BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gözle göremediğimiz tozlar hasta ediyor!

Gözle göremediğimiz tozlar hasta ediyor!

Evcil hayvanlar, caddeden geçerken başımıza düşen bir yaprak, ciğerlerimize çektiğimiz ılık bir rüzgâr... Bunların hepsinin birer toz taşıyıcısı olduğunun farkında mıyız? Be sebeple sokakta, evde, kırda hijyenik şartlara azami titizliği göstermek gerekir.



HAVA BİYOLOJİSİ Atmosfere karışan mikro organizmaların ve diğer biyolojik maddelerin bitkiler, hayvanlar ve insanlar üzerindeki hastalık yapıcı etkilerini bilimsel yönden araştırır. Sevgili okurlar, Aerobiyoloji yarım yüzyıllık geçmişi olan oldukça genç bir bilim dalıdır. Hava biyolojisinin ana konusu; yaşadığımız ortamdaki çok küçük canlıların atmosfere geçişlerini ve sonuçta havanın kirlenmesiyle birlikte ortaya çıkan rahatsızlıkları incelemektir. Bu bilim dalıyla uğraşanlar, havanın biyolojik yapısı ile kirliliği oluşturan ve onu canlılar için yaşanmaz hale getiren organik etmenleri araştırır. Bunlar çok çeşitli olabilir; virüsler, bakteriler, mantar sporları (tohumları), tek hücreli yosunlar, tek hücreli hayvanlar (Protozoa), bataklık sporları, çok çeşitli alerjik polenler (çiçek tozları), mikro faunanın Arthropod grubu (böcekler) ile ev tozları gibi partiküllerdir. Öte taraftan, havanın bileşimine karışan diğer Abiotik (canlı olmayan) maddeler; pesticidler (böcek öldürücüler), pas, duman, gaz, karbondioksit, karbonmonoksit, kükürtdioksit, flor ve ozon da sağlık yönünden üzerinde durulması gereken faktörlerdir. Gerek canlı, gerekse cansız ögeler hava şartlarıyla birlikte çok uzak bölgelere taşınabilirler. Bunların başında polenler gelmektedir. Polenler bitkinin erkek ‘Gamet’idir. Polen dişi organa taşınarak “tozlaşma” ile “tohumu” meydana getirir. İNSAN DA TOZLAŞMA YAPAR Tozlaşma dört şekilde oluşur: - Rüzgâr - Böcek veya kuşlarla - Yağmur, seller ve deniz akıntılarıyla, - İnsan eliyle (yapay tozlaşma) Toprak ve sudaki gibi havayı barınak hale getiren her türlü hava kirletici biyolojik parçacıklara “Aeroplankton” adı verilir. Bunların büyük bir kesimini polenler oluşturmaktadır. Polenler solumayla çeşitli alerjik rahatsızlıklara yol açabilir. Alerjen maddelere karşı vücutta oluşan alerjik reaksiyona “Anafilaksi” denir. Alerjiler; astım ve solunum yolları, ilaç, deri, belirli besin maddelerine karşı duyarlılık şeklinde ortaya çıkabilir ve eğer tedbir alınmazsa tehlikeli sonuçlar doğurabilir. POLENLER HASTA EDİYOR Bu nedenle günümüzde birçok ülkede, benim bir zamanlar bulunduğum Norveç de dahil olmak üzere, ilkbahar ve sonbahar aylarında gazete ve TV’lerde hava durumu yanında polen ikazı haberleri sıklıkla yer alır. Bu bölümlerde o günler zarfında bir metreküp havada takriben hangi alerjik polenin ne miktarda bulunduğu sayısal olarak verilir. Bu bilgiyi değerlendiren insanlar ise alerjik bir bünyeye sahipse ona göre tedbir alır. Dilerim bu alışkanlığı bizim yazılı ve görsel medyamız da edinir. Bazı polen türleri insanların, Polinosis denen ve polen taneciklerinin neden olduğu alerji ve astım hastalıklarına yakalanmalarına neden olmaktadır. Mart ve mayıs ayları arasında çiçek açan ağaçların tozları havayı kaplar. Mantar sporları (mikroskobik üreme tozları), çam (pinus) ve meşe (quercus) polenleri havada yoğunlaşmaktadır. Çayırlardaki otların (Poacea) polenleri saman nezlesini (Rinit) tetikler. Polen miktarı rüzgârın esiş yönüne bağlı olarak değişir. Denizlerden esen rüzgârda çok az, dağ ve yaylalardan denize doğru esenlerde ise çok daha fazla polen bulunur. EV TOZLARI ÇOK TEHLİKELİ Ev tozları, alerji biyolojisi bakımından oldukça önem taşımaktadır. Çünkü havaya karışan bu tozlar insanların solunum yollarına girerek Rinitis (saman nezlesi) ve astıma neden olmaktadırlar. Bu tozların başlıca ham maddesi insan ve hayvanların kepek, tüy ve kıl gibi deri dökümü ürünleridir. Mutfaktaki un ve ekmek kırıntıları da asıl tehlike arz eden Aspergillus, Penicillium gibi ipliksi mantarların gelişmesini kolaylaştırır. Ev tozları vücuda solunumla veya ağızdan gastrointestinal yoldan ve deriyle direkt temastan geçer. Bu sebeple evlerde, hijyenik şartlara azami titizliği göstermek gerekir. Değerli okurlar, birkaç gün sonra gireceğimiz Yeni Yıl için Siz Saygıdeğer Okurlarımıza en içten duygularımla sağlık, mutluluk ve başarı temennilerimi sunuyorum. Sevgiyle kalın. EFTENİ GÖLÜ KORUMA SAHASI İÇİNE ALINDI Düzce’nin kuş cenneti olarak bilinen Efteni Gölü için kollar sıvandı. Sulak Alan Koruma Koruma Proje çerçevesinde; biyolojik, meteorolojik, jeolojik ve hidrolojik veriler değerlendirildi. Sosyolojik araştırmaların da yapıldığı çalışmalarda elde edilen tüm bilgiler Coğrafi Bilgi Sistemi’ne aktarıldı. Veriler ışığında gölde su seviyesi yükseltilecek ve etrafına koruma yapılacak. Değerlendirme toplantısında konuşan Düzce Valisi Vasip Şahin, “Efteni göz bebeğimiz. Doğal güzelliklerimizi harcama noktasında hovardalık yapamayız’’ dedi. Alageyikleri bebek gibi koruyoruz Türkiye’de sadece 200 tane yaşadığı tahmin edilen alageyik popülasyonunun korunması, uygun yaşam alanı bulunan birkaç değişik alana nakledilerek tabiata yerleştirilmesi ve türün devamlılığının sağlanması amacıyla başlatılan çalışma kapsamında Aydın’daki Dilek Yarımadası Milli Parkı’na 17 alageyik yerleştirildi. Alageyiğin halen yaşamakta olduğu Antalya Düzlerçamı bölgesinin insan tehdidi altında olduğunu açıklayan Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, nisan ayında yapılan çalışmalar kapsamında Dilek Yarımadası’na yerleştirilen alageyiklere GPS-GSM vericiler takılarak ve alana fotokapanlar kurularak nesli tehlike altında olan bu sevimli hayvanların her hareketini saniye saniye takip ettiklerini bildirdi. 15 yaşında, 7 kıtanın 7 zirvesini tırmandı! Amerikalı 15 yaşındaki Jordan Romero, 7 kıtada en yüksek dağların zirvelerine tırmanan en genç insan oldu. Dünyadaki zirvelere tırmanmaya 6 yıl önce başlayan Romero, son olarak cumartesi günü babası ve üvey annesinden oluşan ekiple Antarktika’daki Vinson Massif dağının zirvesine ulaştı. Kaliforniyalı Romero, 10 yaşındayken Afrika’daki Kilimanjaro Dağı’na, 13 yaşında da dünyanın en yüksek noktası olan Everest Tepesi’ne tırmanmış. Diş hekimi adayları yeşil çevre için seferber oldu Genç Tema, Kayseri Erciyes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde ‘Yeşil Stand’ açtı. Standda muayene için gelen hasta yakınlarına ve çalışan personele çevre sağlığının korunması, tıbbi atıkların çevreye zarar vermeden toplanması, geri dönüşüm ve ağaçlandırmanın önemi hakkında bilgi verildi. Genç Tema Kayseri ve Yeşil Nefes Gönüllülük Sorumlusu Beyza Eren ile Stand Sorumlusu Meriç Kiraz, çevreye duyarlılıkta öncü bir üniversite gençliğinin yetişmesi için etkinlik başlattıklarını söyledi. ‘Yeni yıla ağaç keserek değil, dikerek girelim’ Antalya’nın Manavgat Orman İşletme Müdürlüğü, “Yeni Yıla Ağaç Keserek Değil, Fidan Dikerek Girelim” adıyla 10 bin fidan dağıtım kampanyası düzenledi. Manavgat Kaymakamı Emir Osman Bulgurlu ve İlçe Orman İşletme Müdürü İsmail Hacıoğlu, Cumhuriyet Meydanı’nda vatandaşlara andız, fıstık çamı ve keçiboynuzu (harnup) fidanı dağıttı. Fidan dağıtımına vatandaşların yanı sıra yerleşik turistler de ilgi gösterdi. Hacıoğlu, “Gelecek kuşaklara bırakacağımız en değerli miras temiz bir çevre ile ormanlarımız” dedi. Türkiye’den Japonya’ya 12.500 km pedal çevirdi Küresel ısınmaya dikkat çekmek için Ankara’dan yola çıkan genç çevreci Gürkan Genç, 11 ayda, 11 ülke ve 950 şehri bisikletle gezdi. Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Çin, Moğolistan, Güney Kore ve Japonya’yı kapsayan yolculukta tam 12 bin 500 kilometreyi pedallayan Genç, küresel ısınmanın en büyük sebeplerinden bir tanesinin bilinçsizce tüketilen ve hidrojen elementi bulunduran fosil yakıtlar olduğunu söyledi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT