BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başbakan’ın Ermeni meselesine yaklaşımı

Başbakan’ın Ermeni meselesine yaklaşımı

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin ‘Sözde Ermeni Soykırımı’ iddialarına ilişkin yıllardır sürdürdüğü politikasını revize etmesinin gereğine işaret etmiştim. Türkiye’nin bu iddialara karşı uluslar arası arenada agresif bir tutum takınmak yerine tarihi bilgi, belge ve arşivlere başvurarak bilimsel dayanağı olan bir dil kullanmasının gereği var.



Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin ‘Sözde Ermeni Soykırımı’ iddialarına ilişkin yıllardır sürdürdüğü politikasını revize etmesinin gereğine işaret etmiştim. Türkiye’nin bu iddialara karşı uluslar arası arenada agresif bir tutum takınmak yerine tarihi bilgi, belge ve arşivlere başvurarak bilimsel dayanağı olan bir dil kullanmasının gereği var. 1915 olaylarına ilişkin Türkiye’nin gocunacağı ve saklayacağı bir sıkıntısının olmadığına inananlardanım. Bu problem bizimle yaşamaya devam edeceğine göre bu problemi ciddiye alıp gerçek ne ise dünyanın gözü önüne serip doğruyu herkesin gözüne ve beynine sokmamız şart. Bağırarak; çağırarak, posta koyup tehdit ederek bir yere varamadık. Bu gerçeği 2005’lerde fark eden Başbakan Erdoğan, o tarihlerde bu iddiaları incelemek üzere ortak bir tarih komisyonu kurulmasını önermişti. Bu çok akıllıca bir öneriydi. Ancak Ermenistan karşı çıktı ve konu orada kaldı. Orada kalmamalıydı, Ermenistan komisyona üye vermiyorsa, Türk-Fransız-İngiliz-Rus ve Amerikalı hatta İranlı tarihçilerden oluşan bağımsız bir komisyon oluşturup tüm arşivleri incelettirebilirdik. Ayrıca bu konuya Türk Tarih Kurumu gibi resmi devlet kurumları yerine üniversitelerimiz sahip çıkmalı. Bu alandaki çalışmaları üniversiteler götürmeli. İki gün önce Sayın Başbakan; “Anlık öfkelerle bu iş çözülmez. Bilimin, tarihin, arşivlerin rehberliğinde çözüm aramalıyız. Kalıcı bir çözümü ancak böyle oluşturabiliriz” dedi. Başbakan’ın soruna yönelik tespiti ve çözüm önerisi son derece uygun ve yerinde. Hiç vakit kaybetmeden bu öneri hayata geçirilmeli ve bir yerden başlanmalıdır. Yeni bir krizle karşılaşana kadar kafamızı kuma gömmemeli ve hemen harekete geçmeliyiz. Cumhurbaşkanı Gül: Çankaya Son durak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kanal 24’te çıktığı canlı yayında ilginç mesajlar verdi. Görev süresinin tartışılıyor olmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Bu konuda yerden göğe kadar haklı. Görevinin başında olan bir Cumhurbaşkanı’nın görev süresini tartışmak ve bu konudaki belirsizlik yakışıksız bir durum.TBMM bu yakışıksız duruma en kısa sürede son vermelidir. Ankara’da edindiğim izlenim bu sorunun Şubat ayı ortalarına kadar çözüleceği yönünde. Köşk’ten sonra siyasete yeniden dönmesiyle ilgili soruya verdiği cevap ilginç. Sayın Cumhurbaşkanı; “Ben siyasette her kademede bulundum. Herhangi bir beklentim yok, hesabım söz konusu değil. Siyaseti yaptım ve geldim. Bu yoldan geçtim, yapacağımı yaptım’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanı’nın siyasete dönmek gibi bir talebi olmayabilir. Ancak bu kadar iyi yetişmiş; deneyimli ve halkın sevgisini kazanmış, ciddi bir bilgi birikimine ve tecrübeye sahip bir insanın bu yaşta “işim bitti, artık ben bağ bahçe işleri ile uğraşacağım” deme lükse yoktur. Böyle bir tercih, affedersiniz ama hovardalık olur, Türkiye’nin içinden geçtiğimiz konjonktürde iyi yetişmiş tecrübeli devlet adamlarını genç denebilecek bir yaşta emekli etme lüksü yoktur. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanı bu kararı tek başına vermemelidir. Onu siyasete taşıyan; vekil yapan, dışişleri bakanı yapan, başbakan yapan ve nihayet oyları ile sandıkları patlatarak Cumhurbaşkanlığı’na taşıyan millete danışarak, milletin görüşüne başvurarak milletle ve kendisini o makamlara taşıyanlarla birlikte bu kararı vermelidir. Tek başına karar vermek bencilce bir tutum olur ki Sayın Gül’ü tanıyanlar bunu ona asla yakıştırmazlar. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu konuda bir karara varması için çok erken.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT