BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çocuğa tutarlı davranın

Çocuğa tutarlı davranın

Çocuk yetiştirmede her ailede, az çok görüş farklılıkları vardır. Anne-babalar bu farklılıkları “Benim dediğim olacak!” savaşına dönüştürmedikleri sürece, çocuğun gelişimine katkı sağlayacak bir zenginlik hâline getirebilir.



DR. A. FARUK LEVENT SORULARINIZI CEVAPLIYOR... Eşim ile çocuk yetiştirme konusunda aramızda farklılıklar var. Benim, çocuğa koyduğum kurallar eşim tarafından desteklenmiyor. 7 yaşındaki kızımız bu durumdan nasıl etkilenir? Anne ve baba olarak çocuğumuza karşı nasıl davranmamız gerekir? (Adana‘dan bir okurumuz) Eşiniz ve sizin farklı kişilik özellikleriniz, farklı aile yapılarınız, farklı çocukluk yıllarınız sebebiyle aslında bu durum kaçınılmazdır. Önemli olan bu farklılıkların çocuğa nasıl yansıtıldığıdır. Sizin birbirinize nasıl davrandığınız ve birbirlerinize karşı gösterdiğiniz saygı, çocuğun hangi davranışlarına izin verip neye izin verilmeyeceğinden çok daha önemlidir. Çünkü anne ve babanın birbirine karşı yaklaşım tarzı, çocuk için olumlu ya da olumsuz bir örnek teşkil eder. Yatma saati, beslenme, disiplin gibi temel alanlarda nasıl davranılacağı konusunda anne ve baba olarak farklı görüşlere sahip olsanız bile, karşılıklı konuşup önceden anlaşma sağlamalısınız. KURALLAR GEVŞERSE Mesela çocuğun televizyon izlemesine karşı olan bir annenin buna izin veren eşiyle çocuğun önünde tartışması, onun televizyon izlemesinden daha zararlıdır. Böyle bir durumda, o an için sessiz kalıp daha sonra konu üzerinde uzlaşmaya çalışmak daha sağlıklıdır. Zaten anne ve baba, birbirlerinin kurallarını gevşetiyor ya da bozuyorsa; çocuk neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrenemeyecektir. Bu şekilde büyüyen bir çocuk, kural tanımayan ya da her fırsatta kuralları zorlayan, sorgulayan ve sorumluluk almayan bir çocuk olur. Bununla birlikte aşırı hoşgörülü ve yumuşak bir annenin varlığında, baba disiplin açığını katı kurallarla kapatmaya çalışıyorsa babanın yanında çocuk uyumlu gibi görünse de bu, sadece babanın varlığında sağlanabilen bir uyumdur. YOKSA BABAN KIZAR! Bir başka örnekte ise anne, kuralları “Ödevlerini yapmazsan baban kızar!” gibi cümlelerle uygulamaya çalışırsa bu yaklaşım çocuğun o kuralın gerçekten gerekli olup olmadığını sorgulamasına sebep olabilir ve uzun vadede işe yaramaz. Farklı durumların sebep olabileceği diğer bir sonuç da anne ve babanın çelişkili davranışlarının çocuk tarafından kullanılmaya başlanmasıdır. Bu farklı tutumlardan yararlanan çocuk, anne ve babayı kendi isteklerine göre yönlendirmeye başlar. Özet olarak anne ve babanın farklı görüş ve tutumları hemen her ailede az ya da çok var olan bir durumdur. Anne-babalar bu farklılıkları “Benim dediğim olacak!” savaşına dönüştürmedikleri sürece, çocuğun gelişimine katkı sağlayacak bir zenginlik hâline getirebilir. Tatilde okuyacağı kitabı kendi seçsin Okullar “Şubat Tatili”ne giriyor. Yarıyıl tatilinde çocuğumun bol bol boş zamanı olacak. 10 yaşındaki oğlumun tatil zamanında kitap okumasını istiyorum. Çocuğuma kitap okuma alışkanlığını nasıl kazandırabilirim? (Ankara’dan bir okurumuz) Günümüzde televizyon, bilgisayar, internet gibi teknolojik imkânlar ile görsel cazibesi yüksek birçok oyun ve oyuncak arasından çocuklara kitabı sevdirmek çok kolay değildir. Maalesef çocuklar, klasik roman kahramanlarını değil çizgi film kahramanlarını daha iyi tanıyorlar. Oysa kitap, çocuğun duygu ve düşünce dünyasını besleyen, üreticiliğini ve hayal dünyasını geliştiren en güzel arkadaştır. Çocuğunuza kitap okumayı sevdirmek istiyorsanız; onun, ilgisine ve beklentilerine göre kitap almasını sağlamalısınız. Bunun için çocuğunuzla kitapçıya gidin ve okuyacağı kitapları kendisinin seçmesine izin verin. Siz sadece eğitici ve öğretici özelliği olan kitapları seçmesine yardımcı olun yeter. İlgi alanına yönelik her yeni bilgi ve kahraman onu heyecanlandıracak, onun okuma isteğini arttırmaya başlayacaktır. Odasında kitaplarını koyabileceği bir kitaplık oluşturabilirsiniz. Bunun yanında anne ve baba olarak kitap okuma konusunda ona iyi bir model olmalısınız. Ev içinde ailecek kitap okumaya özel bir zaman ayırabilirsiniz. Hatta okuduğunuz kitaplarla ilgili ilginç notları birbirinize anlatabilir ve paylaşımlarda bulunabilirsiniz. Böylece okumanın değerini göstermiş ve onun ifade becerisini desteklemiş olursunuz. Ayrıca günlük gazete ve dergileri takip etmesini özendirebilirsiniz. Örneğin TÜBİTAK tarafından çıkarılan “Bilim Çocuk” dergisine ve “Türkiye Çocuk” dergisine abone olmanızı tavsiye ederim. Özellikle “Bilim Çocuk” dergisi, bu yaştaki çocuklara bilimi ve araştırmayı sevdirmesi açısından oldukça faydalıdır. LÜGATİ’T UYDURUKÇA ERROR VERİYORUZ Bilgisayar çağında büyüyen çocuklarımızın, Türkçeleri de bu çağdan nasibini alıyor. Geçenlerde bir öğrenci, “Bilgisayara oyunu yüklerken error verdi” dedi. İngilizce olan bu kelime “hata, yanlış” anlamına geliyor, fakat çocuk hata yerine “error verdi” diyor; çünkü alışmış, etrafında öyle kullanıldığı için normal geliyor. Ne yazık ki buna benzer çok kelime yayılmış, yayıldıkça kullanmışız; kullandıkça yayılmış. Bir arkadaş da, bir şey ikram edildiğinde, “Almayayım, full doluyum” dedi. Fakat full zaten dolu demek. Galiba, uydurukçacılara benzer başka bir kitle de full kelime dolduruyor dilimize... PENCERELER Emre erdoğan emre.erdogan@ihlaskoleji.com KARMA SÖZLÜK SÖZLÜKLERDE KARNE 2005’te yazılan bir yorum: MEB’in açıklamasına göre, artık kâğıt şeklinde karneler kalkacakmış, internetten görecekmiş veliler notları ve çıktı alabileceklermiş dilerlerse. (latraviata) İlkokul 3’e giden bir öğrenci: “Karne olmadan öbür sınıfa geçilmez, öğretmenler nerde senin karnen der”. (quant) Karnesinde zayıfı olan öğrenci: “Hocam iki saat sonra helvamı yemeye buyurun.”(harar) Seksenlerin gözde karne hediyeleri: Futbol topu, bisiklet (önceleri Pinokyo, sonra BMX modelleri), atari, Commodore 64. (cosmicstring) Takdir belgesi: Bir bianchi gücündeki belge... (van den budenmayer) Takdir belgesi: Her ne hikmetse bizim yeğenin hep (1) “bir” puanla kaybettiği belge. (takuma) Karne: Çamaşır suyu ile yapılan değişikliklerin yıllar sonrasında söz konusu bölümün sararmış olduğunu fark etmenizle birlikte sizi güldüren kâğıt (ap7ril) HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY: KÖTÜ NEFES Ağız kokusunun sebebi kükürt bileşenleri “Piyasada çok fazla koku giderici - önleyici ürün bulunduğundan, ağız temizliği için hiç endişelenmeme gerek yok” diyebilirsiniz. Fakat kronik kötü nefes -halitosis olarak da bilinir- oldukça yaygın bir “insanlık hâlidir.” Çok iç açıcı bir konu olmayan “kötü nefes” hakkında bilmediğiniz 3 şey: 1) Halitosisin, yani kötü nefesin sebebi olan bileşen, çürük/bayat yumurtada bulunan bileşenlerle aynı. Kanadalı ağız sağlığı uzmanı Dr. Hal-strom, bu kokuya sebep olan kükürt bileşenlerinin, yemek yerken ağızdaki bakterilerin yiyecekle olan etkileşiminden kaynaklandığını belirtti. 2) Diş fırçalamama alışkanlığı: Ne kadar bakteri, o kadar nahoş nefes... Bakteriler saklanacak yer bulduklarında çok daha fazla çoğalırlar. Bu tür yerler ise şu hâllerde daha çok olur: diş eti hastalığı, diş doktorunun elinden geçmesi gereken bir dişe sahiplik ve diş fırçalamama alışkanlığı. Ayrıca, böbrek hastalıkları balık yemişlik kokusuna, şeker hastalığı ise meyve yemiş gibi bir kokuya sebep olur. 3) Geçici çareler: Bazı koku giderici - önleyici ürünler, ağız içinde biriken bakterileri öldürebilir ve geçici olarak kokuyu giderebilir. Fakat kalıcı çözüm, ağız sağlığından ve temizliğinden geçiyor: Dişlerinizi günde en az iki kez fırçalayın; dilinizi, ağız çatınızı da fırçalayın, dişlerinizin en az üçte birine ulaşamayan fırçaya ek olarak günde bir kere diş ipi kullanın, ağzınızı nemli tutması için bol bol su için ve şekerden uzak durun. TWEETÇİ Ahmet Rasim Akdağ ahmetrasim.akdag@ihlaskoleji.com Alexander Bekirow Telefonla mesaj yazarken para üstü verebilen, bunu yaparken aynı zamanda öndeki arabaya laf atabilen canlıya “Minibüsçü Halit Abi” denir... Emrah Yıldırım Kılıbık erkekle maço erkek arasında 10 dakika vardır. Kılıbık erkek karısının dediğini hemen yapar, maço erkek 10 dakika sonra yapar. Ateş Uysal Schwarzkopf’unbi’ marka ismi için Latin alfabesindeki bütün harfleri kullanması gerçekten büyük hovardalık. İstiklal Akarsu Parası neyse verelim de Google Trans-late’i bi’ İngilizce kursuna yazdıralım. Uğur Sönmez Sözün bittiği yer dedikleri “nişan” olsa gerek. Ozan Kibritçi Twitter ve Facebook çıkmasa, hâlâ umumi tuvalet kapılarına ve kağıt paralar üzerine yazı yazarak sosyalleşen bir millettik... olcayto Kadının önüne dünyayı sersen, şu tarafa doğru sersek daha iyi olmaz mıydı der... egomupudraladım Öğrencilik hayatı boyunca “sabah erken kalkar çalışırım” felsefesi nasıl bir varlık, bir doğu felsefesi gibi ekol olmadı hâlâ ona şaşarım. etkiliyorum Salih UYAN salih.uyan@ihlaskoleji.com twitter.com/etkiliyorum Edip olur kişi sermaye-i hayâsı kadar Bugün karne zamanı... Milyonlarca öğrenci beşlik sisteme göre kâğıt üzerinde değerlendirilecek. Anne babaların çocuklarını değerlendirmesi de muhtemelen akademik başarı temelli olacak. Akademik başarıyı yükseltmek çok zor değil. Teknik altyapıda birkaç değişiklikle halledilebileceğine inanıyorum. Ama ahlâklı bir nesil yetiştirebilmek doğrudan eğitim politikalarıyla alâkalı değil. Anne babasına asi olmayan, büyüklerine saygıda kusur etmeyen gençlerin yetişmesi kâğıt üzerinde yapılacak birkaç düzenlemeyle mümkün olmuyor maalesef. Akademik başarıyı bir yana koyarsak öğrencilerimizin ahlâki açıdan ne kadar iyi bir durumda olduğunu görebilmek için diğer dünya devletlerine bir göz atmak yeterli. Mesela İngiltere, eğitim kalitesi açısından kendini ispatlamış bir ülke olarak biliniyor. Ancak İngiliz hükümeti ne yapacağını şaşırmış durumda. Özellikle ilköğretim kademesinde yaşananlardan dolayı yetkililer çaresiz kalmış. İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre İngiltere’de her gün 1000 öğrenci okuldan atılıyor. Bir yıl içinde sınıftaki şiddet olayları geçen yıla göre iki kat artmış. Geçen yıl bu rakam 452’ymiş. Ayrıca geçen yıl 44 öğretmen hastanelik olmuş. Öğrenciler tarafından kötü muamele gördükleri için mesleği bırakmak isteyen öğretmenlerin sayısı da hızla artıyormuş. Royal Society of Medicine üyesi Doktor Aric Sigman’a göre ana babaya asi olma yaşı ana sınıfına inmiş. Dr. Sigman bunun sebebini, aile ve çocuk arasındaki sınırların kalkması ve otorite kaybı olarak gösteriyor. Dr. Sigman, “Henüz 10 yaşındaki çocuklar annelerini tokatlıyor. Ancak durumdan utanan anneler bu durumu kimseyle paylaşamadığından bunlar kayıtlara geçmiyor” diyor. Bu arada İngiliz hükümetinin yayınladığı rapora göre her gün yaşları 4-6 arasında değişen 15 çocuğun, öğretmenlere saldırdıkları iddiasıyla okuldan atıldığı belirtiliyor. Ülkemizdeki eğitim kalitesini tartışabiliriz. Ama eğitimden maksat iyi insan yetiştirmekse hiçbir ülkenin bizimle aşık atamayacağını düşünüyorum. Siz de bu akşam çocuklarınızın durumunu değerlendirirken sadece karne notlarına veya ne kadar kitap okuduğuna takılıp kalmayın. 93 kişiyi öldüren Norveçli cani Anders Behring Breivik de eğitim hayatı boyunca hep en iyi notları alır ve çok kitap okurmuş. Sürekli gittiği lokantanın Türk sahibini televizyonda, “Yemek yerken sürekli kitap okur, bir yandan da not tutardı” derken hatırlıyorum. Artık bunun üzerine bir yorum yapmıyorum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT