşarak fırlıyordu kapının önüne. Sonunda dayanamadı, çıkıp eşiğe oturdu. Oyalanmak için evini toparlamak istemişti ama eli hiçbir işe uzanmıyordu. Dudakları ise kilitlenmiş gibiydi. Sabahtan beri meraklı gözlerle kendisini izleyen kapı komşusu Kezban’la bile konuşmuyordu. Güneş dönmüş, yüzünü gecekonduya doğru çevirmişti. Kezban dayanamadı sonunda. - Güneş geçecek kafana Seher abla, gir içeri, gel istersen bizim yanımızda otur. İlk defa cevap verdi usulca kadına: - Yok yavrum, buradan daha iyi görünüyor yol... Kezban koltuğunun altında bebeği, kafasında yemenisi ile güldü. - Yahu, gelirse insanlar her yerden duyulur ki... Acıyla gülümsedi Seher. İçini çekti derin derin: - Sen bilmezsin benim yüreğimdeki yangını Kezban kızım, bilmezsin, anlamazsın, bu nasıl bir duygudur, yaşamayan bilmez, sanki buradan bir yere kımıldarsam her şey tersine gidiverecekmiş gibi gelir. Korkarım. Beklenen araba sesi öğleden sonra duyuldu. Seher gözlerini kısarak baktı yokuşa. Polis arabasıydı gelen. Heyecanla koştu. Yarı yolda karşıladı onu. Komiser Vedat indi aşağıya. Yatıştırmaya çalıştı: - Gözün aydın Seher teyze, kızın bulundu. Merak etme. Yakalandı adam. - Nerede, yavrumu getirin, affettim onu, hiçbir şey demeyeceğim, hiçbir şey sormayacağım. Yeter ki gelsin bırakmasın beni. Vedat omuzlarından yakaladı çırpınan kadını. Sakinleştirmek için çabaladı: - Tamam, tamam, götüreceğiz seni şimdi, haydi giy pardösünü. Çılgın gibi koştu Seher. Kaptığı gibi pardösüsünü kapıyı falan kilitlemeden gelip bindi arabaya. Yolda durmadan soruyordu: - İyi değil mi? Affettim onu... Vedat fazla bir bilgisi olmadığını, kendisini de Kadıköy Emniyetinden arayıp haber verdiklerini söyledi. Yarım saatte geldiler Emniyet Müdürlüğüne. Seher kendisinden beklenmeyen bir çeviklikle indi aşağıya. Koşarak girdi içeri kimseyi beklemeden. Etrafına bakınıyor, Şehnaz’ı aranıyordu. Komiser Vedat koşup geldi yanına: - Gel teyzem buradan. Diyerek bir odaya soktu zavallı kadını. İçerisi kalabalıktı. İleride koltukta ellerini başının arasına almış, genç biri oturuyordu. Seher gözlerini dolaştırdı bir kere odanın içinde. Kızını göremiyordu. Yüzünü bir korku bulutu kapladı. O anda koltukta oturan gençle göz göze geldi: - Cengiz... Cengiz’im... - Anne, anam, anam benim, bitti her şey anam, kardeşimi kurtardık anne. Bir saniye içinde sarmaş dolaş oldu ana oğul. Deli gibi çırpınıyorlardı birbirlerinin kollarında. Seher oğlunu öpüyor, onun uzun boyuna yetişebilmek için zıplıyordu adeta. On dakika sonra meseleyi öğrenmiş, bu sefer hastahaneye kaldırılan kızının derdine düşmüştü. Polislerden biri yatıştırdı onu: - Merak etme teyze, iyileşecek, sıyırmış kurşun yanlamasına, en fazla iki üç gün yatar. Çok korkmuş sadece... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT