BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suriye ve gerçekler

Suriye ve gerçekler

Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı Devletinden koparılan Suriye aslında Anadolu’nun bir uzantısıdır. Suriye kısa bir dönem Fransız sömürgesi oldu.



Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı Devletinden koparılan Suriye aslında Anadolu’nun bir uzantısıdır. Suriye kısa bir dönem Fransız sömürgesi oldu. Fransa Suriye okullarında Türk, İslam, Osmanlı düşmanlığına dayanan bir beyin yıkama eğitimi ve Hatay meselesi ile fitne tohumları ekti. Fransa Suriye’den çekilmeden önce devlet kadrosunu Şii (Nusayri) ve Hıristiyan kişilerle doldurdu. Kırk küsur senedir Suriye’de iktidarda olan azınlık Nusayri+sosyalist Baas Partisi idarecilerinin çoğu Türkiye’ye düşman ve Türkiye’yi kıskanan ve İslamiyetten kopmuş kişilerdir. Sosyalist Baas Partisinin kurucusu Hristiyan Mişel Eflak’tır. Bu kişinin ölümünden sonra Vatikan onu “aziz” ilan etmiştir. Haçlı ordularının yapamadığını Mişel Eflak yapmıştır. Sosyalist Baas Partisi sadece sosyalist değildir. Partinin tüzüğünün dibacesinde “Baas Partisinin nihai hedefinin Arap Dünyasını İslamiyet öncesine getirmek” şeklinde bir cümle yer alır. İslamiyet öncesi Araplar “Cahiliye Devri”nde idi. Suriye halkının yüzde 78’i Sünni (Ehl-i Sünnet) Müslümandır. Yüzde 12’si ise Nusayri ve Şiidir. Yüzde 10’u Hristiyandır. Maalesef Suriye’de iktidar çoğunluk elinde değildir. Azınlığın elindedir. Suriye iktidarı azınlık olma korkusu içinde çoğunluk olanların sinmesi ve göç etmesi için suikastlar, toplu katliam, kazalar, sürgünler, işkenceler, özel mülklerin elinden alınması, Sünnilerin yatırımlarının önlenmesi gibi işleri periyodik bir şekilde yapmaktadır. Sünni toplumun ayaklanmaları iktidar tarafından çıkartılmıştır. Ve Hama’da olduğu gibi 40 bin kişi katledilmiştir. Şu andaki iktidar asla ve asla demokrasiye imkan vermez. Demokrasi gelirse çok partili rejime geçilirse Osmanlının Suriye’den çekildiği andan bu yana bütün suçlar ortaya çıkacaktır ve elbette suçlular cezasız kalmayacaktır. Arap Dünyasındaki “Arap Baharı” aslında Arapların uyanışıdır. Dikta ve vesayet rejimleri geç de olsa güç de olsa yıkılmaya mahkûmdur. Suriye iktidarı işbaşında kalmak için her yola başvuracaktır. Emperyalist güçler Suriye iktidarının devamından yanadır. Müslümanların iktidar olması emperyalist güçlerin sömürüsüne mani olur. Suriye ve Orta Doğu’daki hadiseler Osmanlının dirilişi değil, halkın uyanışıdır. Nasıl ki azınlık korkusuyla İsrail, Filistinli milyonları göçe zorladıysa, Suriye ve Hristiyan Batı da şimdi Suriyeli Sünnileri göçe zorlayarak azınlık korkusunu yenmek istemektedir...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT