BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Küresel krizin kültürel boyutu

Küresel krizin kültürel boyutu

Asıl kriz, kültürel ve ahlakî. Ama bundan söz eden pek yok. Çünkü işlerine gelmiyor. -Avrupa ve Amerika‘da sistem, Allah‘ı inkâr üzerine kuruldu.



Asıl kriz, kültürel ve ahlakî. Ama bundan söz eden pek yok. Çünkü işlerine gelmiyor. -Avrupa ve Amerika‘da sistem, Allah‘ı inkâr üzerine kuruldu. Sanayileşmenin başlamasıyla, tamam dediler; (hâşâ) artık bilim ve teknoloji her şeyin üstündedir. Hayat, üretim ve tüketimden ibârettir. -Bunu diyenler kim? -Sermâye sâhipleri. Bilim adamlarını da yönlendirerek, kapitalizmi hayata geçirdiler. Artık seri üretime başlayan dev fabrikalarda üretilen ürünleri çılgınca tüketecek, tasarruf diye bir şey düşünmeyecek kitleye ihtiyaç vardı. Propagandayla onu da oluşturdular. Sömürüde ilk hedefleri de gençler ve kadınlar oldu. Daha çok kazanmak hırsıyla toplum ve aile yapısını dejenere, çevreyi tahrip etmekten çekinmediler. -Netice ne oldu? Küresel ısınma ve çevre kirliliği ortaya çıktı. Kanser vakalarından, kalp krizlerinden ölümler arttı. Sağlıklı insan sayısı parmakla gösterilir hâle geldi. -Dahası; Batı‘nın, “en büyük medeniyet projesi” diye sunduğu sosyal ve ekonomik sistem, bataklığa döndü. BAYANLAR PLAJ VOLEYBOLU -Problemin temelinde, Batı‘nın daha fazla kazanmak hırsıyla, şeytanın avukatlığına soyunarak, “Yaşasın kötülük!” demesi yatıyor. Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi’nin (EMCDDA) 2010 raporuna göre, AB ülkelerinde uyuşturucuya bağlı ölümlerin yüzde 74’ünü genç, 26’sını, 40 yaş ve üzeri kullanıcılar oluşturuyor. Aile içi şiddet inanılmaz derecede yüksek boyutlarda. Binlerce insan aile içi şiddet ve taciz iddialarıyla korunmaya alınmak için mahkemelere başvuruyor. Çocuklar cinsel tacize uğruyor. Öte yandan, kadını meta hâline getiren Avrupalı, Amerikalı performanstan düşmüş kalantorlar; kıyısından köşesinden ziftlenip zevklerini tatmin etmek için, kadınlara akla gelmedik şovlar sergiletiyor. Eskiden, yeraltında kaçak olarak icra edilen striptiz sahneleri, çağdaş sanat ve spor adı altında meşrulaştırılıyor. Gazetedeki TV ekranlarından birinde, ayak bileklerine kadar kuma gömülü, voleybol oynayan bikinili bayanlar gözüme çarptı. Spor servisindeki arkadaşlara sordum. Bunun, “plaj voleybolu ve Batı’da en çok seyirci çeken lig” olduğunu söylediler. -Efendim, çıplaklıkta spor bu kadar ileri gider de, sanat geri kalır mı? SODOM’A ÇEYREK KALA Havuzumuza düşen fotoğraflar arasında, bir şehrin meydanında çırılçıplak ayakta dikilen kadınlı erkekli kalabalık dikkatimi çekti. Bunlar, Belçika‘da sanat icra ediyorlarmış. Benzer başka bir fotoğrafla ilgili de şöyle bir bilgi detayı var: Pek çok kere, binlerce çıplak insanı kamuya açık alanlarda fotoğraflayan Spencer Tunick, son çalışmasını Belçika‘da gerçekleştirdi. Sabahın erken saatlerinde meydana toplanan kadın-erkek gönüllüler, çırılçıplak hâlde yastık savaşı yaptılar. (10 Temmuz 2011) -Belçika‘da nüfus artış oranı yüzde kaç, dersiniz? -2010 istatistiklerine göre, % 0.8. Diğer Avrupa ülkelerinde de durum bundan pek farklı değil. Feminist yazar Erica Jong’ın, “Kadın Ne Yapmak İstiyor” isimli kitabında belirttiği gibi, çıplak şovlar kadınlık ve erkeklik duygularını köreltiyor. Sonra da, Sodom ve Gomore sapkınlığı baş gösteriyor. Nitekim, Belçika; dünyada, Hollanda‘dan sonra eş cinsel evliliğini kanunlaştıran ikinci ülke. -Gelelim dilek ve temennilere. Küresel krizin sebeplerini, dipteki ahlakî çürümüşlüğü dikkate almadan, yüzeysel ekonomik verilerde arayanlara söyleyecek bir çift sözüm var: -Kriziniz bol olsun!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT