BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Millî Güvenlik Konseyi Başkanı kendini Cumhurbaşkanı seçtirdi

Millî Güvenlik Konseyi Başkanı kendini Cumhurbaşkanı seçtirdi

1980 Anayasası’nın 101 ve 102’nci maddelerine göre cumhurbaşkanının seçilmesi için yeni Meclis kurulması gerekirken, Konsey Başkanı Kenan Evren, Anayasa referandumuyla Cumhurbaşkanı ve konsey azaları da yardımcı olmayı tercih etmişlerdir.



Askerî darbenin gölgesinde hazırlanan 1980 Anayasası’nda Cumhurbaşkanlığı makamı ile ilgili yer alan temel maddeler şunlardı: MADDE:101 Cumhurbaşkanı, TBMM’ce 40 yaşını doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından 7 yıllık bir süre için seçilir. Cumhurbaşkanlığına Meclis dışından aday gösterilebilmesi, Meclis üye tamsayısının en az 5’te birinin yazılı önergesiyle mümkündür. Bir kimse iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez. Cumhurbaşkanı seçilenin varsa parti ile ilişiği kesilir ve TBMM üyeliği sona erer. MADDE:102 Cumhurbaşkanı, TBMM üye tamsayısının 3’te 2 çokluğu ile gizli oyla seçilir. Meclis toplantı halinde değilse hemen toplantıya çağırılır. Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından 30 gün önce veya Cumhurbaşkanlığı makamının boşalmasından 10 gün sonra, Cumhurbaşkanlığı seçimine başlanır ve seçime başlama tarihinden itibaren 30 gün içinde sonuçlandırılır. Bu sürenin ilk 10 günü içinde adayların Meclis başkanlık divanına bildirilmesi ve kalan 20 gün içinde de seçimin tamamlanması gerekir. En az 3’er gün ara ile yapılacak oylamalarının ilk ikisinde üye tam sayısının 3’te 2 çoğunluk oyu sağlanmazsa üçüncü oylamaya geçilir. Üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğunu sağlayan aday cumhurbaşkanı seçilmiş olur. Bu oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamada en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır bu oylamada da üye tam sayısının salt çoğunluğu ile Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal TBMM, seçimleri yeniler. Seçilen yeni Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Kenan Evren başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi askeri darbeyi böyle açıkladı. KOCA 3 YILLIK ASKERÎ İKTİDAR! Anayasa Referandumunda, 3 yıllık askerî iktidarın bir an evvel gitmesi istendiği için seslenilmemiştir. Anayasanın 101 ve 102’inci maddeleri ile cumhurbaşkanının nasıl seçileceği tespit edilmiş olmasına rağmen, konsey başkanı, Anayasa referandumuyla Cumhurbaşkanı ve konsey azaları da yardımcı olmayı tercih edebilmişlerdir. Seçimler yaklaşırken de Anayasanın seçimlerle ilgili hükümleri askıya alınmıştır, konsey bu defa istediğine parti kurdurmuş, istemediğine kurdurtmamıştır. Hatta kurdurttuğu partilerin adaylarına bile müdahale etmiştir. Nedense Milli Birlik Komitesi de Konsey de Anayasalardan farklı uygulamalar yapmışlardır. Ama seçimle gelen iktidarların her davranışı suç olarak kabul edilirken, bunlarınki kolaylıkla meşru ve muteber sayılabilmiştir. 90 yıllık Türk devletinin Anayasaları, Milli Mücadele, 1924 Türkiye Cumhuriyeti, 27 Mayıs ve 12 Eylül Anayasaları, hangi şartlar altında ve ne şekilde yapılırsa yapılsın, devletin, milletin, vatanın bölünmez bütünlüğüne, vatandaşların can ve mal güvenliğini ve memleketimizde asayiş ve huzurun sağlanması esasına dayalı olarak yapılmıştır. Vatandaşlara din, mezhep, ırk farkı uygulanmamıştır. Bütün vatandaşlar eşit haklara sahip olmuştur. Vatandaşlar memleketin istediği il ve ilçesinde oturabilmiş, istediği işi yapabilmiştir. Şartlarına göre de istediği tahsili yapabilmiştir. Irk din mezhep iddiaları ortaya atılarak sen şu makama gelemezsin denmemiştir. Herkes bürokrasinin her makam ve mevkiine gelebilmiş, Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanı olabilmiştir. Her devletin bir resmî dili vardır. Hiç kimse ben bunu kabul etmem, kendi dilimi kullanacağım diyemez, Ama son yıllarda aydınlarımız PKK ve terör belasına rağmen vatandaşlara bu haklar verilmelidir demeye başlamışlardır. TÜRKİYE’YE ÇOK DA HAKSIZLIK ETMEYELİM Millet 12.5 milyon nüfusla milli mücadeleyi yaptıktan sonra memleket büyük imkansızlıklar içerisinde idi. Yol yoktu, mektep yoktu, elektrik yoktu, su yoktu, Bugün ise bütün köyler enterkonnekte şebekeden elektriğini temin etmektedir ve köy yollarının %90’ı asfalt yol haline gelmiştir. 1950’de Samsun’dan Ordu’ya karayolu ile gidemedim ve gelemedim, ancak vapurla gidip geldim. Bugün Türkiye 74 milyon nüfusu ile 169 BM üyesi arasında kalkınmışlık sırasında ilk 20 içerisine girmiştir. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin 5. sıraya gelmesinin hesapları yapılıyor. Buna rağmen aydın geçinenler; ırk, din, mezhep bölücülüğünü tetiklemek suretiyle, bu imkanlardan uzaklaşmayı, nerede ise tercih etmektedirler. Anayasanın ana maddelerindeki birlikten vazgeçilmemelidir... YENİ ANAYASA NASIL OLMALI? Partilere özgürlük tanınmalı 1980 askerî müdahalesinden sonra 1983 yılında, milletvekilleri seçimleri yapıldı. Seçilen partiler, milletvekilleri, Meclis’e geldiler. Başta Anavatan Partisi olmak üzere, partiler Meclis gruplarını halka açtılar. Bu durum, partilerin Millet Meclisi gruplarını, kendi bünyesinde konuşamaz hâle getirdi. Sadece genel başkanlar, her hafta parti gruplarında bir buçuk saat nutuk verdiler. Neticede, grup milletvekilleri, bazı otellere taşındılar. Bu hal, demokratik parlamenter sistemi ortadan kaldırdı. Bu bakımdan yeni anayasaya siyasi partilerle ilgili açık hükümler konulmalıdır. Milletvekilleri otel salonlarında değil, kendi gruplarında konuşmalıdırlar. Yeni anayasamızda seçim kanunları da yer almalıdır. Seçim bölgeleri: 7, 6, 5, 4, 3 olarak illere göre düzenlenmelidir. Kadın ve erkek üyelerin partiye kayıtları tespit edilmelidir. Kadın-erkek eşitliği benimsenmelidir. Kadın ve erkek üyelerin hukukî durumları eşit ise aday olmalıdırlar. Seçmenler, parti merkezinin izniyle değil, kendi iradeleri doğrultusunda hareket edebilmelidirler. -BİTTİ-
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT